İmmün Sistem ve Hücreleri

Dosyayı isterseniz görüntüleyebilir isterseniz indirebilirsiniz.


GoogleDocs üzerinden indirmek ve görüntülemek için : İndirAçılan sayfadan şekildeki gibi indirebilirsiniz–
indirme

 

İMMÜN SİSTEM ve HÜCRELERİ

İmmün Sistem

Organizmayı dış ortamda bulunan zararlı mikroorganizmalardan ( virüsler, bakteriler, mantarlar,parazitler vd) korumak ve oluşacak hasarı en aza indirmek üzere geliştirilmiş bir sistemdir.

İmmün sistem

Immun yanıtta görev alan hücreler ve organlardan oluşur.

Immun yanıt humaral ve hücresel yanıt olmak üzere iki şekilde oluşmaktadır.

-humaral yanıtta antikorlar

-hücresel yanıtta ise kan, belirli organ ve dokularda bulunan T lenfositleri görev almaktadır.

İmmün yanıt

Doğal

İnfeksiyon olmadan var olan sistem

Antijen spesifik değil

Anatomik bariyer.mekanik-biyokimyasal (mide)

Antimikrobial Peptidler

Fagositler (Makrofaj, PMNs, Monosit, DCs,NK hücreleri)

Kompleman Sistemi

Kazanılmış

Antijen spesifik

Bellek

Önceden var olan klonlar, spesifik cevabı oluşturur

Humaral-hücresel

-B Lenf
Antikor
-T lenf
Sİtotoksisite

Antikor yapımına yardım

Sitokin

İmmun sistemde görevli organlar

Lenfoid organlar

Primer lenfoid organlar (santral): lenfositlerin kök hücrelerden prolifere olduğu, fonksiyonel ve fenotipik olarak olgunlaştığı organlar

Fötal hayatta karaciğer,

Daha sonra kemik  iliği ve timus

Sekonder lenfoid organlar (periferik): lenfositlerin yabancı antijene yanıt gösterdiği ve antijene spesifik lenfosit aktivasyon ve olgunlaşmalarının düzenlendiği bölgeler

Lenf düğümleri, dalak, kutanöz lenfoid dokular (CALT) ve mukozal lenfoid dokular (MALT)…

İMMÜN HÜCRELER SANTRAL ORGANLARDA OLUŞUR, PERİFERİK ORGANLARDA GÖREV YAPARLAR (özellikle dalak ve lenf nodları)

Bağışıklık sisteminin gelişimi

Bağışıklık sisteminin hücrelerinin gelişimi kemik iliğindeki stem cell (pluripotent kök hücre) adı verilen farklı yönde gelişme yeteneği gösteren hücrelerinden olgunlaşır.

Bu hücrelerden belli bir serideki hücreleri oluşturmaya atanmış daha spesifik Unipotent kök hücreleri gelişirler.

Bu hücreler koloni oluşturma yeteneğine sahiptirler. Çeşitli sitokinler ve büyüme faktörlerinin etkisi ile;

– Lenfoid yönde farklılaşma ile B ve T lenfositleri (Th, Ts,Tc) ile NK hücreleri oluşur

– Myeloid yönde farklılaşma ile PNL, Eozinofil, bazofil, monositler, makrofajlar, Dendritik hücreler, Trombositler, Eritrositler

Hücreler

Lenfositler

Spesifik İmmun cevabın oluşumunda ve düzenlenmesinde görev alan 9-12 mikron çapında, iri çekirdekli, dar sitoplazmalı hücrelerdir (%20-40)

Kİ’de Stem cell  hücrelerden  farklılaşarak T ve B lenfositleri olarak yapılırlar

Erişkinde yaklaşık 1 trilyon lenfosit bulunur ve hergün yaklaşık 1 milyar lenfosit yapılarak kana verilir. Olgunlaşmış hücrelerin çoğu uzun yaşam sürelidirler

Morfolojik olarak birbirine benzemekle beraber, birbirinden bağımsız olarak gelişen ama gelişimleri sırasında fonksiyonlarını birlikte yürüten 3 tip lenf. mevcut:

T lenfositler—  timus (dolaşımdaki lenfositlerin %75’i)

B-lenfositler— Kemik iliği (%15)

NK (%10)

      (Nukleus-sitoplazma oranları, nukleus şekilleri ve sitoplazmadaki granüllerin boyutlarına göre ayrımlanırlar)

T lenfositler

T lenfositler immün sistemin en önemli hücreleridir ve doğrudan antikora bağımlı olmayan ve hücrelerin yönettiği ve katıldığı özgül immüniteyi oluştururlar. Uzun ömürlü hücrelerdir.

Kİ’de yapıldıktan sonra Timusta gelişip farklılaşırlar ve sekonder lenfoid dokularda yerleşirler.

Hücresel immünitenin kaynağıdırlar

-virüs ve hücre içi organizmalara (mikobakteri, toksoplazma ,lejyonella, brusella),

-fungal organizmalara (histoplazma, kandida)

-protozoalara karşı immunite ile,

-kanser hücrelerinin immun denetimi

-GVHD ve transplant doku reddi ile ilgilidirler.

– B lenfosit aktivasyonu ve farklılaşmasında rol alırlar,

– Salgıladığı sitokin ve kemokinler aracılığıyla da diğer immün sistem hücrelerinin inflamasyon bölgesine yerleşmesinden sorumludurlar.

MARKER

Lenfositlerin yüzeylerindeki moleküllere MARKER denir.

Hücrelerin ayırımında önemlidirler

Monoklonal ab. kullanılarak tespit edilirler

Bu markerlar için geliştirilen sistemik numaralandırma CD (Cluster designation) olarak isimlendirilir

(1980 sonrası hücre yüzey molekülleri üzerindeki çalışmalar artmış ve pekçok reseptör çeşidi gösterilmiştir. Ancak bunların isimlendirilmesi sorun yaratmış ve karışıklığı önlemek için kan hücreleri ile ilgili yüzey reseptörler numaralanmış ve CD ile ifade edilmişlerdir. CD2, CD4, CD8 gibi.)

Lenfositler fonksiyonları ve yüzey molekülleri ile ayırt edilebilirler

T lenfositlerinde bulunan  önemli moleküller

T hücre reseptörü (TCR): Ag (tek bir ag).

MHC-I ve MHC-II içinde sunulan antijenleri tanıyan res.(TCR 1 ve 2).

CD3+: Sinyal transfer ünitesi. TCR ile birlikte.

CD2+:T hücresine spesifik adezyon molekülü, rozet formasyonu (E rozet testi)

CD4+ (Th) veya CD8+  (Ts, Tc): Fenotipik markerlar

– APC yüzeyindeki MHC moleküllerine bağlanma

– Sinyal transferi

Kostimülatörler

Adezyon molekülleri

TCR-1                TCR-2 (%90-95)

T lenfosit alt grupları

T helper (Th) (CD4+): (%75)

– Çeşitli sitokinler aracılığı ile immun cevabın düzenlenmesine yardımcı olur

– B lenfositlerde antikor yapımını uyarır. Diğer hücrelerin de fonksiyonlarını     düzenlerler

Th1: IL-2, IFNg ve TNF gibi sitokinler oluşturarak hücresel bağışıklığa yardımcı olmakta ve Makrofajların fagositoz ve öldürme yeteneklerini arttırmaktadır.

Th2: IL-2, IL-4, IL-5, IL-6 ve IL-10,IL-13 gibi sitokinler oluşturarak humaral yanıta yardımcı olmakta

CD4/CD8 oranı: 1.7

IL-12 Th1 tip, IL-4 ise Th2 tip hücre gelişimine neden olur

Organizmada bağışık yanıtın düzenli bir şekilde işleyebilmesi için TH /Tc/s lenfosit oranının belirli bir dengede olması gerekir.

TH /Tc/s oranı, TH lenfosit sayısının artması sonucu bozulursa gereğinden fazla bağışık yanıt oluşumuna yol açabilir (Allerjik olaylar gibi).

Tc/s lenfosit sayısının artmasıyla bu oran bozulacak olursa bağışık yanıtta aşırı bir baskılanma olacağı için immünite düşüklüğü meydana gelir.

T supresör (Ts)

B ve T hücrelerine baskılayıcı etki

T lenfosit alt grupları

T sitotoksik (Tc) (%25)

Çoğu CD8 (T8) yüzey antijenini taşır

MHC-class 1 antijenleri taşıyan hücrelerle  ilişki kurar

Hedef hücreleri öldürür.

Etki ettiği hücreler;

Tümör hücreleri,

Virus taşıyan hücreler

Transplant  hücreler

Antijenin T lenfositlerce Tanınması

T lenfositleri, serbest antijenlerle ilişki kurup, uyarılamaz

Antijen sunucu hücre (ASH) (APC) gerekli

Tanınma olayında ASH’daki MHC-II ile Th hücresindeki CD4 yüzey  molekülleri, antijen ile de TCR arasında etkileşme olur.

Ayrıca iki hücre arasında farklı pekçok noktada etkileşme ve sitokinler aracılığı ile uyarılma da gerçekleşir.

Uyarılan T lenfositler, lenf bezlerinin parakortikal bölgesinde başkalaşıma uğrar. Hızla çoğalırlar.Böylece bu antijene duyarlı çok sayıda lenfosit toplulukları (klonları) meydana gelir

ASH

Monosit ve makrofajlar

Foliküler dentritik hücreler

Uyarılmış B lenfositleri

Derideki langerhans hücreleri

Timus medulasındakiinterdigitatinghücreler

Fibroblastlar

Endotel hücreler

Astrositler

Mikroglia

ASH

MHC class I —–CD8

MHC class II—–CD4

MHC-Sınıf I: İnsan kaynaklı HLA-A, HLA-B, HLA-C molekülleri tüm insan hücreleri üzerinde eksprese edilerek endojen yol ile hücre yüzeyinde teşhir edilir. Endojen veya viral antijenler bu yolla sunulur.

MHC-Sınıf II: Eksojen yol ile daha önce fagozomda peptidlerine yıkılan antijen ER, golgi kompleksi ile dış yüzeyde sunulur.

Organizmanın kendisine yabancı olan antijene yanıt olarak özgül antikor  üretme fonksiyonu ile görevli hücrelerdir

B lenfositlerinin farklılaşması esasen kemik iliği ve karaciğerde olmak üzere, bazı ileri farklılaşmalar ise   dalak, lenf nodu ve tonsiller gibi lenfoid organlarda olmaktadır.

B-hücrelerinin yüzeyindeki önemli moleküller

   Immunoglobulinler: (BcR)

Çoğunlukla önce IgM sonra hem IgM, hem de IgD taşırlar (Tek bir antijene bağlanabilir. Karşılaşma ihtimali olan ag.e karşı onbinlerce B lenf hazır beklemekte)

Az bir kısmında IgG, IgA ve IgE

CD 45: En erken görülen marker.

CD19, CD20, CD21: BcR ile ilişkili ilave sinyal transfer molekülleri.

     CD32: IgG’nin Fc kısmına özgü reseptör   (FcgRII)

     MHC class II: B lenfositlerce işlenmiş peptitlerin CD4+ T hücrelerine   sunulmasında etkili.

Kostimülatör moleküller (B7)

Kopleman reseptörleri

Olgunlaşmış B lenfositlerin uyarılması

B lenf. Antijenik uyarımı

Organizmaya antijen girdiğinde, yüzeyinde bu antijene özgül reseptör taşıyan B-lenfositleri bulur ve uyarır. Uyarılan B-lenfositler farklılaşır  ve plazma hücresine dönüşür. Sonuçta uyaran antijene duyarlı B lenfosit topluluğu (kolonisi) meydana gelir

Plazma hücreleri:

       Yüzeylerinde Ig yok. Çoğalma yeteneği yok, ag. spesifik antikor sentezlerler. Ömürleri kısadır  (~ 2-3 gün).  Ancak dakikada yaklaşık 20 bin antikor molekülü sentezleyebildikleri gösterilmiştir.

Bellek B lenfositleri (uzun ömürlü): Bellek hücreleri birkaç yıl, bazıları ise kişinin yaşam süresince yaşarlar. Sekonder immün yanıtta önemlidirler. Hem çok güçlü immün yanıt oluşur, hem de sınıf değişimi olur

 

B ve T lenfositleri

Lenfositoz

Kronik enfeksiyonlar

Viral enfeksiyonlar

Lösemi

Non hodgkin lenfoma

Hipertiroidi

Addison hastalığı

Hipopitütiarizm

Natürel Killer Hücreler

Büyük granüllü ve sitoplazmalı lenfositlerdir.

Tümör hücrelerini, virusla infekte konak hücrelerini ve diğer  yabancı hücrelere karşı erken dönem savunmadan sorumlu hücrelerdir (7 gün içinde de CTL ‘ler farklılaşıp fonksiyon kazanırlar).

Interferon, IL-2 ile aktive olabilirler (lenfokin activated killer (LAK).

Fagositoz yapmazlar!

NK hücreleri-ADCC (antibody-dependend cell-mediated cytotoxicity)’de rol oynarlar. Fc reseptörü ile antikorla kaplı hücreye bağlanır ve onu öldürür.

FAGOSİTER HÜCRELER

Monositler ve makrofajlar (RES)

Yüzey reseptörleri ile hedefi tanırlar

■ Kandaki gezgin monositler

■ Akciğerlerdeki alveoler makrofajlar

■ Seroz boşluklardaki makrofajlar

■ Kemik dokudaki osteoklastlar

Sinir dokusundaki mikroglia hücreleri

■ Dalak ve lenf düğümlerindeki makrofajlar

■ Bağ dokusu histiositleri

■ Karaciğerdeki Kupffer hücreleri

■ Böbrekte mezangial makrofajlar

Monosit ve makrofajlar

Kemik iliğinde yapılırlar. Dokuda makrofajlar ve kanda monositler mononükleer fagositer sistemi oluştururlar (%1-6). Birbirlerine benzerler küçük farkları var. Makrofajlar monositlerden daha büyüktür ve daha fazla organel içerir.

Fonksiyonları:

Fagositoz: Fagositoz  Gama interferon ile arttırılabilmektedir

Antijen sunumu ve tanınması. T lenfositlerin antijeni tanımasında ikinci sinyali de sağlarlar.

Sitokin ve büyüme faktör salınımı

Monositoz

Kronik bakteriyel enfeksiyonlar

Akut enfeksiyonların nekahat dönemi

Sıtma

Tifus

Hodgkin hastalığı

Ülseratif kolit

Regional enterit

Kollagen doku hastalıkları

Lösemi

Nötrofil lökositler

İnflamasyon alanına gelen ilk hücrelerdir

Asıl görevleri organizmaya giren mikroorganizmaları fagosite etmek ve ortadan kaldırmaktır (periferde granülositlerin %70’ini oluştururlar ve yarı ömürleri kısadır: 2-3 gün)

Nt. de 2 çeşit granül var:

– primer azurofilik (asit hidrolaz, miyeloperoksidaz, lizozim)

– sekonder granüller (lizozim, laktoferrin)

Yüzeyinde komplemanın C3 komponenti ile IgG nin Fc fragmanına uygun reseptörler bulunmaktadır.

(Opsonik etki)

Sitokin salınımı

Nötrofili

Fizyolojik Nedenler

Egzersiz

Sempatik aktivasyon

Patolojik

Travmalar

Kanamalar

Tümörler

Enfeksiyonlar

Yabancı proteinlerin girişi

Zehirlenmeler

Operasyonlar

Miyokard enfarktüsü

Akciğer enfarktüsü

Yanıklar

Akut hemoliz sonrası

Akut böbrek yetmezliği

Myeloproliferatif hastalıklar

Kortizon tedavisi

Eklampsi

Diabetik asidoz

Dehidratasyon

………………..

Bazofiller ve Mast Hücreleri

Dolaşımda %0,2 oranında bulunur

Allerjik hastalıklarda ve parazit enfestasyonlarında

rol oynarlar

Dokudaki formu mast hücresidir (konnektif doku ve mukozalarda bulunurlar)

IgE reseptörü taşırlar.

Hem ani hem de geç aşırı duyarlılık reaksiyonunda rol alırlar

Granüllerinde histamin, heparin, eozinofilik ve nötrofilik kemotaktik faktörler, proteaz ve glikosidazlar bulunur. Ayrıca PG, LT ve çeşitli sitokinleri sentezleyebilirler.

Allerjik rinitde, astımda, ürtikerde etkilenen organlarda Hodgkinde ise lenf nodlarında

mast hücre artışı olur

YARDIMCI HÜCRELER

Trombositler

Endotel h.

HLA

HLA

Histocompatibility antigens=İnsan lökosit antijenleri (HLA = human leucocyte antigens)

HLA antijenlerini kodlayan gen bölgesi; insanda 6. kromozom kısa kolu üzerinde, sentromere yakın kesiminde (6 ayrı lokus var)

Bu bölgeye büyük doku uygunluk kompleksi gen bölgesi (Major Histocompatibility Complex Gene Region) denir.

Doku uygunluk antijenlerine MHC antijenleri adı da verilir.

Doku reddinde hedef moleküllerdir.

Alloantijendirler

Oldukça polimorfiktirler (Her MHC molekülü tek bir antijeni bağlayabilir. Antijen bağlanma bölgesi her MHC’de farklıdır)

DOKU UYGUNLUK ANTIJENLERI

Transplantasyonda,

Yabancı antijenlerin tanınması ve bunlara karşı savunma mekanizmasının geliştirilmesi ve   hücreler arası ilişkilerin düzenlenmesinde önemli rolleri var.

HLA

Hücre membranlarında yer alırlar ve İmmünoglobülin süper ailesindendirler

Ekstrasellüler, transmembranöz ve intrasellüler kısımları bulunur

Yapıları, fonksiyonları, yerleştikleri hücre tipine ve immün fonksiyonlarına göre 3 farklı grupta sınıflandırılırlar

MHC 3 grup gen bölgesi vardır.

  1. 1. Grupta: HLA Sınıf 1 antijenleri=MHC I

HLA-  A, -B, -C, -E, -F, -G

  1. Grupta: HLA Sınıf 2 antijenleri=MHC II

HLA-  DP,-DQ,-DR,-DN,-DO

  1. 3. Grupta: HLA Sınıf 3 antijenleri=MHC III

C4, C2, properdın B, TNF-alfa ve beta

MHC class I

Lenfositlerde

Makrofajlarda,

Dentritik hücrelerde

Vücutta bütün çekirdekli hücrelerin zarlarında bulunur

MHC class I antijenleri

Glikoprotein yapısındadırlar

Birbirine nonkovalent olarak bağlanan 3 adet a polipeptid zinciri ve Beta 2 mikroglobülinden oluşmuştur.

a zinciri ile hücre membranına bağlanır

Beta 2 mikroglobülin MHC içinde değil 15.kromozomda kodlanır. Fonksiyon için gerekli

MHC class I—CD8 Tc hücre

Bu bölgede HLA-A,B,C (klasik) gen loküsleri ile

HLA-G’nin sadece plasental dokuda eksprese oldugu ve fonksiyonunun fetüsün canlılıgı ile ilgili oldugu sanılmaktadır

MHC class I fonksiyonu

Tümör hücreleri,

Greftlerdeki hücreler,

İçlerinde virüslerin üremiş olduğu hücrelerin,

Sitotoksik T lenfositleri (Tc) tarafından tanınmaları MHC  class I antijenleri ile olmaktadır

HLA Sınıf 2 (MHC classII):

Özellikle B lenfositleri,

Makrofaj,

Dentritik hücre,

Endotel hücre ve

Bazı aktif T hücrelerinde bulunur

MHC sınıf 2 molekülü

a ve b polipeptidlerinden oluşmuştur (simetrik yapı),

Her iki zincir de MHC içinde kodlanır

Ig süper ailesindendir

MHC class II fonksiyonu

Antijen sunulmasında dolayısıyla Makrofaj ile T lenfositlerin     etkileşiminde rol oynar.

Hücreler arası etkileşim CD4 T lenfositi–HLA sınıf II ile sağlanır.

HLA sınıf 3 antijenleri:

Bu antijenleri kodlayan gen bölgesi HLA sınıf 1 ile sınıf 2 antijen bölgeleri arasındadır.

Bu bölgede ısı şok proteinleri, TNF, C4, C2, 21-hidroksilaz ve properdin B faktörünü sentezleyen gen alt bölgeleri vardır.

HLA antijenlerinin klinik kullanımı

Organ ve doku transplantasyonunda,

(genellikle HLA-A, B ve HLA- D, DR tiplendirilmesi yapılarak haploid benzerlikler arastırılır)

Böbrek nakillerinde HLA-DR uyumu > HLA -B ve -A uyumu,

Pankreas nakillerinde de HLA-DR uyumu önemli

karaciğer nakillerinde HLA uyumunun önemi hakkında farklı görüşler vardır.

  (HLA uyumunun graft yaşamını kısaltabiliyor

  HLA-A ve -B uyumunun olumlu etkileri var?

  HLA-DR uyumunun etkisi yok?)

Kalp nakillerinde de uyumsuz antijen sayısı azaldıkça graft ömrü uzuyor.

  HLA-DR uyumu önemli 

Kornea nakillerinde HL-A, -B uyumu önemli, HLA-DR?

Hematopoetik kök hücre nakillerinde hedef tam uyum gösteren bir vericinin kullanılmasıdır.

HLA antijenlerinin klinik kullanımı

Babalık tayininde,

  (kan grubu antijenleri ile birlikte kullanılır. Babada bulunmayan HLA tipinin çocukta bulunması, babalıgın reddi bakımından önemlidir)

Antropolojik araştırmalarda,

Bazı hastalıkların tanınmasında:

-Otoimmün hst.

-viral hst.

-kompleman sistemi hst.

-nörolojik hst.

-allerjik hst.

HLA  İLE  HASTALIKLAR  ARASINDAKİ  İLİŞKİ

Hastalıklarla ilişkili bulunan aleller daha çok Class II genlerdedir.

HLA molekülleri virüs ve toksinler için reseptör görevi yapabilir ve hastalık meydana getirebilirler.

HLA molekülü hastalık ajanının peptidleri için selektif olabilir ve belirli HLA molekülünü taşıyan bireylerde belirli bir ajanın oluşturduğu hastalık görülebilir.

HLA molekülleri ile bazı ajanlar immünolojik benzer antijenik determinantlara (epitop) sahip olabilir.

HLA-otoimmün hst.

Ankilozan Spondilit hastalarında       HLA-B27 %90 oranında saptanmaktadır.

Belirli HLA antijenleri bazı romatolojik hastalıklara yatkınlık oluştururlar ve prognozda önemli olabilirler

RELATİF RİSK: Bir hastalığı olan bireylerde aynı etnik gruptaki kontrollere göre HLA antijeninin bulunma sıklığı. Rölatif risk ne kadar yüksek ise o antijene hasta popülasyonunda o kadar sık rastlanır.

Hastalığa yatkınlık yanısıra belli HLA tipine sahip olmak hastalığın aktivasyonunda da önemlidir                   (RA’de HLA DR B1 pozitif ise prognoz daha kötü)

Association between HLA and susceptibility to autoimmune disease

Behçet hastalığı: B51

Antikorlar

Plazma hücreleri tarafından yapılan antijenik epitopa bağlanma özelliğine sahip immünglobulin yapısındaki moleküllere antikor denir. Antijenlerle özgül olarak reaksiyon verirler.

Immunoglobulin tipleri:

IgG, IgM, IgA, IgD ve IgE.

Serum proteinlerinin %20’sini oluştururlar

Immunoglobulinlerin yapısı

Antikorlar serum proteinlerinin çoğunlukla gama globulin küçük bir kısmı ise beta  fraksiyonu içinde bulunmaktadır.

İmmunglobulinler polipeptit (%90) ve karbonhidrattan (%10) oluşan glikoproteinlerdir.

Her immunglobulin en az bir ana birimden yapılmıştır, buna monomer denir.

Monomer (= bir temel birim) den oluşan IgG molekülünde iki çeşit polipeptid zinciri vardır ve her bir çeşitten ikişer adet bulunmaktadır.

Bir antikor molekülü 4 polipeptitden oluşur

2 kısa=hafif (Light chains),

2 uzun=ağır (Heavy chains)

Uzun ve kısa zincirler birbirine disülfit bağları ile bağlanmıştır.

Bir Ig molekülü elektron mikroskopta incelendiğinde Y harfi şeklinde görülür.

Normal

Akut inflamasyon

Poliklonal hipergamaglobülinemi

Parazitozlar (kalaazar)

Kr. İnfeksiyonlar (Tbc, aktinomikoz)

Sarkoidoz

Kistik fibroz

Maligniteler (lenfoma…)

SjS

SLE

RA

Scl

MCTD…

Monoklonal gammopatiler
Plazma hücrelerinin tek bir klonunun, diğer klonların harcanması sırasında kontrol dışı çoğalması ile karakterizedir. Bu fonksiyon bozukluğu bir homojen immunglobulin ya da immunglobulin alt ünitesinin sentezlenmesine neden olur.
Bunların sentezlediği immünglobulinler de aynı, özdeş kimyasal yapıya sahiptirler.
Antikorlar iki bölgeden oluşur

Aminoterminal bölge– variable region

her polipeptit zinciri bir amino grubuyla biten değişken V bölgesi. Antijen V bölgesindeki aminoasitlere bağlanır

Karboksi terminal bölge–constant region (değişmeyen karboksille biten C bölgesi). C bölgesi inflamatuvar hücrelerle bağlantı kuran kısımdır. Ağır zincirin C bölgesi de komplemana bağlanmayı sağlar

Ig molekülünde hafif zincirler Y harfi şeklindeki molekülün kol kısımlarında, ağır zincirler ise hem kol, hem de gövde kısmında bulunurlar. Kollarda hafif ve ağır zincir arasında, gövdede ise iki ağır zincir arasında bulunan disülfid bağları, polipeptid zincirleri bir arada tutarak Ig molekülünü oluştururlar.

Herbir Ig molekülünde antijenle birleşebilen 2 adet Fab (fragment antigen binding) kısmı +.

Fc (fragment crystallizable) kısımları ise Ig fonksiyonlarından sorumludur.

Hücre yüzeylerindeki Fc reseptörlerine bağlanabilirler.

Antikorla birleşmiş bakterilerin fagositlerle birleşmesi Fc reseptörleriyle sağlanır.

Ig farklılıkları; antikor moleküllerinin karbonhidrat miktarları, elektroforez hızları, molekül ağırlıkları, amino asit yapıları, taşıdıkları H(=ağır) polipeptid zinciri tipi gibi özelliklere dayanmaktadır.

IgG  (300-1250 mg/dl)

– Serum proteinlerinin en uzun ömürlü olanıdır (21 gün)

– serumda ve sekonder cevap sırasında üretilen başlıca immunglobulindir

– Dolaşımdaki   immunglobulinlerin %70-75’ini oluşturur

– Dokulara dağılımı iyidir

Plasentayı geçer

Molekül ağırlığı 150.000 kDA

Antitoksinler IgG sınıfındandır.

Hücreler üzerinde bulunan Fc reseptörleri ile opsonizasyon ve ADCC’ de önemli rol oynamakta

IgG1,IgG2,IgG3 (en büyük) ve IgG4 olmak üzere 4 alt tipi var.

 

IgM (50-125 mg/dl)

– %10’u oluşturur

– Primer antijenik uyarıyı takiben hızla sekrete edilir

– İntravasküler alanla sınırlıdır

Pentamer şeklinde 5 üniteden oluşur.

IgM’de “J” zinciri de bulunmaktadır. 5-10 antijen molekülü bağlayabilmekte

Molekül ağırlığı 900.000 kDa dir.

Olgun B lenfositlerinin yüzeyinde bulunan IgM’ler antijene özgül reseptör görevi görmektedir.

Plasentadan geçmez. Fötüste IgM düzeyinin artmış olması konjenital infeksiyon veya perinatal infeksiyonu göstermektedir.

IgM

Aglütinasyon, hemaglutinasyon, virüs nötralizasyonu ve komplemanı EN İYİ bağlama özelliğindedir.

İsohemoglutininler (Anti-A, Anti-B) IgM yapıdadır.

Gram (-) bakteri stimulasyonlarına karşı en sık oluşan antikordur.

Heterofil antikorlar, RF, soğuk aglutininler IgM yapısındadır.

IgA (50-210 mg/dl)

– Tükrük,lakrimal sıvı ve kolostrumdaki başlıca koruyucu immunglobulindir

– Antijenleri ortamdan uzaklaştırarak etkili olur

Serum ve salgısal tipleri var (IgA1 ve IgA2)

Molekül ağırlığı 160.000‘kD.

Komplemanı alternatif yoldan aktive edebilir

SEKRETUAR IgA

Genellikle dimer şeklindedir. Molekül ağırlığı 400.000 kD.

Sistemik hümoral bağısıklıkta fazla etkili değildir. Mukozal immunitede önemli rol oynar

Ig D;

Serumda eser miktarda bulunur (3-5 mg/100 ml).

Total plazma Ig’nin %1’inden daha azını oluşturur.

Dolaşımdaki B lenfositlerinin yüzeyinde bulunur

Ayrıca kordon kanında ve lenfatik lösemi hücrelerinde bulunduğu belirtilmektedir

Ig E;

– Hipersensitivite reaksiyonlarındaki temel mediyatördür

Parazitlere karşı gelişen immun yanıtta önemlidir

Serumda çok az miktarda bulunmaktadır. (0,01 – 0.03 mg/100 ml).

Tükrük ve nazal sekresyonlarda bulunur.

Fc parçası uzun

Fonksiyonları

Antikorlar antijene bağlanırlar. Ancak çok az kısmı doğrudan etki ile hedefi nötralize eder.

Genelde etkilerini sekonder efektör mekanizmalarla gösterirler. Örneğin; kompleman aktivasyonu, NK sitotoksisitesi ve opsonizasyon… gibi

Mononükleer hücrelerde, nötrofillerde ve NK hücrelerinde Fc kısımlarına ait reseptörleri var ve bu reseptörlere bağlanarak bu tür fonksiyonlarını gerçekleştirirler

Hamileliğin 3. ve 4. ayında IgG’ler anneden bebeğe geçmeye başlar ve bu geçiş doğuma kadar giderek artan oranlarda devam eder.

Yeni doğan bir bebeğin kanında anneden geçen IgG’ler dolaşır.

Bebeğin kendi IgG sentezi ise doğumdan itibaren başlar ve 2 yaşında erişkin düzeye ulaşır.

40 yaşından sonra IgG düzeyinin tekrar azalmaya başladığı görülür.

SİTOKİNLER
(İmmün sistemin hormonları)

Dr.Mehmet Şahin

Genel özellikler

Çok çeşitli hücrelerce yapılabilirler ve çok çeşitli hücrelerde etkilerini yapabilirler (pleiotropic)

Kendi aralarında agonist ve antagonist etki gösterebilirler.

Diğer polipeptid hormonlarda olduğu gibi hedef hücre üzerindeki özel reseptörlere bağlanarak etkilerini gösterirler.

Otokrin, parakrin ve endokrin etkilere sahiptirler

Proinflamatuar sitokinler

TNF-a ve b: Akut inf. cevabın önemli mediatörü (gram (-) inf.da en önemli sitokindir)

DIC ve şok tablosu, IL-1 ve IL-6 salgı artışı

Adipoliz ve kaşeksi

IL-1: ateş, akut faz protein sentezi

IL-6: B lenf. çoğalması-farklılaşması, Ig yapımı. Ateş, akut faz protein yapımı (akut faz yanıtında en önemli…)

IL-2: NK sitolitik aktivite artışı. T lenfosit gelişme faktörü

IL-3: Multicoloni stimulating factor

IL-4: B lenf.de Ig ağır zincir sınıf değişikliği

IL-5: Eozinofil artışı,antihelmentik etki

IL-10: Sitokin sentezini inhibe eden faktör

IL-12: En güçlü NK uyaranı

IL-8: Nötrofil aktivasyonu ve kemotaksisi

TGF-b:

–    Antisitokin etki,

immun yanıt sup.,

T ve B Lenfosit inhibisyonu

T hücrelerinde Ts fonksiyonu

IgA antikoru dönüşümü ile mukozal bağışıklık

Yara iyileşmesi ve fibroblast proliferasyonu

GM-CSF:

Kemik iliği hücrelerinin bölünmesini uyarıp olgun lökosit oluşumunu sağlar.

Endotel hücre proliferasyonu

M-CSF

G-CSF

İnterferonlar

IFNa: Lökosit interferonu

Antiviral etkisi

MHC-1 antijeni indüksiyonu–hücresel bağışıklığı artışı

Anti tümör etki

IFN-b: Fibroblast, NK hücre aktivasyonu, doğal bağışıklık artışı

IFN-g: Immun yanıt regülasyonu

Fagositer hücre aktivasyonu

Th1 aktivite artışı—hücresel immünite artışı, Th2 ve B lenf. inhibisyonu ile humaral immünitede baskılanma.

Sitokinlerle ilişkili hastalıklar

Bakteriyel septik şok

HipoTA, hipoglisemi, pıhtı–ölüm

LPS, TNF salınımını sağlar

TNF  IL-1,  IL-6  ve IL-8 salınımını uyarır

Bakteriyel antijenler T lenf özellikle etkileyerek ve sitokin salınımını uyarırlar)

Lenfoid ve miyeloid Ca

Bazı kanserler sitokin salgılarlar

Chagas hastalığı

IL-2 reseptör üretiminde depresyon oluşur

Immunosupressif tedavi –
Kortikosteroidler

Sitokin sentezini inhibe ederek fonksiyon görürler

Otoimmun hastalıklar    (SLE …)

Allerjik hst.      (astma)

Inflamatuvar hast.  (Crohn)

Allograft rejeksiyonu

Monositlerden IL-1 yapımını baskılarlar

IL-2 üretimini ve T lenf. proliferasyonunu inhibe eder.

– Siklosporin A / Tacrolimus (FK506)

Funguslardan köken alan antibiyotik derivesi.

Transplant sonrasında

Otoimmün hst. (uveitis, Behcet hst., IBD, SLE, arthritis

Astım

IL-2 ve IL-2 reseptor ekspresyonunu inhibe eder

Lenfosit proliferasyonunu inhibe eder- hücreler G0/G1 fazında duraklar

Klinik uygulamalar

Rekombinant sitokinler

Hangi hastalıklarda

Otoimmün hst.

infeksiyonlarda

İmmün yetmezliklerde

malignitelerde

 

Otoimmün hst.

rsTNFR

RA de etkili,

IL-1ra (Anakinra)

IFN-alpha

Multiple sclerosis.

IFN-gamma

Scleroderma -??

Etkili Oldukları Hastalıklar

Infeksiyonlar

IFN-alfa

Hepatit B

Hepatit C –

Papilloma virus

HIV ve Kaposi’sarkomu

Interferon-gama

Lepra

Leishmaniasis

Toxoplasma  (deneysel)

IL-2 ve IFN-alfa, IFN-gama

HIV ??

Maligniteler

IL-2 (LAK hücreleri)

  1. Melanom

Renal cell Ca

IFN- alfa

Hairy-cell lösemi

KML

Immun yetmezlikler

Aşılama

Primer İ.Y – IFN-gama

kronik granulomatoz hastalık

hiper-IgE sendromu

Kompleman eksiklikleri

Klasik yol eksiklikleri: C1q,C1r,C1s,C4,C2 eksiklikleri—–IK hastalıkları (SLE…)

C5-8 eksikliği: pyojenik inf. (Neisseria)

C3 eksikliği;membranoprolif. Glmn

C1 inhibitör eksikliği: herediter anjionörotik ödem (C4 düşük, C3 normal)

İnsanda en sık rastlanan C2 yetmezliğidir.

 

Kompleman aktivasyonunda düzenleyici rol oynayan integral membran proteinlerinin (DAF, HRF ve C59) yetmezliklerinde  PNH (paroksismal nokturnal hemoglobinüri) gelişir.

Bu hastalıkta eritrositler ve diğer hücreler fosfotidil inozitole bağlı membran proteinlerini yapamazlar. Bu nedenle PNH intravasküler hemolizle karakterize bir hastalıktır.

Bir Cevap Yazın