Cinsiyet Bezi Hormonları

Dosyayı isterseniz görüntüleyebilir isterseniz indirebilirsiniz.


GoogleDocs üzerinden indirmek için : İndir–Açılan sayfadan indirebilirsiniz–

Önizleme ;

 

CİNSİYET BEZİ HORMONLARI
 
Amaç
Cinsiyet bezi hormonları hakkında detaylı bilgiye sahip olmak.
 
Öğrenim hedefleri
Cinsiyet bezi hormonları hangileridir?
Androjen, östrojen ve progesteronun:
Sentezi
Taşınması
Fonksiyonu
Sentetik üretimleri
Menstrüal döngünün düzenlenmesi
Plasental hormonlar
Meme gelişimi ve hormonlar
Cinsiyet bezleri ve hastalıklar
 
Giriş
Cinsiyet bezlerinde üreme hücreleri ile birlikte seks hormonları üretilmektedir. Cinsiyet bezi erkeklerde testisler, kadınlarda overlerdir. Testislerde: Spermatozoid ve androjenler üretilir. Overlerde: Ovum, Östrojenler, Progesteron üretilir. Cinsiyet bezlerinde çok azı aktif olan belirli sayıda steroit de üretilir.
Biyomedikal önemi
Gonadların muntazam işlemesi üreme ve yaşam için önemlidir.
Üremenin endokrin biyokimya ve fizyolojisinin anlaşılması, gebelikten korunma ile ilgili çabaların temelini oluşturur.
Gonadal hormonların güçlü anabolik etkileri vardır.
 
ERKEKTE CINSIYET BEZI HORMONLARI-IÇERIK
Androjenlerin (Erkeklik hormonlarının):
sentezi
taşınması
metabolizma ve atılımı
biyolojik etkileri
Sentetik androjenler
Erkek üreme sistemi fizyopatolojisi
 
Testisler üç tür hücre içerir:
  1. Germ hücreleri: Bunlar spermatogonya (spermin oluştuğu ön hücre grubu) veya daha ileri farklılaşmış hücrelerdir. Seminifer tübüllerdedir.
  2. Leydig hücreleri (intertisyel hücreler): Seminifer tübüller arasındaki bağ dokusuna yayılmışlardır. LH’ya yanıt olarak testosteron üretirler.
  3. Sertoli hücreleri: Seminifer tüplerin bazal membranını oluştururlar. Germ hücresinin farklılaşması ve olgunlaşması için ortam sağlarlar.
Hipofiz hormonlarından FSH ve LH üremede önemli rol oynarlar
  • Erkekte;
Hipofizden salınan LH leydig hücrelerinden testosteron salınmasını uyarır. Testosteron hem testis içerisinde hem de dolaşımla gittiği periferik dokuda etkisini gösterir. Yüksek testosteron düzeyleri LH salınımını baskılar.
Hipofizden salınan FSH ise seminifer tübüllerde yer alan sertoli hücrelerini uyararak ABP (Androjen Bağlayıcı Protein)’in sentezini uyarır. Leydig hücrelerinden salınan testosteron ABP’ne bağlanarak seminifer tubuluslarda sperm oluşum alanlarına taşınır ve yüksek konsantrasyondaki testosteronun etkisiyle spermatogenez hızlanır. Spermatogenez için testosteron yanında E2’ye de ihtiyaç vardır. FSH’nın uyarmasıyla sertoli hücrelerinden salınan inhibin negatif geri beslemeyle FSH salınımını baskılar. (Kadınlarda da FSH’nın etkisiyle granuloza hücrelerinden inhibin salınır. İnhibin FSH’yı negatif geri beslemeyle baskılar. Aktivin ise inhibine zıt çalışan bir peptidtir.)
Hipotalamik-Pituiter-Testikuler Aks
T: Testosteron, DHT: Dihidro testosterone, ABP: Androgene Binding Protein (Testosteron bağlanır. SHBG’nin analoğudur)
 
 
Androjenlerin sentezi
Testiste sentezlenen en önemli androjen testosterondur.
Kontrol basamağı ovaryum ve testiste LH tarafından uyarılır.
Testosteron erişkin bir erkekte oldukça sabit miktarlarda sentezlenir. (5-12 mg/gün)
 
Testiküler hormon üretimi yaşa bağlı olarak değişir.
Şekil. Seks steroidogenez yolu
Şekil. Testosteron biyosentez yolları. Şeklin sol tarafındaki yola D5 veya dihidroepiandrosteron yolu adı verilir; sağ taraftaki yolun adı ise D4 veya progesteron yoludur.
Testosteronun taşınması ve metabolizması
  • %98 kadarı albumin ve SHBG’e bağlanarak taşınır. %2 kadarı serbesttir.
  • SHBG, testosteron östrojen bağlayıcı globulin olarak da bilinir. Testosteron östrojenden daha büyük bir ilgi ile bağlanır.
  • SHBG, KC’de sentezlenir. Sentezi östrojen tarafından artırılır.
  • Testosteron metabolitleri aktif ve salgısal (inaktif) olmak üzere iki şekilde olmaktadır.
  • Aktif metabolitler:
  • Serbest testosteron hücreler tarafından kolaylıkla alınır ve dihidrotestosteron ve E2 gibi aktif metabolitlerine çevrilir. Bu bağlamda testosteron bir prohormon olarak da düşünülebilir.
  • Testosteron yapısındaki A halkasının 5a-redüktaz ile indirgenmesi sonucu güçlü bir androjen olan DHT oluşur.
  • 5a-redüktaz, prostat, deri, saç folikülleri ve beyinde bulunur.
Şekil 50.3  Dihidrotestosteron (DHT), 5a-redüktaz etkisi ile testosterondan oluşur
  • Adipoz doku gibi periferal dokularda testosteron’un az bir kısmı A halkasının aromatik hale dönüşmesi sonucu 17b-E2’e çevrilir.
  • Salgısal (inaktif) metabolitler:
  • Testosteronun yaklaşık %90 kadarı başlıca KC’de inaktif metabolitlere çevrilerek atılır.
  • Karbondaki OH grubunun keto grubuna çevrilmesi ve A halkasının indirgenmesi ile androsteron, etiokolanolon ve epiandrosteron gibi bileşikler oluşmaktadır.
  • Bu bileşiklere 17-ketosteroitler adı verilir.
  • Testosteron ve DHEA önce androstendiona dönüşür. Andorstendiondan da 17-ketosteroitler sentezlenir.
  • 17-ketosteroitlerin yanında testosteronun bir kısmı da diol, triol ve konjugatlar gibi polar metabolitlere dönüştürülür.
  • Testosteron metabolitleri olan 17-ketosteroitler ve polar metabolitlerin tamamına yakını idrarla atılırlar.
  • Erkekte idrarla atılan 17-ketosteroitlerin 2/3’ü adrenal, 1/3’ü testiküler kaynaklıdır. Kadında ise %90’dan fazlası adrenal kaynaklıdır.
  • Testosteron (veya androjenlerin) metabolitleri olarak 17-ketosteroitlerin idrarda ölçümü tanı amaçlı kullanılır. Bunların kaynağının çoğunu adrenaller oluşturduğundan temel ölçüm nedeni adrenal androjen üretimi hakkında bilgi edinmektir. Bunun yanında testis hastalıkların hakkında da bilgi verir. (Örnek: Hipogonadizmde düşer, adrenal hiperplazi ve testis tümörlerinde artar)
  • DHT metabolitleri 17-hidroksisteroitlerdir (Androstanediol ve Androstanediol glukronit). Bunların kanda ölçülmesi deri gibi periferik dokularda DHT üretimi hakkında bilgi verir.
Şekil. Testosteronun katabolizması ile oluşan bazı metabolitler
Androjenlerin biyolojik etkileri
  • Testosteron başta olmak üzere androjenler;
    • Cinsel farklılaşmada
    • Erkek tipi davranışlarda
    • Sekonder seks karakterlerinin gelişiminde
    • Anabolik metabolizma
    • Gen ifadesinin düzenlenmesinde etkilidirler.
  • Testosteronun en önemli işlevi FSH ile birlikte spermatogenezi uyarmasıdır.
 Androjen etki mekanizması. (LH, Lüteinleştirici hormon; T, testosteron; DHT, dihidrotetosteron; R, androjen almacı)
  • Androjenlerin anabolik etkileri androjenik etkileri kadar önemlidir.
  • İskelet kası, kemik ve böbreklerde RNA miktarını (mRNA, tRNA, rRNA) ve protein sentezini artırmaktadır (Erkeklerde böbrekler kadınlara göre daha büyüktür)
  • İskelet kaslarında kreatinin fosfokreatin halinde depolanmasını artırır.
  • Testosteron, böbreklerde Na, K, Ca ve P iyonlarının retansiyonunu uyararak kan hacminin artmasına neden olur.
  • Böbreklerden eritropoetin salıverilmesini uyararak hematopoezi etkiler.
  • DHT kemik iliğinde hemoglobin sentezini ve eritroit proliferasyonunu uyarır.
Sentetik androjenler
  • Androjenlerin kimyasal yapılarında bazı değişiklikler yapılarak elde edilen steroitler tedavide kullanılır.
  • Testosteron ağız yoluyla verilirse karaciğer’de hızla metabolize edilir, parenteral uygulandığında ise hızla dokulara alındığı için plazmada etkili düzeylere ulaşamaz. Bu yüzden tedavide tercih edilmez.
Erkek üreme sistemi fizyopatolojisi
Testosteron sentez eksikiliği Hipogonadizmdir.
            Puberteden önce olursa: İkincil seks özellikleri gelişmez.
            Puberteden sonra olursa: İkincil seks özellikleri geriler.
Testiküler yetmezlik varsa: Primer hipogonadizm
Kusurlu gonadotropin sekresyonu varsa: Sekonder hipogonadizm
Şekil. Kusurlu androjen etkisine katılan mutasyonlar. Mutasyonların kimliklendirildiği dört basamak gösterilmiştir. (T, testosteron; DHT, dihidrotetosteron; R, androjen almacı)
 
Kusurlu androjen etkisi → Feminizasyon
  • Biyosentetik enzimlerden tamamen yoksunsa (Testosteron sentezlenemez):
    • Fenotip olarak dişi görünür.
    • Genotip olarak (XY) erkektir.
  • Fonksiyonel reseptörlerden yoksunsa (Testis var, testosteron üretilir):
    • Testiküler feminizasyon sendromu
    • Dış genital organlarda feminizasyon vardır.
Jinekomasti (Erkekte meme gelişimi)
Nedenleri:
  1. Fizyolojik nedenler
            Yeni doğanda (anneden gelen östrojenden)
  1. Azalmış androjen aktivitesi
            Hipogonadizm
  1. Artmış östrojen aktivitesi
            Östrojen salgılayıcı tümörler
  1. Diğerleri
            Hiperprolaktinemi
 
 
KADINDA CINSIYET BEZI HORMONLARI-IÇERIK
  • Östrojenler
    • Östradiol
    • Östriol
    • Östron
  • Progesteron
  • Östrojenler ve progesteronun:
Biyosentezi
Taşınması
Metabolizması
Fizyolojik etkileri
Sentetik üretimleri
  • Kadınlarda androjenler
  • Adet döngüsü (menstrüel siklüs)
  • Hamilelikte plasental hormonlar
  • Meme bezinin gelişimi
  • Menapoz
  • Fizyopatoloji
 
 
Hipofiz hormonlarından FSH ve LH üremede önemli rol oynarlar
  • Kadında;
            FSH ® Foliküllerin büyümesinde etkilidir
                         LH ile birlikte östrojen sentezinde etkilidir
            LH ®  Ovulasyonu uyarır
                        Corpus luteumda progesteron oluşumu etkiler.
  • Overlerin fonksiyonu:            Oogenez
                                               Seks hormonlarının üretimi
  • Hormon sentezin uyarılması: GnRH →FSH/LH→Östradiol
Overlerin farklı hücrelerinde farklı hormonlar üretilir
  • Corpus luteumda
Progesteron
17-hidroksiprogesteron
  • Teka ve stroma hücrelerinde
Androstenodion
Testosteron
  • Granuloza hücrelerinde
Östrojenler
 
Östrojenler
  • En önemli sentez yerleri:        Overler
                                                           Plasenta
  • 18 karbonlu steroitlerdir.
  • A halkası aromatiktir.
  • Üç temel östrojen:
Östron (E1)
Östradiol (E2)
Östriol (E3)
 
Östrojenlerin biyosentezi
  • Temel sentez yerleri gebelik dışında overlerdir.
    • Östron (E1): Menapozda sürrenal androjenlerin periferik aromatizasyonu ile üretilir.
    • Östradiol (E2): Over kaynaklı en çok üretilen östrojendir.
    • Östriol (E3): Plasentada üretilir.
  • Overlerdeki steroidogenezi açıklamada iki hücre hipotezi kullanılır.
  • Teka hücrelerinde LH etkisiyle kolesterolden androstenedion ve testosteron sentezlenir.
  • Oluşan androjenler granüloza hücrelerine difüze olarak burada FSH etkisi ile aromataz enzimi tarafından E1 ve E2’ye çevrilir.
  • Karbon atomundaki metil grubu O2 ve NADPH kullanılarak hidroksilasyon ve oksidasyona uğratılır.
  • A halkası aromatize olur, 19. C atomu ayrılır ve 18 C’lu östrojenler sentezlenir.
Overlerde östrojen sentezinde iki-hücre hipotezi
 
 
Overlerde estrojen sentezinde iki-hormon iki-hücre hipotezi
Şekil. Östrojenlerin biyosentezi
  • Ovaryal steroitler depolanmaz, direk plazmaya salınır.
  • Sekresyon hızı menstrüel siklusa göre değişir.
  • Hamilelikte her üç östrojenin de kan düzeyleri artmakla birlikte en fazla E3 artar.
  • Fetüs adrenalinde sentezlenen DHEA ve DHEA-SO4, fetüs karaciğerinde 16a-OH DHEA oluşturmakta bu da plasentada E2 ve E3’e dönüşmektedir.
  • E3 anne karaciğer’inde glukuronik asit ile konjuge edilerek E3-konjugatları halinde idrarla atılır.
Şekil. Fetal-maternal birime ait steroit metabolizması (DHEA,  dehidroepiandrosteron).
  • Periferal aromatizasyon seksüel olgunluktaki kadınlarda sentezlenen östrojenlerin %40 kadarından sorumlu iken, postmenopozal dönemde tamamından sorumludur. (Erkekteki östrojenlerin yaklaşık %85’i androjenlerin periferal aromatizasyonu ile oluşur.)
  • Hipertiroidi, karciğer sirozu, şişmanlık ve yaşlılıkta aromataz aktivitesi artar. Bunun sonucu da androjenlerden östrojen oluşumu artar.
 
Östrojen ve progesteronun taşınması
  • Kanda albumine ve spesifik plazma proteinlerine bağlanarak taşınırlar. Östrojenler SHBG (seks hormonu bağlayıcı globülin), Progesteron CBG (kortikotropin bağlayıcı globülin) ile taşınır.
  • Taşıyıcı proteinlerin hormon bağlama kapasiteleri çok fazladır. Hızlı metabolize edilmelerini ve ani değişiklikleri engellerler.
  • Hızlıdan yavaşa doğru kandan uzaklaştırılma sırası şöyledir: Östron – Östradiol – DHT veya testosteron
  • SHBG ve CBG hormonların konjugatlarını bağlamamaktadırlar.
  • E2’nin %1-3 kadarı serbesttir.
  • Ovaryal steroitlerin salgılanma hızı menstrüel döngü süresince değişmektedir.
  • Bu bileşikler depolanmazlar, üretildikleri zaman salgılanırlar.
 
Östrojenlerin metabolizması
  • Karaciğer’de hidroksilasyon, oksidasyon, indirgenme, metilasyon ve son basamakta glukuronat ve sülfat konjugasyonu ile metabolize edilirler.
  • E2 reversibl bir reaksiyonla E1’e çevrilir.
  • E1, 2-hidroksiöstron ve 16a-hidroksiprogesterona onlarda sırasıyla 2-metoksiöstron ve idrarda bol miktarda bulunan östriole çevrilir.
  • Tiroit hormonları steroit hormonların hidroksilasyonunu uyardığı için hipertiroidide 2-OHE1 temel metabolittir.
  • Son aşamada oluşan östrojen konjugatlarının %80 kadarı Na tuzları halinde idrarla, geri kalanı ise safra ile atılmaktadır.
Şekil.Over steroit hormonlarının metabolizması
 
Östrojenlerin etkileri
  • Dişi üreme sisteminin:           gelişmesi
                                                           olgunlaşması
                                                           devamlılığı
  1. Primordial germ hücrelerini olgunlaştırma
  2. Blastosit emplantasyonunu sağlayacak dokuları geliştirme
  3. Ovulasyon için hormonal zamanlamayı sağlama
  4. Hamileliğin devamı için gerekli ortamı oluşturma
  5. Doğum ve laktasyonla ilgili hormonal etkileri sağlama
 
Yukardaki etkileri oluşturmak için aşağıdaki olayları uyarır:
  • Tubalarda, vagina epitelinde çoğalma ve farklılaşma
  • Endometriumda proliferasyon
  • Uterus bezlerinde derinleşme ve vaskülaritede artış
  • Meme kanallarında proliferasyon
Diğer etkileri:
  • Protein sentez hızını artırarak hücrelerin büyüme ve çoğalması
  • Kemik ve kıkırdak dokularına anabolik etki ile büyümeyi uyarma (E2)
  • Faktör II, VII, IX ve X düzeylerini artırarak pıhtılaşmaya etki
  • LDL reseptör sentezini uyararak HDL artması, LDL azalması (Kolesterol ¯, TG ­)
  • Birçok enzimin sentezini ve aktivitesini uyarırlar.
  • Özellikle taşıma proteinleri olmak üzere birçok plazma proteinin sentezini uyarırlar.
  • Progesteron reseptörlerinin sayılarını artırırlar.
  • Gonadotrop hormonların sentez ve salıverilmelerini negatif veya pozitif feed back ile kontrol ederler.
Sentetik östrojenler
  • Yapıları oral kullanımı sağlamak için karaciğer metabolizmalarını geciktirecek şekilde değiştirilmiştir.
  • Östrojen agonistleri:
17a-etinilöstradiol, Mestranol ve Dietilstilbesterol oral kontraseptif olarak kullanır.
  • Östrojen antagonistleri:
Klomifen sitrat: Ovulasyon sağlamak için kullanılır. (Hipotalamik reseptörlerde E2 ile yarışır. E2 bağlanamadığından GnRH salınışı kısıtlanmaz. Böylece FSH, LH artar.)
Nafoksidin ve Tamoksifen: E2 reseptörüyle birleşir. E2 etkisi kısıtlanır. Östrojen, meme bezindeki reseptörüne bağlanarak tümör oluşumunu ve büyümesini uyardığı için E2’nin bu etkisini kısıtladığından meme kanseri türlerinin tedavisinde kullanılır.
  • Memenin normal gelişimi ve fonksiyonunda östrojenin de içinde olduğu birçok hormon görev alır. Diğer etkilerinin yanında, östrojen meme bezi hücrelerinin çoğalmasını uyarır. Birçok meme kanseri türünde kanser hücrelerinin büyümesi için östrojene ihtiyaç duyulur. Östrojen büyüme ve çoğalmadan sorumlu genleri uyarmaktadır. Bu yüzden östrojenin etkisini baskılayan ilaçları meme kanseri tedavisinde etkin olarak kullanılmaktadır.
Progesteron
  • 21 C’lu bir steroit
  • Temel sentez yeri:
      • Corpus luteum
      • Gebelikte plasenta
      • Az miktarda:
Foliküller
Over stroması
Adrenaller
Progesteronun sentezi
  1. Korpus luteumdan sentez:
    • Luteum hamileliğin ilk 8 haftasında progesteronun temel kaynağıdır.
    • Ovulasyon sonrası çatlamış folikülün granuloza hücreleri luteinizasyonla korpus luteuma dönüşür. Korpus luteumdan da progesteron ve az miktarda E2 sentezlenir.
    • Progesteron üretimi Luteal fazın ortasında maksimuma ulaşır. Progesteron endometriumun hazırlanmasını ve devamlılığını sağlar. Gebelik gerçekleştiğinde korpus luteum korunur ve menstürasyon ve ovulasyon ertelenir.
 
  1. Plasentada sentez:
    • Hamileliğin 8. haftasından sonra başlar.
    • Kolesterol kaynağı anne veya fetüs.
    • Plasenteda diğer steroitlere dönüşümü sağlayan enzimler bulunmaz.
 
Progesteronun metabolizması
Progesteron karaciğerde Sodyum pregnandiol-20-glukronit’e dönüşerek idrarla atılır. Sodyum pregnandiol-20-glukronit idrardaki temel progesteron metabolitidir. Progesteron karaciğerde tamamen metabolize olduklarından oral kullanımları etkisizdir.
Şekil. Progesteron biyosentezi ve bunun ana metabolik yolu.
 
Progesteronun etkileri
  • Ovulasyondan sonra uterusu embriyoyu kabul etmeye hazırlar.
  • Uterus kasılmasının engellenmesinde rol alarak gebeliğin sürekliliğini sağlar ve meme bezlerinin gelişimini artırır.
  • Hamileliğin son dönemlerinde süt üretimini ve salgılanmasını baskılar. Progesteron doğumla hızla azalır ve baskılanma ortadan kalktığı için laktasyon başlar.
  • Periferik kan akımını azaltarak ısı kaybının azalmasına neden olduğundan siklusun lüteal fazında vücut ısısı artışı görülür. Vücut ısısı 0,5 °C artar. Bu artış bir ovulasyon belirtecidir.
  • Hipotalamik ve hipofizer düzeyde GnRH ve LH düzeylerini baskılar.
Sentetik progestinler
  • Progesterona benzer aktiviteye sahip bileşiklere progestinler denir.
  • En önemli ikisi:
  • 17a-Etinil-19-Nortestosteron ve 17a-Etiniltestosteron. Bunlar oral kontraseptif olarak kullanılırlar. Gonadotropinlerin salınmasını inhibe ederek ovülasyonu engellerler
  • Medroksiprogesteron: İm enjeksiyonla birkaç ay ovulasyonu engeller. Hücre büyümesini engeller. Endometrial ca tedavisinde kullanılır.
Kadınlarda androjenler
  • Sağlıklı bir kadının dolaşımında başlıca overler ve adrenal bezlerde sentezlenen testosteron, androstenedion ve DHEA gibi androjenler bulunur.
  • Bunlardan sadece testosteron ve DHT androjenik aktivite gösterir.
  • Androstenodion periferik dokularda testosterona çevrilerek etkili olur.
  • Testosteronun;
    • %25 kadarı overlerden
    • %25 kadarı adrenallerden
    • Geri kalanı derialtı yağ dokusu, kas, karaciğer gibi dokularda androstenediondan sentezlenir.
Testosteron miktarı erkeklere göre düşüktür (yaklaşık 1/10).
Total Testosteron:
Erkek: 280-1100
Kadın: 15-70 ng/dl
  • Menapozdan sonra artan LH konsantrasyonundan dolayı overlerde androstenedion ve testosteron üretilmeye devam etmektedir. Bunun yanında adrenal bezlerde androjen üretmeye devam eder. Menapoz sonrası sıklıkla görülen hirsutismusun nedeni, artan androjen üretimi sonucu Östrojen/Androjen oranındaki azalmadır.
  • Sağlıklı bir kadının dolaşımında düşük düzeylerde bulunan testosteronun belirgin fizyolojik etkisi bulunmamaktadır. Pubertede kılların büyümesini etkiler. Kadında androjen üretiminin arttığı durumlarda hirsutismus ve/veya virilizm görülmektedir.
Hirsutism: Kadında aşırı kıllanma
Virilizm: Kadında erkeksi görünüş
(Hirsutizm tanısı için kan alınacak bayan hastaların adetlerinin 3-5. günü örnek alınır (foliküler fazda). Çünkü luteal fazda teka hücrelerinden testosteron sentezi artar. Böylece hem testosteron üretiminin dalgalanma yapmadığı bir dönem seçilmiş hem de ülke genelinde bir standardizasyon sağlanmış olur.)
Adet döngüsü
  • 25-35 gün (ortalama 28 gün)
  • İki faz:
    • Foliküler faz (süresi değişebilir)
    • Luteal faz (her zaman 14±2 gün)
  • Luteal: Korpus luteumla ilgili
  • Luteinizasyon: Granuloza ve teka hücrelerinin lutein hücrelerine dönüşmesi.
Foliküler faz:
Foliküler büyüme ile başlar, ovulasyonla biter. Adet kanamasının başladığı gün adet döngüsünün ilk günüdür. Yaklaşık 14 gün sürer ancak gün sayısı değişebilir. Foliküler fazın erken evrelerinde FSH yükselir. Ovulasyona doğru tekrar düşer. Foliküler fazın ortalarında LH yükselmeye başlar, adet döngüsünün ortalarında maksimum düzeye ulaşır. Foliküler fazın ilk haftasında E2 düşüktür, ikinci hafta folikül büyükçe progressif olarak artar. LH’nın maksimum pik yaptığı zamandan 24 saat önce maksimum düzeye ulaşır ve ardından ani olarak düşer. E2 yüksek düzeylere ulaştığı zaman hipofizi GnRH’na hassas hale getirir. Yüksek miktarda ve ani olarak LH salınır. LH’nın salınımı E2’deki ani düşüşe yanıt olarak veya yüksek E2 düzeylerinin tetiklediği (+) feedbackden dolayı olabilir. Ani LH artışı ovulasyonun güvenilir bir göstergesidir. Bu LH pikinden 10-12 saat sonra ovulasyon oluşur. Ovulasyon yaklaşık olarak döngünün 14. günü civarında gerçekleşir. Ovulasyondan sonraki ilk günlerde E2 düzeyi biraz düşerken progesteron düzeyi yükselmeye devam eder.
Luteal faz:
Döngünün ikinci yarısı olan luteal faz yükselen progesteron ve E2, bunun yanında düşen LH ve FSH düzeyleriyle karakterizedir. Ovulasyondan sonra overlerde korpus luteum oluşur ve LH’ya cevap olarak progesteron salgılar. Yüksek progesteron düzeyleri (E2 ile birlikte) GnRH ve LH sentezini baskılar ((-) feedback). Progesteron ovulasyonun yaklaşık 8. gününde maksimum düzeyine ulaşır. Ovulasyon oluşmazsa korpus luteum oluşamaz ve progesteronun siklik yükselmesi normal düzeyin altında kalır. Hamilelik oluşursa hCG korpus luteumu sürdürür ve progesteron artmaya devam eder. Birleşme olmadığı zaman korpus luteum geriler ve bu gerileme E2 ve progesteronda düşüşle sonuçlanır. Bu hormonların düşmesi sonucunda endometriyum bozulur ve atılır. Endometriumun atıldığı adet kanamasıyla luteal faz bitmiş, foliküler faz başlamış olur. Adet kanaması 4-6 gün sürer ve yaklaşık 30 ml kan kaybı olur.  Luteal faz her zaman 14±2 gündür.
(+) feedback:
GnRH LH’nın ovulasyondan önce aşırı salınmasını tetikler. Bu şu şekilde sağlanır:
Hipotalamusta hem (-), hem de (+) feedback merkezi vardır. Foliküler fazdaki düzeyi kadar  olan (yüksek ama çok yüksek olmayan) E2 düzeyleri (–) feedback merkezini uyararak GnRH salınımını baskılar. Ovulasyonun yaklaştığı gülerde LH pikinin hemen öncesindeki (oldukça yüksek) E2 düzeyleri (+) feedback merkezini uyararak GnRH sentezini artırır. GnRH LH’nın, LH da E2’nin sentezini artarır. Artan E2 GnRH’nin sentezini, o da LH’nın sentezini, LH da E2 sentezini uyarır. Böylece son ürün olan E2 arttıkça GnRH da artar. Bu (+) Feedbackin olduğu nadir örneklerdendir. Bunun neticesinde LH’nın ani ve yüksek miktarda salınması sağlanmış olur.
(+) feedback olan diğer yerler: Doğumda uterus kasılması, pıhtılaşma ve aksiyon potansiyeli.
Şekil. Tipik bir insan adet döngüsü sırasında humoral ve fizyolojik değişiklikler. (M, adet kanaması; IRP-hMG, gonadotropinler için uluslararası referans standardı)
 
 
Doğum kontrol hapları
İki gruptur:
  1. Östrojen + progesteron içerenler
  2. Sadece progesteron içerenler.
Piyasada kombine (östrojen+ progesteron içeren) ilaçlar daha yaygındır. Bunlar, hipofiz ve hipotalamus üzerinde etki göstererek ovulasyonun önlenmesi yoluyla etki gösterirler. Ovulasyonu engelleyen temel etmen progesterondur. Östrojen progesterona yardım etmenin yanında anormal kanamaları engellemek vb amaçlara hizmet eder.
İkinci gruptaki sadece progesteron içeren haplar şayet yüksek doz progesteron içeriyorsa ovulasyonu engelleyerek etki gösterir. Biraz düşük dozda tercih edilirse ovulasyonu engellemeye bilir. Nitekim bu hapları kullananların yaklaşık yarısında ovulasyon olmaktadır. Bununla beraber progesteronun aşağıdaki etkileriden dolayı hamilelik engellenmektedir:
Rahim ağzı salgısını (servikal mukus) koyulaştırarak ve miktarını azaltarak spermlerin ilerlemesini engellerler. Bunun yanında tüplerin hareketlerini bozarak spermle yumurtanın karşılaşmamasını sağlarlar.
 
Hamilelikte plasental hormonlar
  1. hCG (CG) İnsan Koryonik Gonadotropini
  2. Progesteron
  3. Östrojenler
  4. Laktojenler
  5. hCG (CG) İnsan Koryonik Gonadotropini
  • Plasenta yeterli progesteron üretene kadar hCG korpus luteuma destek olur.
  • LH reseptörlerine bağlanarak onların aktivasyonunu sağlar.
  • İmplantasyondan 1-2 gün içinde tesbit edilir. (Gebilik testinde kullanılır)
  • Erkekte ve hamile olmayan bayanlarda az miktarda hipofizden salgılanır.
  1. Progesteron
  • Progesteronun kaynağı hamileliğin 6-8 haftasına kadar korpus luteum, daha sonra plasentadır.
  • Uterusun hamileliğe hazırlanması ve hamilelik boyunca muhafaza edilmesini sağlar.
  1. Östrojenler
  • Östradiol, östron ve östriol sentezi hamilelik boyunca giderek artar.
  • En çok miktarda üretilen östrioldur.
  1. Laktojenler
  • Plasental laktojen =
            Plasental büyüme hormonu =
            Koryonik somatomamotropin (CS) =
            İnsan koryonik somatomamotropini (hCS)
  • CS yapısal olarak GH ve PRL’e benzer. Fonksiyonel olarak da bu iki hormonun fonksiyonlarını taklit eder.
  • Eksikliğinde herhangi bir sorun tespit edilemediğinden fizyolojik rolü tam olarak anlaşılamamıştır.
 
 
Şekil. Normal gebelik sırasındaki hormon düzeyleri (hCG, insan koriyonik gonadotropini; hCS, insan koriyonik somatomamotropini)
Meme bezinin gelişimi
  • Hamilelikte:
                        Östrojenler ↑ → Duktal büyüme
                        Progesteron ↑ → Alveolar proliferasyon
Progesteron süt üretim ve sekresyonunu engeller.
Doğumla progesteron düzeyi aniden düşer, böylece laktasyon başlar
  • Prolaktin:
    • Hamileliğin sonunda 100 kattan fazla artar.
    • Laktalbümin, Laktoglobülin,            Kazein ve diğer süt proteinlerinin sentezleri prolaktin ve bir grup hormon tarafından artırılır.
Bebeğin annesini emmesiyle hipotalamusu uyaran sinir uçları uyarılır. Arka hipofizden oksitosin salınır. Oksitosin alveolar bezin etrafındaki miyoepitelyal hücrelerin kasılmasını uyarır. Süt bezden dışarı fışkırır.
 
Menapoz
  • Ovaryal östrojen üretiminin kaybı ile mg. (53 yaş civarı)
  • E2 üretimi bitmiş bunun yerini adrenal androjenlerin periferik aromatizasyonu sonucu oluşan E1 almıştır.
  • E1 hipofizden gonadotropinleri baskılayamaz.
  • FSH ve LH artar.
  • Sekonder seks dokularında atrofi mg.
  • Osteoporoz gelişir.
 
Dişi Üreme Sistemi Fizyopatolojisi
  1. Hormon üretiminde azalma:
  1. Primer hipogonadizm:
Overleri direk ilgilendiren olylar sonunda
  1. Sekonder hipogonadizm:
Hipofizer gonadotropin fonksiyon kaybı ile
  1. Gonadal Disgenezis (Turner Sendromu):
Sık görülen genetik bir bozukluktur.
  1. Hormon üretiminde artma:
  2. Polikistik over sendromu:
Aşırı androjen üretimi vardır.  Buna bağlı Hirsitismus, kusurlu fertilite vs. gelişebilir.
  1. Leydig hücresi tümörü ve Arrhenoblastoma:
Testosteron ↑.
  1. Granuloza ve teka hücresi tümörleri:
            Östrojenler ↑.
  1. İntraoveryal adrenal kalıntılar:
            Kortizol ↑.
  1. İnatçı trofoblastik dokular.
            (Bening Mol Hidatiform: malinleşirse Koryokarsinoma):
            HCG ↑ ↑ ↑.
Özet 1 Erkek ve kadın cinsiyet hormonlarının kaynakları:
Adrenal korteks az miktarda östrojenik steroitler ve androjenler salgılar. Ancak  östrodiol ve östronun temel kaynağı gonadlar ile testosteron ve androstenedionun periferal aromatizasyonudur. Testosteronun temel kaynağı ise testistir.
Erkekte plazma testosteron miktarının yaklaşık % 8’i adrenal bezlerden, yaklaşık %92’si ise testislerden sentezlenir. Erkekte östradiolün kaynağı %85 plazma testosteronunun (bir miktar da testisten salınan androstenedinun) periferik dokularda aromatizasyonudur. Kalan küçük kaynak ise testis ve adrenal kortekstir. Aromatizasyonla temelde östradiol oluşursa da bir miktar östron da oluşabilir. Plazma testosteronunun periferal metabolizma yolları şekilde gösterilmiştir.
Kadında östradiol ve östronun temel kaynağı overlerdir. Periferik aromatizasyonla oluşan E2 miktarı çok azdır. Aromatizasyonla oluşan östradiol miktarı overlerden salınana göre daha az olduğundan erkekteki düzeyleri kadınlara göre biraz daha düşüktür.
Total Östrojenler:
Erkek: 20-80
Kadın: Folliküler faz: 60-200
            Luteal faz: 160-400
            Menapoz sonrası: <130 ng/L
Ancak hamilelikte östradiolün yaklaşık %50’si periferik aromatizasyonla oluşur.
Kadında testosteronun kaynağı %25 kadarı overlerden, %25 kadarı adrenallerden, geri kalanı derialtı yağ dokusu, kas, karaciğer gibi dokularda androstenediondan sentezlenir.
Testosteron miktarı erkeklere göre düşüktür (yaklaşık 1/10).
Total Testosteron:
Erkek: 280-1100
Kadın: 15-70 ng/dl
Menapozda E2 üretimi bitmiş bunun yerini adrenal androjenlerin periferik aromatizasyonu sonucu oluşan östron almıştır.
Hamilelikte ise plasentadan E3 ve progesteron salgılanır. Hamilelik dışında progesteronun kaynağı korpus luteumdur.
Özet 2
Erkekte cinsiyet bezi hormonları:
Hipofiz hormonlarından FSH spermatogenez, LH testosteron üretiminde rol oynar
Androjenler Testosteron, DHT, androstenedion,  DHEA
Testosteron, Temelde testiste sentez, SHBG ile taşınma, periferde 5α-redüktaz ile DHT’na dönüşüm, periferik aromatizasyonla E2’ye dönüşüm,  17 ketosteroitler olarak idrarla atılma
DHT SHBG ile taşınma, 17 hidroksisteroitler olarak idrarla atılma,
DHEA Albüminle taşınma
Slayt 19 testosteron metabolizması
Androjenik ve anabolik etkiler (cinsel farklılaşma ve erkeksi özelliker, böbrek, kas, kemik üzerine etkiler)
Fizyopatoloji:
Hipogonadizm → Feminizasyon; Jinekomasti
Sentetik androjenler tedavide kullanılır.
Kadında cinsiyet bezi hormonları
Hipofiz hormonlarından FSH foliküllerin büyümesi, LH ile birlikte E2 sentezi; LH ovulasyon uyarımında rol oynar
Östrojenler: (E1), (E2), (E3): Temel sentez yerleri gebelik dışında overler.
1.Östron (E1): Menapozda sürrenal androjenlerin periferik aromatizasyonu ile üretilir.
2.Östradiol (E2): Over kaynaklı en çok üretilen östrojen.
3.Östriol (E3): Plasentada üretilir.
Östradiol: SHBG ve Albümin ile taşınma, Karaciğerde suda çözünen ürünlere dönüşerek atım,
Dişi üreme sisteminin gelişmesi, olgunlaşması ve devamlılığı, hücre büyümesi, kemik ve kıkırdakta anabolik etki vb etkiler
Sentetik östrojenler  oral kontraseptif olarak ve ovulasyon indüksiyonu için (klomifen sitrat) kullanılır.
Progesteron
Temel sentez yeri: Corpus luteum, gebelikte plasenta
CBP ve Albümin ile taşınma
Idrarda Sodyum pregnandiol-20-glukronit olarak atılım.
Uterusun hamileliğe hazırlanması, gebeliğin sürekliliği, meme bezlerinin gelişimi, hamileliğin son dönemlerinde süt üretimi ve salgılanmasının baskılanması vb etkiler.
Sentetik olanlar doğum kontrol hapı olarak kullanılır.
Fizyopatoloji: Hipogonadizm, değişik tmler
Adet döngüsü: LH’nın salınımı E2’deki ani düşüşe yanıt olarak veya yüksek E2 düzeylerinin tetiklediği (+) feedbackden dolayı olabilir.
Hamilelikte plasental hormonlar
  1. hCG (CG) İnsan Koryonik Gonadotropini : Gebelik testi
  2. Progesteron
  3. Östrojenler hamilelik boyunca giderek artar, en çok E2 üretilir
  4. Laktojenler: Plasental laktojen (Koryonik somatomamotropin (CS)), yapısal olarak GH ve PRL’e benzer
Meme bezinin gelişimi
Östrojenler duktal büyüme, Progesteron alveolar proliferasyon
Menapoz: E2 yerine E1 sentezi

 

Bir Cevap Yazın