Göz Anatomi ve Fizyolojisi

Dosyayı isterseniz görüntüleyebilir isterseniz indirebilirsiniz.


GoogleDocs üzerinden indirmek ve görüntülemek için : İndirAçılan sayfadan şekildeki gibi indirebilirsiniz–
indirme

 

GÖZ ANATOMİ VE FİZYOLOJİSİ

Göz anatomisi iki bölümde incelenir.

  1. Göz küresi dışındaki yapılar
  2. Göz küresi

GÖZ KÜRESİ DIŞINDAKİ YAPILAR

Orbita

Göz kapakları ve kirpikler

Konjonktiva

Ekstraoküler (göz dışı) kaslar

GÖZ KAPAKLARI

Gözü korur, göz yaşının kornea ve konjonktiva üzerinde homojen dağılmasını sağlar, göze giren ışık miktarını sınırlar.

Üst göz kapağı alt göz kapağından daha hareketlidir. Levator palpebralis sayesinde üst göz kapağı 15-20 mm hareket edebilir. Üst kapak korneayı 1-1.5 mm örter.

Palpebral fissür horizontal planda 27-30 mm, vertikal planda 10-11 mm’dir.

İki pupilla arasındaki uzaklık interpupiller mesafedir ve erkeklerde ortalama 65 mm’dir.

İki medial kantus arasındaki mesafe ortalama 32.5 mm’dir.

Göz Kapaklarının Yapısı

Kapaklar yapı olarak 7 tabakada incelenir:

1-Cilt ve cilt altı doku

2-Orbikülaris oküli kası

3-Orbital septum

4-Orbital yağ dokusu

5-Retraktörler

6-Tars

7-Konjonktiva

Cilt ve cilt altı doku: Vücudun en ince deri bölgesidir.  Kapak kenarından 8-10 mm üzerinde levator kasının aponevrozunun cilde uzanmasıyla oluşan deri kıvrımı vardır.

Kapak medialinde papilla lakrimalis vardır ve burada punktum lakrimalis olarak adlandırılan lakrimal sistemin başlangıcı bulunur.

Kapak kenarı 3’e ayrılır.

Arka lamel konjonktiva ve tarstan

– Ön lamel cilt ve orbikülar kastan oluşur.

– Bu iki yapının birleştiği mukokutanöz bileşkeye gri çizgi denir.

Kapak Kenarındaki Bezler

Ter bezlerine benzeyen Moll bezleri, yağ bezlerine benzeyen Zeiss bezleri vardır ve bu bezler kirpik köklerine açılır.

Tarsta yerleşmiş yağ bezi niteliğindeki meibomius bezleri vardır ve kapak serbest kenarına açılırlar.

Orbikülaris Oküli Kası

Orbital kenarı çevreleyen eliptik ve yassı bir kastır.

İçte ve dışta kantal tendon denilen ve kemiğe yapışan fibröz doku sayesinde yerinde durur.

Orbital Septum

Orbital yağ dokusunu hapseder.

Orbital açıklığı örter.

Enfeksiyon ve hemorajinin önden arkaya geçişini engeller.

Yağ Dokusu: Orbital septumun arkasında  lobüller halinde

Alt kapak

Nazal, santral ve temporal lobüller

Üst kapak

Preaponörotik  yağ  dokusu ve nazal yağ dokusu olarak ayrılır

RETRAKTÖRLER

ÜST KAPAK

RETRAKTÖRLERİ

1-Levator kası

2-Levator aponevrozu

3-Üst tarsal kas (Müller kası): Tarsın üst ucundan başlayıp 12-15 mm ilerleyerek levator aponevrozunun arkasında sonlanır. Arka yüzü konjonktiva ile komşudur. Çizgisiz kastır ve sempatik innervasyonu vardır.

ALT KAPAK RETRAKTÖRLERİ

Kapsülopalpebral ligaman: Alt rektus kasının kılıfından köken alır ve inferior oblik kasının kılıfına yapışarak Lockwood ligamanına katılır ve tarsın alt kenarına yapışır.

Alt tarsal kas: Müller kasının alt kapaktaki muadilidir.

TARS

Kapağın asıl iskeletini oluşturan fibröz yapıdır.

Üst tars yaklaşık 9-10 mm

Alt tars ise 4-5 mm

Kalınlıkları 1 mm

Lateralde ve medialde yükseklikleri azalır.

Alt ve üst kapak tarsları medial ve lateralde kantal ligamanları oluşturular.

GÖZ KAPAĞI ARTERİYEL SİSTEMİ

Üst kapak beslenmesi

internal karotid arterin oftalmik dalı

Oftalmik arter

Santral retinal arter

Lakrimal

Zigomatik

Lateral palpebral

Posterior siliyer arter

Supraorbital

Ön ve arka etmoidal

Medial palpebral

Dorsal nazal

Supratroklear

Alt kapak beslenmesi

eksternal karotid arterin

fasial

maksiller

süperfisial temporal dalları

angular arter

GÖZ KAPAĞI SİNİRLERİ

Göz kapağının motor lifleri

okulomotor ve fasial sinirlerden

Üst kapak duyusunu

  1. trigeminusun oftalmik parçası

lakrimal

frontal

nazosiliar sinirleri

Alt kapağın duyusu

Oftalmik parçanın infratroklear parçası

maksiller parçasının infraorbital sinir

Çizgisiz Müller ve alt tarsal kas

üst servikal gangliyondan gelen sempatik lifler

KONJONKTİVA

Konjonktiva ince ve saydam müköz bir membrandır.

Kapak kenarında mukokutanöz birleşim yerinden başlar. Göz kapaklarının iç yüzünü, gözün dış ortamla temas eden kısımlarını örter ve limbusta sonlanır.

Konjonktiva epiteli; çok katlı küboid epitel özelliğindedir. Limbusta, karankülde ve mukokutanöz birleşim yeri yakınında çok katlı yassı epitele dönüşür.

Müsin sekresyonu yapan yapılar; Goblet hücreleri (inferonazal bulber konjonktiva), henle kriptaları (tarsal konjonktivada) ve manz glandları (limbusu çevreler)

Konjonktival stroma; zengin damarlar, sinirler ve yardımcı gözyaşı bezlerini içeren bağ dokudan meydana gelir.

Aksesuar gözyaşı  bezleri

Tarsal kenara yakın bölgede Wolfring,

Fornikse yakın bölgede Krause bezleri

KONJONKTİVA

Konjonktiva 3 kısımda incelenir.

Palpebral konjonktiva: Göz kapaklarının altındaki kısımdır. Tarsal plağa sıkıca yapışıktır.

Forniksler: Alt ve üst kapaklar ile göz küresi arasındaki cep şeklindeki boşluk. Göz yaşı bezinin kanalları üst lateral fornikse açılır. Medialde forniks yoktur. Burada plika semilunaris olarak adlandırılan goblet hücrelerinden zengin bir katlantı vardır. Gözün laterale bakışında rahat hareket olanağı sağlar.

Bulber konjonktiva: Skleranın ön yüzünü örter. Hareketlidir.

Tenon Kapsülü

Göz küresini saran kollajen ve az miktarda fibroblastlardan oluşmuştur.

Önde korneoskleral birleşme yerinden başlar, arkada optik sinir, posterior siliyer damar ve sinirler tarafından delinir.

Rektus kaslarını intermüsküler fibröz membranla birlikte sarar.

Göz küresinin rahat hareket etmesini sağlayan yastık görevi görür.

Konjonktivanın arteryel beslenmesi, palpebral arterlerden ve anterior siliyer arterlerden sağlanır.

Konjonktivanın sinirsel uyarımı trigeminal sinirin oftalmik ve maksiller dallarından sağlanır.

Lenfatikleri; medial taraf submandibuler, lateral taraf preaurikuler lenf bezlerine drene olur.

GÖZ YAŞI SİSTEMİ

Fonksiyonları:

1- Korneanın yüzey epitel düzensizliklerini ortadan kaldırarak yüzeyi düzleştirmek, optik olarak saydam ve pürüzsüz bir ortam oluşturmak.

2- Kornea ve konjonktiva epitelinin hassas yüzeylerini ıslatmak ve korumak

3- Mekanik yıkama ve antibakteriyel etki ile m.o. üremesini engellemek

4- Korneaya gerekli nutrisyonel maddelerin sağlanması

Dakikada ortalama 1-2 mikrolitre gözyaşı sekresyonu yapılır.

Gözyaşının içeriği:

– Her iki gözdeki normal gözyaşı volümü 7 mikrolitredir.

– Protein: % 60’ ını Albumin

Geri kalanını globulin ve lizozim oluşturur

– Ig : Ig A, Ig G ve Ig E bulunur.

– Elektrolit: K , Na , Cl kons. plazmadan fazladır

– Gözyaşının normal pH’ sı 7.35 dir.

– Normal şartlar altında gözyaşı izotoniktir

Gözyaşı filminin tabakaları:

1- Lipid tabaka ( yüzeyde )

2- Aköz tabaka

3- Müsin tabaka ( derinde )

Lipit tabaka: Meibomian bezler tarafından salgılanır.

Görevi: Yüzey gerilimini arttırarak hidrofobik bir bariyer oluşturmak.

Buharlaşmayı geciktirmek.

Göz kapakları ile glob arasındaki sürtünmeyi azaltmak.

Aköz tabaka: Ana ve aksesuar lakrimal bezler tarafından salgılanır. Aksesuar bezler bazal sekresyondan sorumludur.

Görevleri: Avasküler olan korneaya oksijen temin

Antibakteriyel ajan gibi çalışmak

Yabancı maddeleri uzaklaştırmak

Müsin tabaka: Konjonktivada bulunan goblet hücreleri tarafından salgılanır. Hidrofobik kornea yüzeyini hidrofilik hale getirerek aköz tabakanın göz yüzeyinde homojen dağılımını sağlamak.

Lakrimal Bez

Levator aponevrozunun ikiye ayırdığı lakrimal bez, büyük bir orbital kısım ve daha küçük olan palbebral kısımdan oluşur.

Yaklaşık olarak 12 tane olan lakrimal bez kanalı palpebral kısımdan geçtikten sonra üst forniks konjonktivasına açılır.

Lakrimal bez hem otonomik hem de duyusal olarak inervasyona sahiptir.

Lakrimal Boşaltıcı Sistem

Göz yaşını burun boşluğuna ileten yollardır.

Göz yaşı alt ve üst punktumlar, kanaliküller, göz yaşı kesesi, nazolakrimal kanal ile inferior meatus ve burna ulaşır.

Punktumlar

Göz kapakları iç 1/5’lik kısımda yer alırlar. Normalde hafif posteriora dönmüşlerdir ve göz küresi ile temas halindedirler.

Kanaliküller

Punktumdan sonra 2 mm boyunca dikey olarak uzanırlar, bu bölge ampulla olarak adlandırılır, daha sonra mediale doğru dönerler ve 8 mm sonra lakrimal keseye varırlar, insanların %90’ında alt ve üst kanaliküller tek bir kanalikül olarak lakrimal kese ile birleşir.

Lakrimal kese ve kanalikül bileşkesinde mukozal bir flep (Rosenmuller valvi) yer alır ve keseden kanaliküllere göz yaşı geri kaçmasını önler.

Lakrimal kese yaklaşık 10 mm boyundadır ve anterior ve posterior lakrimal çıkıntılar arasında lakrimal fossada yer alır.

Nazolakrimal kanal 12 mm uzunluğundadır ve lakrimal kesenin uzantısıdır, burun kavitesi içerisinde alt meatusda inferior konka lateralinde ve altında sonlanır.

Nazolakrimal kanalın açıklığı Hasner valvi denilen mukozal bir katlantı ile örtülmüştür.

GÖZ KÜRESİ

Doğumda gözün ön arka çapı (aksiyel uzunluk) 16-18 mm.

3 yaşında 23 mm. (Büyümenin çoğu ilk 1 yılda)

Maksimum uzunluğuna 18 yaşında ulaşır.

3-14 yaş arası büyüme 0.1 mm/yıl.

Emetroplarda 21.5 mm. – 25.5 mm. (ort 24 mm) arası değerler saptanmış

Ön kutup: Korneanın en dik olduğu bölüm.

Arka kutup: Optik diskin temporalinde optik disk ve fovea arasındadır.

Geometrik (anatomik) aks: Ön ve arka kutbu birleştiren hayali çizgi.

Görme (vizüel) aks: Bakılan obje ile foveada geçirilen hayali çizgi.

Optik aks: Ön kutup, lens merkezi ve retinadan geçen hat.

Ekvator: Ön ve arka kutup arasındaki orta nokta. (limbusun 16 mm gerisi)

GÖZÜN TABAKALARI

Fibröz tabaka: Kornea, sklera ve limbus

Vasküler tabaka (üveal doku): İris, korpus siliyare, koroid.

Sensöryel tabaka: duyusal retina, retina pigment epiteli.

SKLERA

Gözün fibröz ve koruyucu dış katıdır.

Önde kornea, arkada optik sinir dura kılıfları ile devamlılık gösterir.

Korneanın aksine daha hidrate konumdadır.

İki büyük açıklığı vardır. Önde kornea, arkada optik sinir bu açıklığı kapatır.

Skleranın kalınlığı optik sinir çevresinde en fazla olup 1 mm’ye ulaşır. Rektus kaslarının yapışma yeri hemen arkasında en incedir (~0.3 mm). Bu kasların ön tarafından limbusa kadar uzanan bölgede ise kalınlık 0.6 mm kadardır.

Ekvatorun yaklaşık 4 mm arkasında ve rektus kaslarının arasına uyan  bölgede 4 vorteks veni koroid venlerini drene eder.

Uzun ve kısa siliyer sinirler ile posterior siliyer arterler optik sinir etrafında sklerayı perfore ederler.

Limbusun yaklaşık 4 mm gerisinde ve rektus kaslarının ön kısmında ön siliyer arterler sklerayı deler ve bunlar bazen uveal pigment noktaları şeklinde gözlenirler.

Sklera üç tabakadan  oluşur.

  1. Episklera: En dış kattır. Orta derece yoğun ve vaskülarize bağ dokudur. Tenon kapsülüne bağ doku lifleri ile gevşekçe bağlanır. Rektus kaslarının yapışma yeri ön kısmında en kalın ve gelişmiş konumda olup gözün arka kısmına doğru incelir.
  2. Stroma: Asit mukopolisakkarit yapısında bir ara madde içinde kollajen lif demetlerinden oluşur. Kollajen liflerinin irregüler dizilimi nedeniyle beyazdır. Bu demetler arasında fibrositler ve uveal melanositler gözlenebilir. Su içeriği %65-70.

3.Lamina fuska: En iç tabakadır. Koroideaya komşu olan bu kat içerdiği melanositler nedeniyle kahverengi görülür.

Sklera stroması episkleral ve koroidal damarlardan beslenir. Rektus kasları ön tarafında ön siliyer arterlerin oluşturduğu episkleral pleksus ve arkada da posterior siliyer arterler  beslenmede önemli rol oynar.

Sklera arka bölümünün duyusal innervasyonu kısa siliyer sinirlerle, ön kısmının duyusal innervasyonu uzun siliyer sinirlerle sağlanır.

Zengin sinirsel yapı nedeniyle sklera inflamasyonları çok ağrılıdır.

KORNEA

Saydam

Damar, lenf dokusu yok

Şeffaf, avasküler ve saat camı şeklinde olup limbusta sklera ile birleşir.

Gözün en önemli kırıcı ortamıdır

KORNEA

Yeni doğan çap 9.5 mm.

1 – 2 yaşında çap yaklaşık erişkin çapı 11.5 mm.

8 yaşından sonra hemen hiç artmıyor.

Erişkinde ortalama çapı horizontal 11.7 mm, vertikal 10.6 mm’dir. Merkez kalınlığı 0.52-0.55 mm, perifer kalınlığı 0.7 mm’dir.

40 yaşından sonra limbus üst kadrandan ilerleyip çapı biraz azaltıyor

Kornea kalınlığı yeni doğanda 540 mikron ve tüm yaşam yaklaşık ayni

KORNEA

Eğrilik yarıçapı yeni doğanda dik ve ilerleyen yaşla düzleşiyor

Ön yüzün eğrilik yarıçapı

Yeni doğanda          7.11 mm.

2 – 4 yaş                  7.73 mm.

5 – 9 yaş                  7.81 mm.

10 – 14 yaş              8.01mm.

Erişkinde ön yüzün eğrilik yarı çapı 7.80 mm, arka yüzün ise 6.50 mm’dir. Eğrilik dikey eksende daha fazladır.

Havadan korneaya giren ışınlar

Prematürlerde 56.5 D,

Yeni doğanda 54.3 D,

1 yaşında 45.0 D,

Erişkin 43.0 (39.0-48.0) D’lik bir kırılmaya uğrar.

KORNEA

Kornea histolojik olarak önden arkaya 5 ayrı tabakadan oluşur.

  1. Epitel:

50-90 µ kalınlıkta olup 5-6 hücre katından meydana gelir.

En dışta 2-3 sıra çok katlı yassı epitel hücreleri var

Yüzeyi mikrovilluslar, mikropilikalarla genişlemiştir ve müsin absorbsiyonunu kolaylaştırarak korneanın ıslanmasına yardım eder.

Ortada 2-3 sıra poligonal,

En içte silindirik bazal hücrelerden oluşmuştur.

Alttaki hücreler yaşlandıkça yukarı itilir.

Hasara uğradığında epitel rejenere olabilir.

KORNEA

  1. Bowman Membranı: Kornea stromasının modifikasyonu ile oluşan asellüler bir tabakadır. Bu tabakanın kendini onarma kapasitesi yoktur ve skar dokusu gelişir. Epiteldeki olayların stromaya geçişini önleyen önemli bir bariyer görevi görür.

KORNEA

  1. Stroma: Kornea kalınlığının % 90’ını oluşturur. Kollajen lif demetlerinden, keratositlerden ve mukopolisakkaritten zengindir. Kollajen liflerin eşit uzaklıkta ve kalınlıkta dizilimi sayesinde kornea şeffaf yapıdadır. Hücre bakımından zayıftır.
  2. Descemet membranı: Stromanın arkasında ince fibrillerden oluşmuş bir membrandır ve endotel hücrelerinin bazal laminasıdır.

KORNEA

  1. Endotel:

Merkezlerinde geniş ve oval nükleusları bulunan tek sıra hekzagonal hücrelerden oluşan bir kattır.

Korneanın kısmi dehidrasyonunu sağlamada çok önemli rolü vardır.

Erişkinde 3000-3500/mm2.

Yaşlanma ile sayıları gittikçe azalır ve rejenerasyon yetenekleri yoktur.

Boş bölgeleri doldurmak için çevre hücreler genişleyerek yayılım gösterir.

Sayıları 100-500/mm2 altında olduğunda endotel yetmezliği gelişerek korneal dekompanzasyon gelişir.

KORNEA

Korneada herhangi bir damarsal yapı bulunmaz.

Kornea avasküler bir yapıdır.

Beslenmesini periferdeki damarlar ve aköz hümörden diffüzyonla sağlar.

Santral kornea epiteli O2’yi indirek olarak göz yaşı sıvısı içerisinden alır.

Perifer kısmı ise damarlarda diffüzyon yolu ile alır.

Bu nedenle uzun süreli O2 geçirgenliği düşük kontak lens takılması sonucu kornea ödemi gelişir.

KORNEA

Sinirleri duyu siniri olup, N.Trigeminus’un oftalmik dalından uzun siliyer sinirler aracılığı ile gelen miyelinsiz liflerden oluşur.

Ön stromada, Bowman membranı altında ve epitelde sonlanır.

Endotel ve Descement tabakasında sinir yoktur.

Kornea ağrı ve soğuğa, ısı ve dokunmaya göre daha duyarlıdır.

Korneoskleral Limbus

Kornea, sklera ve konjonktiva arasında 1-2 mm genişlikte bir geçiş bölgesidir.

Limbusta kornea epitelinin düzenli yapısı bozulur ve konjonktiva epiteline dönüşür. Goblet hücreleri ve lenfatik kanallar görülmeye başlar.

Korneada bulunmayan kan damarları, sinirler ve mast hücreleri skleranın diğer bölgelerine oranla daha yoğun bulunur.

Limbus iki eşit bölgeye ayrılır.

Önde saydam korneadan başlayarak Bowman membranından Schwalbe hattına uzanan mavi gri bölge (anatomik limbus)

Trabeküler ağın üzerindeki ve schwalbe hattından skleral mahmuza uzanan arka bölge veya beyaz limbus

Limbusta bulunan iki önemli yapı

  1. Trabeküler ağ: Ön kamarayı çepeçevre saran, hümör aközü Schlemm kanalına ulaştıran delikli, elastik ve kollajen doku katmanlarından oluşmuş bir drenaj yoludur.

Üç bölümü vardır; üveal (ön kamaraya bakan kısım) , korneoskleral, jukstakanaliküler

  1. Schlemm kanalı: Profil kesitte oval bir kanal olup ön kamarayı çevreler. Tek katlı endotelle döşelidir. İç yüzü trabeküler ağ ile temastadır, dış yüzü limbus stromasına gömülüdür ve skleral mahmuz ile komşudur. Venöz sistemle bağlantısını 25-30 adet kollektör kanal sağlar. Bu kanallar derin skleral venöz pleksusa oradan intraskleral venöz pleksus ve episkleral venöz pleksus aracılığıyla aközü ön siliyer vene drene eder. Birkaç kolektör kanal bu sistemi atlayarak doğrudan konjonktival venlere drene olur, bunlara aköz venler denir.

Aköz hümörün %90’ı trabeküler ağ, Schlemm kanalı, kolektör kanallar ile drene edilir.

Aköz hümör, trabeküler ağdan Schlemm kanalına,

  1. Dev sitoplazmik vakuoller,
  2. Az miktarda endotelyel hücreler arasından sızarak,
  3. Endotelyal hücreler aracılığı ile küçük pinositik veziküllerle aktif transport ile drene olur.

LENS

Şeffaf, her iki yüzü dış bükey  ve avaskülerdir.

Hayat boyu büyür

1 yaşında ağırlığı 2 misli

80’li yaşlarda ağırlığı 4 misli

Yeni doğanda lens kalınlığı yaklaşık 4.5 mm, çapı 6.5 mm.

Erişkinlerde yaklaşık 10 mm çapında ve 4.5-5.0 mm kalınlığındadır.

LENS

Korneadan sonra en önemli ikinci refraktif eleman.

Aközden lense giren ışınlar

Prematürlerde 31.5 D

Yeni doğanda 28.0 D

1 yaşında 24.5 D

13 yaşında 20.8 D (erişkin ile aynı)’lik kırılmaya uğrar.

LENS

Pupilla yolu ile göze giren ışığı retinaya odaklar.

Akomodasyon yapar.

UV ışınlarını absorbe eder.

LENS

İris ve pupillanın hemen arkasında ve lentiküler fossadadır.

Zonula lifleri ile siliyer cisme  asılı durur.

Lens zonülleri siliyer çıkıntıların arasında yer alan siliyer epitelden, bazen de pars plana ve vitreustan başlayarak lens ekvatoruna uzanır. Ekvatorun önde 2 mm, arkada 1 mm genişliğinde bir bölgesinde lens kapsülüne tutunarak sonlanır.

LENS

Bileşiminde; su (% 65), protein (antijenik), (suda eriyen (alfa, beta, gama kristalinler), suda erimeyen (albuminoidler))

Yaşlanmayla birlikte suda eriyen proteinler suda erimeyen proteinlere dönüşür

Lens 3 parçadan oluşur. Kapsül, lens epiteli ve fibrilleri (lifleri)

LENS

Lens kapsülü homojen, düzgün ve asellüler bir yapıdadır.

Lens kapsülünün kalınlığı, yaşa ve ölçümün yapıldığı kapsül bölümüne göre değişmektedir.

Posterior preekvatorial bölge en kalın kısmı (21-23μ), arka santral kutup ise en ince kısmıdır (4 μ).

Ön kapsül; daha kalın olup, hayat boyu kalınlaşmaya devam eder (14 μ). Ekvatorda ise 17 μ kalınlığa sahiptir.

LENS

Lens epiteli, ön kapsül altında tek katlı kübik epitelden oluşur. Epitel hücreleri ekvatora doğru uzayarak ve lens fibrillerini oluşturur. Lifler arkadan öne doğru U şeklinde bir seyir izler.

LENS

Doğum öncesi liflerin devamlı üretilerek içe yer değiştirmesi ile merkezde embriyonik nükleus oluşur.

Ardından fetusta liflerin buluşma yeri önde düz Y, arkada ters Y şeklinde sütürler oluşturur ve fetal nükleus oluşur.

Doğumdan sonra oluşan lifler erişkin nükleusunu meydana getirir.

Lens fibrilleri, hayat boyu oluşmaya devam eder. Yeniler oluştukça eskiler merkeze itilir.

Embriyonik ve fetal nükleuslar sabit kalırken erişkin nükleusun boyutu artmaya devam eder.

UVEA

Gözün orta ve damarsal katıdır.

  1. İris
  2. Siliyer cisim
  3. Koroid

tabakalarından oluşur.

İRİS ve PUPİLLA

İris; lens ve siliyer cismin ön tarafında yer alan ince bir diyafram olup ön ve arka kamaraları birbirinden ayırır. Ortasında pupilla bulunur.

Pupilla, refleks kontrol mekanizmaları ile göze giren ışık miktarını ayarlar.

İris ön yüzeyi santralde pupiller zon ve periferde siliyer zon olmak üzere iki bölüme ayrılır. Bu iki bölgeye pupilla kenarından 2 mm geride kollaret ayırır.

Kollaret dalgalı bir halkadır.

İris yapısal olarak önde stroma, arkada pigment epitelinden oluşur.

Stromada major arter halkasından gelen çok sayıda kan damarı, ince kollajen lifler, melanositler, sfinkter pupilla ve dilatatör pupilla kasları yer alır.

İrisin rengi stromadaki melanin pigmentinin yoğunluğu ile doğru orantılıdır.

Sfinkter pupilla kası, pupiller zonda ve iris stroması arka kısmında 1 mm genişliğinde düz kas liflerinden oluşan bir halkadır.

Dilatatör adale miyoepitel şeklinde iris stromasında iris kökünden sfinkter pupilla kasına kadar uzanır.

Epitel katı: İki kattır.

Arka katı, arka kamaraya bakar. Yoğun melanin granülleri içerir.

Ön katı; iris stroması ile temas halindedir ve dilatatör pupillanın müsküler proçesleri ile yakındır.

İrisin kan dolaşımı siliyer cisimde bulunan iris majör arter halkasından (iki uzun posterior siliyer arter ve yedi anterior siliyer arterden oluşur)  gelen ve stromada yer alan damarlardan sağlanır.

İris siliyer bölümünü radyal çizgilenmeler şeklinde aşan bu radyal damarlar kollarette anastomoz yaparak minör arter halkasını oluşturur.

İris kısa ve uzun siliyer sinirlerle zengin bir innervasyona sahiptir.

Duyusal lifler ve dilatatör pupilla kasına ulaşan sempatik lifler uzun siliyer sinirlerle (oftalmik sinir nazosiliyer dalından köken alır),

Sfinkter pupilla kasına ulaşan parasempatik lifler (Edinger-Westhpalden gelen pregangliyonik parasempatik lifleri okulomotorun inferior dalı ile taşınır. Siliyer gang. dan sonra kısa posterior siliyer sinir olarak devam eder) kısa siliyer sinirlerle iletilirler.

PUPİLLA

Hümör aközün ön kamaradan arka kamaraya geçişini sağlar.

Oda ışığında 2.5-5mm (ort 4mm) çapındadır.

Yaşla pupilin çapı azalır.

Pupillanın büyümesine midriyazis, küçülmesine miyozis denir.

Pupilla çapları normalde birbirine eşittir (izokori).

Patolojik durumlarda bu eşitlik bozulur (anizokori).

Normal insanların yaklaşık %25’inde hafif bir anizokori olması normaldir.

KORPUS SİLİYARE
(SİLİYER CİSİM)

İris kökünden ora serrataya uzanır.

6 mm kalınlığındadır.

Yapısal olarak ikiye ayrılır.

1.Skleraya komşu olan uveal kısım; siliyer adaleleri, lamina fuska, damarlar ve bağ dokusunu içerir.

2.Daha iç kısımda yerleşen epitelyal bölüm ise pars plana ve pars plikatadan oluşur.

KORPUS SİLİYARE

Uveal kısım; en önemli oluşumu siliyer adaledir, üç grup düz adale liflerinden meydana gelir.

Longitudinal lifler en dışta ve sklera yüzeyine paralel seyreder(Brücke adalesi). Radiyer lifler ortada yer alır. Sirküler lifler en içtedir ve lens ekvatoruna paralel bir seyir gösterirler (Müller adalesi)

KORPUS SİLİYARE

Longitudinal liflerin kasılması, sklera mahmuzunu çekerek Schlemm kanalını açar.

Sirküler liflerin kasılması ile siliyer halka daralır, bu da zonula liflerini gevşeterek lensi daha konveks bir şekle sokar(akomodasyon). Ön arka mesafesi artan lenste ön ve arka eğrilik çapı azalır, böylece lensin kırma gücü artar.

Siliyer kasların innervasyonu 3. kraniyal sinir tarafından yapılır.

KORPUS SİLİYARE

  1. Epitelyal kısım: Arka kamaraya ve vitreusa bakan kısımdır ve iki bölümde incelenir.
  2. a) Pars plikata (korona siliyaris) ise ön kısımda ve 2 mm uzunluktaki yapıdır. 70-80 tane siliyer proses bulunur. Hümör aköz bu oluşumlardan salgılanır.

Üzerleri iki katlı epitelle örtülüdür. Bu iki hücre katmanı etkileşim halinde aköz sıvı üretiminde görev alır.

  1. b) Pars plana (orbikülaris siliyaris) koroideaya komşu 4 mm’lik kısımdır. Damardan fakirdir. Cerrahi girişimler bu bölgeden yapılır.

KORPUS SİLİYARE

Pars plananın retina ile birleşim yeri taraksı bir kenar oluşturur ve buraya ora serrata denir.

Siliyer cismi örten epitelin en içteki bu pigmentsiz katı duyusal retinanın devamı iken daha dıştaki pigmentli katı da retina pigment epitelinin  öne doğru devamıdır.

Siliyer cisim arterleri, stromadaki majör arter halkasından gelir. Bu halka iki  uzun siliyer arterden ve 7 ön siliyer arterden oluşur.

Motor sinirleri de okulomotor sinirden gelen ve siliyer gangliyonda sinaps yaptıktan sonra kısa siliyer sinirlerle ulaşan postgangliyonik parasempatik  liflerle sağlanır.

KOROİD

Uveanın retina ve sklera arasında uzanan arka bölümüdür.

Arkada optik sinirden önde korpus siliyareye uzanır.

En dışta lamina fuska ile koroidle arasında suprakoroidal boşluk vardır. Buradan kısa ve uzun siliyer arterler ve sinirler ilerler.

Koroidin skleraya sıkı yapışma yerleri optik sinir, posterior siliyer arter ve damarların göze girdiği bölgeler ile vorteks venlerinin çıkış noktalarıdır.

Yapısal olarak 3 kattan oluşur.

Damar katı

Kapiller katı

Bruch membranı.

KOROİD

Damar katı; Büyük ve orta boyutlu kan damarları bulunur.

Kapiller katı (Koryokapillaris); optik diskten ora serrataya kadar düz ve yoğun bir ağ oluşturan geniş çaplı ve fenestrasyonlu kapillerden itibaren ibarettir. RPE ve duyusal retina dış yarısının beslenmesini sağlar.

KOROİD

Bruch membranı (lamina bazalis koroidea) koryokapillarisi, RPE’den ayırır. 2-4 mikron kalınlığındadır.

Yaşam boyunca yağlar ve oksidatif olarak harap edici maddeler Bruch membranında birikir. Yüksek miyopi, pseudoksantoma elastikum, SMD’de Bruch membranı zarar görür.

Bu membran 5 tabakadan oluşur.

RPE bazal membranı

İç gevşek kollajen tabaka

Elastik liflerin oluşturduğu orta tabaka

Dış gevşek kollajen tabaka

Koryokapillarisin endotel bazal membranı

KOROİD

Koroidea dolaşımı, esas olarak kısa ve uzun posterior siliyer arterlerden oluşur. 7 ön siliyer arteden de rekürren dallar çıkar. Venöz kanı da iris ve siliyer cisimle birlikte bir seri ve çapları gittikçe genişleyen venöz sistem aracılığıyla 4 vorteks venine ulaşır. Bunlar da superior ve inferior oftalmik venlere drene olurlar.

Koroidea esas olarak, uzun ve kısa siliyer sinirlerle innerve olur.

GÖZ KÜRESİNİN BOŞLUKLARI
(KAMARALARI)

3 boşluk mevcuttur.

Ön kamara

Arka kamara

Vitreus

Ön Kamara

Önde kornea, arkada iris ön yüzü ve lens ile çevrelenmiştir. Derinliği merkezde en fazla olup 3 mm’dir. Yaklaşık olarak hacmi 0.2 ml’dir.

Ön kamara derinliği değişkendir. Myoplarda derin, hipermetroplarda dardır.

Arka Kamara

Önde iris, arkada vitreus ön yüzü, mediyalde lens ekvatoru, lateralde de  siliyer prosesler ile çevrelenmiştir. Hacmi 0.06 ml’dir

Hümör aköz sirkülasyonu:

Dakikada 2-6 mikrolitre üretilir.

Göz içi basıncı yetişkinde ortalama 15 mmHg’dir.

Hümör aköz siliyer proseslerde meydana geldikten sonra gözün arka kamarasına salgılanır. Pupilladan ön kamaraya geçer. İris lensin ön yüzünde yaslandığı zaman hümör aköz bu pupiller direnç (birinci fizyolojik direnç) ile karşılaşır.

Arka kamaradaki basınç yeterince yüksek olduğunda hümör aköz irisin lens yüzeyiyle olan temasını yenerek ön kamaraya geçer.

Bu geçiş sürekli değil, ritmiktir.

Kornea ile irisin birleştiği yerde oluşan açı. Gonyoskopik olarak muayene edilir.

Schwalbe hattı, Schlemm kanalı ve trabeküler ağ, skleral mahmuz, silier cisim ön kısmı ve iristen oluşur.

Gonyo lensi ile bakıldığında önden arkaya Descement membranın bitiş yeri olan ve opak olarak izlenen Schwalbe hattı ilk görülür. Sonra trabeküler ağ izlenir. Beyaz dar bir bant şeklinde skleral mahmuz, hemen arkasında gri kahverengi silier cisim ve gerisinde iris kökü izlenir.

Hümör aköz ön kamara açısından iki yolla dışarıya akar.

Dışa akımın %90’ı trabeküler ağdan gerçekleşir. Daha sonra hümör aköz Schlemm kanlına drene olur. Buradan da 25-35 kollateral kanalla derin skleral, intraskleral ve episkleral ven ağı ile anterior siliyer venlere iletilir.

Schlemm kanalı ile drenajda bir problem olduğunda göz içi basıncı artar.

Dışa akımın % 10’u siliyer cismin ön yüzünden hücre dışa boşluğa girer. Suprakoroidal boşluğa geçer ve vorteks venlerine boşalır (uveoskleral yol).

VİTREUS

Şeffaf avasküler ve jelatinöz yapıda olup vitreus boşluğu denen 4.5 ml’lik hacmi doldurur.

Bu boşluğu önde lens, zonüller ve siliyer cisim, arkada retina ve optik sinir çevreler.

Hacim ve ağırlık olarak gözün 2/3’ünü oluşturur.

Yapısal olarak sıvı içeriği fazla hyalüronik asit matrikste asılı kollajen fibril ağından oluşur

  1. Kortikal vitreus: Vitreusun lense ve retinaya komşu olan dış bölgesidir.

Kortikal vitreus önde lens bölgesinde yoğunlaşarak ön hiyaloid membran adını alır ve özellikle gençlerde lens arka kapsülüne sıkı yapışıklık gösterir. (Weigert ligamanı)

Vitreusun ora serrata hemen arkasındaki periferik retina ve hemen önündeki pars plana epiteline olan ve yaşam boyu süren sıkı yapışıklık bölgesine vitreus tabanı denir.

Bir diğer sıkı yapışıklık optik disk kenarlarınadır.

  1. Santral vitreus: Daha az yoğun yapıdadır

RETİNA

RETİNA

Retina içte duyusal retina ve dışta pigment epiteli olmak üzere iki esas bölümden oluşan ve optik sinirden ora serrataya kadar uzanarak vitreus boşluğunun arka bölümünü çevreleyen şeffaf bir membrandır.

Ön tarafta siliyer cisim epiteli olarak devam eder.

Kalınlığı optik disk kenarında 0.56 mm, ora serratada 0.1 mm olup fovea merkezinde en incedir.

Retina ışık mikroskobu ile dıştan içe 10 ayrı kat şeklinde incelenmektedir.

1.RPE

2 Koni ve basiller

3.Dış limitan membran (fotoreseptörler arası zonula adherensler ve Müller hücresi radyer çıkıntıları)

4.Dış nükleer kat (fotoreseptör nükleusları)

5.Dış pleksiform kat (fotoreseptör, bipolar, horizontal hücre sinaptik bağlantıları)

6.İç nükleer kat (bipoler, horizontal, amakrin ve müller hücre nükleusları)

7.İç pleksiform kat

  1. Ganglion hücre katı (ganglion hücre nükleusları)

9.Sinir lifleri katı (ganglion hücre aksonları)

  1. Müller hücre terminal uzantıları ve bazal membran

Retina Pigment Epiteli (RPE)

Tek katlı bir hücre tabakası olup ön tarafta siliyer epitelin pigmentli katı olarak devam eder.

Bazal membranları, Bruch membranına sıkıca yapışıktır.

Apekslerinde villöz uzantıları vardır, koni ve basil dış segmentlerini çevreler.

Apikal mikrovilluslarda melanin granülleri vardır ve göz dibine granüler bir oftalmoskopik görüntü kazandırır.

Aralarında hiçbir özel bağlantı yoktur.

Komşu hücre membranları bazal kısımda hem zonula okludens hem de zonula adherenslerle sıkı sıkıya birbirine bağlıdır ve kan retina bariyerinin oluşmasına katkıda bulunur.

Gövde kısmında nükleus ve lipofusin granülleri vardır ve özellikle de bu granüller santral maküler alanda daha yoğun olarak gözlenirler.

Hücrelerin taban kısmında da bol miktarda mitokondriler, lizozomlar ve golgi cisimciği vardır.

RPE ışığı absorbe eder, fotoreseptörlerin dış segmentlerinin döngüsüne iştirak eder.

A vitamini depolama ve salgılama ile rodopsin ve ipdopsin oluşturur.

Duyusal retina: Üç temel nöron grubundan oluşur. Fotoreseptörler, bipolar hücreler ve gangliyon hücreleri. Ayrıca aktiviteyi düzenleyici hücrelerde vardır.

Fotoreseptörler

Koniler:  parlak ışıklı ortamda görme, renkli görme

Görsel pigment: 3 çeşit (eritrolabe, klorolabe, cyanolabe)

Basiller: karanlıkta görme

Görsel pigment: rodopsin

Fotoreseptör Hücreler:

1.Dış segment:Pigment epiteli ile ilişkili olan ve aralarında ışığa duyarlı renk pigmenti bulunan disklerden oluşan kısımdır. Membranla kaplı madeni para şeklinde üst üste dizilmiş disk ya da lamalleri vardır. Rodlarda bu kısım silindirik yapıda olup, konlarda ise konik şeklindedir.

2.Silyum (birleştirici sap)

3.İç segment (golgi, endoplazmik retikulum gibi hücre elemanları bulunur)

4.Dış lif (mikrotübül)

5.Hücre gövdesi (nükleus)

6.İç lif

7.Sinaptik cisim (rod sferülü ya da koni pedikülü; bipolar hücrelerin dendiritleri ile sinaps yapar.)

Bipolar hücreler; nükleusları iç nükleer hattadır. Dış dendritik kısımları dış pleksiform katta koni ve basil sinaptik vezikülleri ile iç aksonal kısımları da iç pleksiform hatta ganglion hücre dendritleri ile sinaps yapar.

Görme yollarının birinci nöronudur.

Modülatör(Düzenleyici ) hücreler: Fotoreseptör dış segmentin uyarılması ile başlayan görme sinyalleri bu hücreler ile düzenlenir ve aktarılır.

Horizontal hücrelerin nükleusları iç nükleer katta, akson ve dendritleri de dış pleksiform katta bulunur. Dendritleri çok sayıda yakın fotoreseptörlerle, aksonları da uzak fotoreseptör ve bipolar hücrelerle sinaps yapar. Muhtemelen görsel uyarıların düzenlenmesinden sorumludur.

Amakrin hücrelerin nükleusları da iç nükleer kattadır. Bu hücrelerin prosesleri ganglion hücresi ve bipolar hücrelerle sinaps yapar. Görme impulslarının integrasyonunda inhibe edici bir fonksiyonu olduğu sanılmaktadır.

Destek Astroglia: Retinanın iskelet desteğini Müller hücreleri sağlar.

Gangliyon hücreleri; Görme yollarının ikinci nöronudur.

Periferik retinada tek kat, makulaya doğru on kata kadar çıkar foveaya doğru azalarak kaybolur.

Dendiritleri bipolar ve amakrin hücrelerinin aksonları ile sinaps yapar.

Aksonu optik siniri oluşturur.

Retina histolojik olarak üç bölgeye ayrılır.

Ora serrata: Retinanın ön ucudur.Limbusa yaklaşık 6-8 mm mesafededir. Burada duyusal retinanın çok katlı yapısı aniden pigmentsiz siliyer epitele dönüşür.

Santral Retina: 5 mm çapında merkezi bölümüdür. Bu bölümde dış nükleer kattan itibaren iç katlarda sarı karotenoid pigment olan ksantofil (makula lutea) bulunur. Ayrıca ganglion hücreleri de birden fazla kat oluşur.

Makula santralindeki 1.5 mm çaplı çukur alana fovea santralis adı verilir. Optik diskin 3 mm temporal ve 0.8 mm inferiorunda yer alır.

Foveanın merkezindeki 400 µ çaplı alan foveola olarak bilinir. Merkezde iç retina katlarına ait sinir hücreleri kenara çekilmiştir ve sadece fotoreseptör (Kon) hücreler kalmıştır. Kapiller yapı içermez ve sadece koryokapillaristen beslenir.

  1. Periferik retina: Fotoreseptörler basil ağırlıklıdır. Koniler santral retinadakinden daha kalın ve ganglion hücreleri de daha geniş ve tek kat olarak düzenlenmiştir.

Retina Kan dolaşımı; Retinanın dış pleksiform kata kadar uzanan dış bölgesini koryokapilleris ile koroidal dolaşım beslerken iç kısmını da santral retinal arter ve dalları kanlandırır.

Retina kapilleri çoklu arterioler bağlantılar içerir.

Kapillerler sinir lifi katında yüzeyel ağ ve iç nükleer katta intraretinal ağ olmak üzere birbiriyle ilişkili iki kat oluşturur.

Arteriyel anomaliler (HT) daha çok sinir lifi katındaki yüzeyel ağı etkilenirken

Venöz anomaliler (DM) iç pleksusu tutmaya meyillidir.

Retina venleri de esas olarak arterlerin dağılımını izler. Arterlerin çaprazladığı bölgelerde arterlerle aynı adventisyayı paylaşır.

Santral retinal ven de arterin girdiği yerden optik siniri terkeder.

Optik sinir etrafındaki meningeal kılıf nedeniyle, kafa içi basınç artışlarına hassastır ve papil ödem oluşmasında önemli bir anatomik özelliktir.

OPTİK SİNİR

Retinadaki gangliyon hücrelerini aksonları optik diskte birleşerek optik siniri oluşturur.

35-55 mm uzunluğundadır ve beynin uzantısıdır.

4 bölümden oluşur

  1. İntraoküler= Göz içi parçası (papilla, optik disk): 1.5X1mm boyutlarındadır. Sinir burada myelinsizdir. Optik diskin ortasında santral retinal arterin ve venin geçtiği fizyolojik çukurluk vardır. Bu çukurluğun çapının tüm optik disk çapına oranı (c/d) glokom tanı ve takibinde önemlidir.
  2. İntraobital parça: Lamina kribroza denen skleranın delikli kısmından sonraki parçadır. Myelinlidir. 3-4 mm çapa ulaşır. Göz küresinin hareketlerine uymak için S şeklindedir ve 2.5-3 cm uzunluğundadır.
  3. İntrakanaliküler = Optik kanal parçası: 5-7 mm uzunluğundadır.
  4. İntrakraniyal = Kafa içi parçası: Kiazmaya kadar 10-12 mm uzunluğundadır. Optik sinirin orbital ve optik kanaldaki kısımları beyin zarlarından duramater, araknoid ve piyamater ile sarılı iken kafa içinde sadece piyamaterle sarılıdır.

Kafa içinde sağ ve sol optik sinir birleşerek kiyazmayı oluşturur. Kiyazmada temporal retinadan gelen lifler çaprazlaşmadan geçerken nazal retinadan gelen lifler çaprazlaşarak karşı tarafa geçer. Kiyazmadan sonra lifler optik traktus adını alır. Lifler traktus yolu ile lateral genikulat cisme ulaşıp sinaps yapar. 3. nöron optik radyasyon içinde oksipital lobda görme korteksine ulaşır.

Bir Cevap Yazın