Alkol Bağımlılığı

Dosyayı isterseniz görüntüleyebilir isterseniz indirebilirsiniz.


GoogleDocs üzerinden indirmek ve görüntülemek için : İndirAçılan sayfadan şekildeki gibi indirebilirsiniz–
indirme

 

ALKOL BAĞIMLILIĞI

Sunum Planı

Tanım

Alkol bağımlılığı, diğer adıyla alkolizm alkollü içkilere tutkunluk derecesinde bağlı olma haline denir.

Alkolik, alkolün kendisine ve sosyal ilişkilerine zararlı olduğunu bildiği halde içmekten kendini alamayan kişidir.

Riskli içme, erkekler için haftada 14 standart içkiden fazla ya da bir seferde 4 standart içkiden fazla; kadınlar için haftada 7 standart içkiden fazla veya bir kerede 3 standart içkiden fazla içme olarak tanımlanmaktadır.

Alkol Bağımlılığı Belirtileri

Kişi tarafından alışkın olduğu etkinin sağlanabilmesi için kullanılan alkol miktarının giderek arttırılıyor olması; eskiden kullanılan, alışkın olunan alkol miktarı ile aynı hissin ve etkinin sağlanamaması (tolerans)

Kişinin kullandığı alkolün miktarını azaltması ya da alkolü bırakması sonucunda yoksunluk belirtisi dediğimiz bir takım ruhsal ve bedensel sıkıntılar içerisine girmesi ve yoksunluk belirtisi hisseden kullanıcının alkol alması ile rahatlama hissetmesi

Kullanılan alkolün kişi tarafından almayı tasarladığı miktardan fazla miktarda ve sürede kullanılması

Alkol Bağımlılığı Belirtileri

Alkol sağlamak, alkol kullanmak ya da alkolün etkilerinden kurtulmak için çok fazla zaman harcanması

Alkol kullanımı yüzünden önemli toplumsal, mesleki etkinliklerin ya da boş zamanları değerlendirme etkinliklerinin azaltılması ya da bırakılması

Alkol kullanımını bırakmak ya da denetim altına almak için başarısız girişimlerin varlığı

Alkolden zarar gördüğü bilinmesine rağmen alkol alımına devam etmek

Alkolün Fizyolojik ve Nörobiyolojik Etkileri

Etil alkol mide ve bağırsak mukozasından doğruca kana karışır.

Alkol bütün hücreleri etkiler ama en çok beyin hücreleri üzerinde etkisi vardır. Bu nedenle de etkileri önce davranış üzerinde belli olur.

Alkolün Fizyolojik ve Nörobiyolojik Etkileri

Karaciğerde aşırı hidrojen birikimi ile karaciğerin metabolik işlevleri bozulur.

Glukoneogenezi etkileyerek kan şekerini düşürür; kanda laktat artar ve bu da böbrekleri etkileyerek ürik asitin atılmasını zayıflatır.

Alkolün yakılma sürecinde hidrojen karaciğerde yağ metabolizmasını bozar, lipiidlerin birikimine neden olur. Bu da hiperlipidemiye yol açar.

Fazla yağların bir kısmı da keton cisimciklerine dönüşürek ketoasidoza neden olur.

Alkolün Fizyolojik ve Nörobiyolojik Etkileri

Alkolün beyin hücreleri üzerinde uyarıcı etkisi yoktur.

Önce korteks hücrelerini etkilediği için üst merkezlerin denetimi zayıflar ve bu nedenle kişide bunaltı yatışır; denetimsiz, taşkın davranışlar belirir.

Alkolün kanda artması ile alt merkezler de etkilendikçe, uyanıklık durumu bozulur, davranış denetimi kalkar. Uyku, stupor, koma olabilir.

Karaciğerde alkolün yıkılma sürecindeki asetaldehit doğrudan beyni etkiler.

Alkolün Fizyolojik ve Nörobiyolojik Etkileri

Alkol birbirine karşıt iki grup etkiye yol açar. İlk grup etkiler sakinleşme, gevşeme ve davranışlar üzerindeki denetimin kalkmasıdır. (disinhibisyon)

Çoğu kişide bu etkiler iki saat içinde azalarak ortadan kalkar.

Hızla alınan yüksek dozlarda alkol önce sedasyona, daha sonra uyku haline, bilinç kaybına ve ölüme yol açabilir.

Alkolün Fizyolojik ve Nörobiyolojik Etkileri

İkinci grup etkiler arasında ise huzursuzluk, ajitasyon, uyanıklık, sinirlilik, sese ve ışığa karşı aşırı duyarlılık belirtileri yer almaktadır.

Bu etkilerin ilk grup etkilere göre şiddeti daha hafif ve süresi daha uzundur. Bu etkilere kesilme belirtileri de denebilir.

Alkolün Nörokimyasal Etki Düzeneği

Alkol beynin inhibitör ve eksitatör nörotransmitter dizgeleri üzerinde etki yapmaktadır.

Etil alkol, GABA-A reseptör işlevlerini kamçılamakta, NMDA reseptör işlevlerini baskılamaktadır.

Etanolün etkisi beyindeki konsantrasyonuna göre değişmekedir.

Etanolün etki ettiği nörokimyasal sistemler şu şekilde sıralanabilir;

GABA reseptör sistemi

NMDA reseptör sistemi

5HT3 reseptörleri

Nikotinik kolinerjik reseptörler

Mezolimbik Dopaminerjik sistem

Mu opioid reseptörleri

Nöropeptidler

Alkolün Nörokimyasal Etki Düzeneği

Etanolün proteinlerin belli bölgeleri veya etki alanları üzerinden etki etmekte olduğu, reseptörler üzerinde bir tür alkole duyarlı cepler bulunduğu araştırmalarla gösterilmektedir.

Etanolün doğrudan etkisi yalnızca 5HT3 reseptörleri üzerindendir. Diğer seratonin reseptör alt tipleri ise etanolün etkisi ile artan seratonin salınımı ve dolaşımından dolaylı olarak etkilenmektedir.

Alkolün Nörokimyasal Etki Düzeneği

NMDA reseptörlerinin mezolimbik dopamin nöronları üzerinde baskılayıcı etkisi nedeniyle dopaminerjik etkinlikte azalma olmakta ve buna bağlı olarak haz duyamama, hiçbir şeyden zevk alamama (anhedoni) ortaya çıkmaktadır.

Etanolün keyif verici ve pekiştirici etkilerinden mezolimbik dopaminerjik sistemin etkinleşmesi sorumludur.

Üzerinde çalışılan tüm nöropeptidlerin alkol bağımlılığı tedavisindeki yeni ve umut verici hedefler olduğu düşünülmektedir.

Alkolün Nörokimyasal Etki Düzeneği

Sıklık ve Yaygınlık

Alkol bağımlılığı gelişmiş ülkelerde en başta gelen sağlık sorunlarından biridir.

ABD’de 2000 yılında yapılan ev halkı taramasında 12 yaş üzeri nüfusta alkol kullanım yaygınlığı %46,6 olarak, ağır içicilik (son 30 gün içinde en az 5 gün, 5 ya da daha fazla standart birim tüketimi) yaygınlığı %5,6 olarak saptanmıştır. Ağır içicilik 18-25 yaş arasında en yüksek oranda bulunmuştur.

Sıklık ve Yaygınlık

DSÖ tarafından yürütülen 2003 Dünya Sağlık Taraması Çalışmasına göre ise Türkiye’de 18 yaş üstü nüfusta yaşam boyu alkol kullanım oranı %18.9, alkol kullanım bozukluğu ise %1,1 olarak saptanmıştır.

1990’da ABD’de tüm ölüm nedenleri arasında alkol bağımlılığından ölüm %5’in üzerinde bulunmuştur.

2006-2010 yılları arasında ise ABD’de aşırı içki kullanımına bağlı olarak her yıl 88.000 ölümün olduğu ve ölen kişilerin yaşam süresinin en az %30 azaldığı gösterilmiştir.

Alkol bağımlılığı en çok 22-35 yaşlar arasında görülür.

Klinik Belirtiler

İçkiye karşı aşırı bir istek veya tutku

İçmeyi durduramamak ve kontrollü içmenin mümkün olmaması

Kesilme belirtilerinin ortaya çıkmasını önlemek ya da bu belirtileri yatıştırmak için içmek

İçki bırakılınca veya azaltılınca fizyolojik kesilme belirtilerinin ortaya çıkması

İçkiyi artırma eğilimi ve başkalarını ağır derecede zehirleyebilecek miktarlara kadar içebilmek; tolerans oluşumu

Klinik Belirtiler

Sosyal, aile, iş yaşamının gereklerini yerine getiremeyecek biçimde içmeyi sürdürmek

Başka ilgi ve zevklere yer vermemek

Sağlığa zararı görüldüğü; işinden, eşinden olacağını bildiği halde içmeyi sürdürmek

Bir süre bıraktıktan sonra yeniden başlayınca bağımlılık belirtilerinin hızla gelişmesi

Alkol bağımlılığının daha ender bir klinik tipi de kişinin uzun aralar verdikten sonra birden başlayıp, günlerce ya da haftalarca her gün, sürekli biçimde ve çok miktarda içki içmesidir. Bu durum dipsomani olarak adlandırılır.

Klinik Belirtiler

Ölçme ve Değerlendirme Araçları

KESİ testi

İçkiyi kesmeniz gerektiğini hiç düşündünüz mü?

İçki içmeniz nedeniyle yakınlarınız tarafından eleştirildiğiniz oldu mu?

İçki içmeniz ile ilgili olarak kendinizi suçlu veya kötü hissettiğiniz oldu mu?

Sabah ayılmak, huzursuzluğunuzu yatıştırmak ya da akşamdan kalma halinizi düzeltmek için uyanınca ilk iş olarak içki içtiğiniz oldu mu?

Her bir soru 0 veya 1 puan olarak değerlendirilir. 2 veya daha fazla puan alan kişilerde alkol bağımlılığı tanısı çok kuvvetli bir olasılık olarak değerlendirilir.

Diğer testler: AUDIT, MAST

Biyolojik Belirteçler

GGT: kadınlarda 30U/L, erkeklerde 35U/L üstü

CDT: 20U/L üstü

MCV: 91 µm  üstü

ALT, AST

HDL

LDH

Ürik asit

Sonuç

«Süreğen, iyileşme ve yinelemelerle seyreden bir hastalık»

Alkol bağımlılarının büyük çoğunluğunda depresyon belirtileri sık olarak görülür.

20 yaşından daha erken başlayan, antisosyal kişilik bozukluğu özellikleri gösteren, olumsuz aile, iş ve toplumsal koşulları olan hastalarda gidiş ve sonlanış daha kötüdür.

Sabrınız için teşekkür ederim.

Bir Cevap Yazın