Kalsiyum (Ca) Metabolizmasını Düzenleyen Hormonlar – Word

Dosyayı isterseniz görüntüleyebilir isterseniz indirebilirsiniz.


GoogleDocs üzerinden indirmek için : İndir–Açılan sayfadan indirebilirsiniz–

Önizleme ;

KALSİYUM METABOLIZMASINI DÜZENLEYEN HORMONLAR
Amaç
  • Kalsiyum ve fosfor metabolizmasını düzenleyen hormonlarının yapısı, fonksiyonu ve hastalıklarla ilişkisini anlamak.
Öğrenim hedefleri
  • Kalsiyumun önemi
  • Vücuttaki formları
  • Metabolizmasını düzenleyen hormonlar
                        Parathormon
                        Kalsitriol
                        Kalsitonin
Bu hormonların:
                        Sentezleri
                        Sentezlerinin düzenlenmesi
                        Etki mekanizmaları
                        Etkileri
                        Hastalıklarla ilişkileri
Kalsiyumun önemi
  • Kalsiyum iyonları bir grup önemli fizyolojik ve biyokimyasal olayları düzenler.
    • Kas-sinir uyarılabilirliği,
    • Kan pıhtılaşması,
    • Salgılama olayları,
    • Zarın bütünlüğü ve plazma zarından taşınma,
    • Enzim tepkimeleri,
    • Hormon ve nörotransmitter salınması ve hormon etkisi
    • Kemiğin mineralizasyonu
  • Bütün bu işlemlerin normal şekilde çalışması için plazma Ca+2’u çok dar sınırlar içinde sürdürülür.
  • İyonize kalsiyum düzeyinin normal dışına sapması yaşamı tehdit eden bir çok bozukluğa neden olur.
Vücuttaki yeri
  • İnsan vücudunda yaklaşık 1 kg kalsiyum bulunur.
  • Bunun % 99’u fosfat ile birlikte hidroksiapatit kristalleri (Ca10(PO4)6(OH)2) şeklinde kemikte bulunur. Kalan %1’lik kısım ise yumuşak dokular ve hücre dışı sıvıda bulunur.
  • Kemik dinamik bir dokudur.
  • Kemik mekanik rolüne ek olarak bir kalsiyum deposu olarak hizmet görür.
  • Kemikteki kalsiyumun çoğu hücre dışı kalsiyum ile serbest değiş tokuşa uğratılamaz.
  • Kemikteki kalsiyumun %2 kadarı hücre dışı kalsiyum ile serbest değiş tokuşa uğrayabilir. Bunun %1 kadarı kemikte serbestçe değiş tokuşa uğrayabilen havuzcukta, %1 kadarı ise periostal aralıkta bulunur. Bu iki bölümdeki kalsiyum kemikteki “karışabilir kalsiyum havuzu”nu oluştururlar.
  • Hormonlar, kalsiyumun hücre dışı sıvı aralığı ile periostal sıvı aralığını ayıran zar üzerinden taşınmasını etkileyerek hücre dışı Ca miktarını düzenlerler (Primer olarak PTH etkilidir. D vitamini minor etkiye sahip).
 
Kalsiyum, fosfat ve magnezyumun vücutta dağılımı
Nisbi dağılım (%)
Doku
Kalsiyum
Fosfat
Mağnezyum
İskelet
99
85
55
Yumuşak doku
1
15
45
Hücre dışı sıvı
<0.2
<0.1
1
Toplam (g)
1000
600
25
Kalsiyumun plazmada fizyolojik durumları
Üç halde bulunur:
  1. Organik asitlerle karma yapmış
Yaklaşık % 10  kadarı sitrat, fosfat, bikarbonat, laktat vb anyonlarla kompleks oluştururlar.
  1. Proteine bağlı
Yaklaşık %40
  1. İyonlaşmış (serbest)
Yaklaşık %50
İyonize kalsiyum biyolojik olarak aktif payı oluşturur. Bu düzeyin normal sınırlar dışına çıkmasına, vücudun çok az toleransı vardır.
İyonize Ca+2 düzeyi ¯ ® Aşırı uyarılma ve tetanik çırpınmalar
İyonize Ca+2 düzeyi­­ ® Kas felci, koma ve ölüm
(İyonize kalsiyum düzeyinin düşmesi, iyonize kalsiyumun, voltaja hassas sodyum iyon kanalları üzerindeki etkisinin kalkmasına neden olur. Bunun sonunda kanalların açılmasıyla sodyum iyonları hücreye girer ve hücre hızla depolarize olur. Kasa fazla miktarda aksiyon potansiyeli göndermeye bağlı kasta uzun sureli kasılmalar olur.)
Kalsiyumun fosfat ve magnezyumla karşılaştırılması:
Toplamın yaklaşık %’si
Durum
Kalsiyum
Fosfat
Mağnezyum
Serbest (iyonize)
50
55
55
Proteine bağlı
40
10
30
Kompleks yapmış
10
35
15
Toplam (mg/dl)
8.6-10.3
2.5-4.5
1.7-2.4
Plazma kalsiyum konsantrasyonunu etkileyen faktörler:
  1. Plazma protein konsantrasyonu
  2. pH
  3. Hormonlar (PTH, Kalsitrol, Kalsitonin)
Plazma protein konsantrasyonu plazma kalsiyum konsantrasyonunu etkiler
Kalsiyum primer olarak Albümine, kısmen Globüline bağlanır.
Hipoalbüminemi: Albüminin düştüğü her 1g/dl için Toplam kalsiyum 0.8 mg/dl düşer.
Hiperalbüminemide hipoalbümineminin tersi olur.
Protein-kalsiyum ilişkisi pH’ya bağlıdır
Asidoz durumunda iyonize kalsiyum artar.
Alkaloz durumunda bağlı kasiyum artarken iyonize kalsiyum azalır. İyonize kalsiyumun azalmasına bağlı hissislik ve karıncalanma olabilir. Hiperventilasyon sendromunda görülen hissizlik ve karıncalanmanın nedeni akut gelişen solunumsal alkalozdur.
Kalsiyum metabolizmasının düzenlenmesinde temel olarak 3 hormon etkilidir
  1. Parathormon (etkisi: Ca+2 ­, P ¯)
  2. Kalsitriol (etkisi: Ca+2 ­, P ­)
  3. Kalsitonin  (etkisi: Ca+2 ¯, P ¯)
Bunlar üzerine hipotalamus ve hipofizin herhangi bir kontrol etkisi yoktur.
PARATHORMON (PTH)
  • 84 amino asit içeren bir peptiddir.
  • Karbonhidrat veya kovalent bağlı bileşik içermez.
  • Amino ucundaki ilk 34 amino asit molekülün biyolojik etkinliğinden sorumludur.
  • 25-34 arasındaki amino asit’ler reseptöre bağlanmadan, karboksi ucundaki 2/3 kısımlık bölüm ise periferik dokularda yıkımın geciktirilmesinden sorumludur.
 
PTH’un biyosentezi
  • 115 aminoasit’li bir öncül molekül halinde paratiroit bezinde sentezlenir.
  • PreproPTH’nın amino ucunda hidrofob doğaya sahip 25 aminoasit’lik sinyal peptidi bulunur.
  • Sinyal dizesi molekülün ER’un iç kısmına aktarılmasını sağlar.
  • ER iç kısmında peptidazların etkisi ile sinyal peptidi ayrılır ve proPTH (90 aminoaasit) sentezlenir.
  • ProPTH amino ucunda yer alan ve işlevi bilinmeyen ileri derecede bazik bir hekzapeptid taşır.
  • ProPTH golgi aygıtına aktarılır ve burada bir enzim tarafından hekzapeptid uzaklaştırılması ile PTH sentezlenir.
  • Golgiden salgı veziküllerine aktarılan PTH’un 3 olası akibeti;
  1. Depolanır
  2. Yıkıma uğrar
  3. Salgılanır.
 
PTH yapımının düzenlenmesi
  • PTH’nın yapımının düzenlenmesiyle ilgili karışık ve tartışmalı süreçler vardır. Kabul edilen görüşe gore ortamdaki kalsiyum miktarından bağımsız olarak sürekli olarak önce ProPTH, bundan da PTH sentezlenir. Ancak sentezlenen ProPTH’nın tamamı PTH’ya dönüşmez. Büyük kısmı yıkılır. Sentezlenen PTH’nın da tamamı salınmaz. Onun da bir kısmı yıkıma uğrar.
  • Kalsiyum düzeyi dolaşıma salınan PTH’yı etkileyen major etmendir. Ca2+ PTH’nın yıkım hızını denetleyerek etkisini gösterir.
  • Kalsiyum düzeyi düşünce PTH yıkım hızı azalır, dolaşıma salınan PTH miktarı artar. PTH’nın etkisiyle de plazma kalsiyum düzeyi yükselir. Kalsiyum düzeyi yükselince de tersi olur. Yani PTH yıkım hızı artar, dolaşıma salınan PTH miktarı azalır. PTH miktarının azalmasının sonucunda da plazma kalsiyum düzeyi düşer.
PTH metabolizmasının düzenlenmesi
  • Proteolitik yıkım sırasında PTH’nın çok özgül parçaları ortaya çıkar ve dolaşımda karboksi ucu parçaları bulunur. (PTH37-84)
  • Bunun herhangi bir biyolojik işlevi tanımlanmamışsa da hormonun dolaşımdaki yarı ömrünü uzatabilir.
  • Paratiroid bezinde Katepsin B ve D’yi içeren bir grup proteolitik enzim tanımlanmıştır.
  • Katepsin B, PTH’yı PTH1-36 ve PTH37-84 olarak 2 parçaya böler.
  • PTH1-36 hızla di- ve tripeptidlere yıkılırken, PTH37-84 daha fazla yıkılmaz.
  • ProPTH dolaşımda hiçbir zaman yer almaz.
Daha önce sentezlenen PTHnın üç ayrı yola gidebileceği bahsedilmişti:
  1. Depolanma 2. Yıkıma uğrama 3. Salgılanma
  1. Paratiroit bezindeki salgı taneciklerinde sadece 1,5 saat salgılamaya yetecek düzeyde hormon bulunur. Bu yüzden PTH sürekli üretilip salgılanması zorunludur. PTHnın tersine insülin günlerce, tiroid hormonları haftalarca yetecek kadar depolanabilir.
  1. PTH ya sentezlendiği paratroid bezinde, ya da periferik dokuda yıkılır. Yıkımın çoğu paratroid bezinde gerçekleşir. Periferde ise böbrek ve karaciğerin kupfer hücrelerinde gerçekleşir.
  1. Şayet paratroid dokuda yıkılmayacaksa dolaşıma PTH(1-84) olarak salınır. Bu biyolojik olarak aktiftir. Periferik dokularda 34. amino asitten kırılır. PTH(1-34) ve PTH(35-84) olmak üzere iki parçaya ayrılır. PTH(1-34) biyolojik aktivitenin %75-90’nından sorumludur. Yani PTH’nın asıl biyolojik aktivitesinden sorumlu kısım budur diyebiliriz. Karboksil ucundaki PTH(35-84)’ün aktivitesi yoktur. İdrarla atılır.
Dolayısıyla dolaşımda PTH(1-84) ve PTH(35-84) bulunurken PTH(1-34) bulunmaz. Biyokimyasal ölçümlerde PTH(1-84) ölçülür. Buna intact (tüm, bozulmamış) PTH da denmektedir.
PTH salgısının düzenlenmesi
  • PTH düzeyi ortamdaki Ca2+ derişimi ile ters orantılıdır.
  • Ca2+ düzeyinin düşmesiyle paratiroit hücrelerinde kalsiyum düşmesine hassas kalsiyum reseptörleri uyarılır. Bu reseptörler G proteini ile eşleniktir. Kalsiyum reseptörünün uyarılmasıyla Fosfolipaz Cbeta aktiflenir. Bunun sonucu hücre içi kalsiyum artışıyla sonuçlanan IP3 üretimi tetiklenir. Yüksek kalsiyum düzeyinin düzenlediği mekanizmalarla PTH salgısının artar.
  • Plazma kalsiyum düşüklüğü sonucu uyarılan mekanizmalarla hücre içinde miktarı artan kalsiyum şu mekanizmalarla PTH salgısını artırıyor olabilir:
  • Hücre içinde artan kalsiyum Adenilat siklazı inhibe , Fosfodiesteraz enzimini aktive eder. Bunun neticesinde cAMP düzeyi düşer. cAMPye bağlı oluşan aktif protein kinaz oluşamaz. Aktif protein kinazın yürüteceği reaksiyonlar kesilmiş olur ve muhtemelen bunun sonucunda bir inhibisyon ortadan kalkar. Böylelikle PTH salgısı artar.
  • Fosfatın PTH salgısı üzerine hiçbir etkisi yoktur.
Magnezyum eksikliği: Sentezlenen PTH’nın salınması için bir miktar magnezyuma ihtiyacı vardır. Magnezyum eksikliğinde PTH salgılanamaz. Bunun yanında salgılanan PTH’ya da periferal direnç gelişir. Buna bağlı da hipoparatiroidizm gelişir. Normal paratiroit fonksiyonu ve kalsiyum düzeyi sağlamak için magnezyum ilavesi şarttır.
PTH bir membran reseptörü yoluyla etki eder
  • PTH reseptörleri hedef dokular olan kemik ve böbrekte bulunur. Bunlar birbirinin aynı olup hedef dışı dokularda bulunmaz.
  • PTH, reseptörüne bağlandıktan sonra etki için klasik ikincil mesajcı yolu aktiflenir: Adenilat siklaz ® cAMP’de artış ® Hücre içi kalsiyumda artış ® Özgül hücre içi proteinlerin kinazlar ile fosforilasyonu ® Biyolojik etkiler
PTH kalsiyum ve fosfat homeostazını etkiler
  • PTH, Hücre dışı Ca konsantrasyonunu doğrudan kemik ve böbrek üzerine etki yaparak, dolaylı olarak da bağırsak mukozası üzerine etki göstererek normale getirir.
  • PTHnın en hızlı etkisi böbrek üzerine, en büyük etkisi ise kemik üzerinedir.
  • PTH hipokalsemiyi kemiğin harcanması pahasına önler.
  • PTH osteoblastlardaki reseptörlerine bağlanır. Osteoklaslarda reseptörü yoktur. Osteoblastlardaki reseptörlerine bağlanmasıyla bu hücrelerden sitokinler salınır. Salınan sitokinler de osteoklastları aktive eder.
PTHnın kalsiyum ve fosfat homeostazına başlıca etkileri:
  1. Kemiklerden kalsiyumun ve fosfat salınımını artırır
  2. Kalsiyumun böbreklerden atımını azaltırken fosfatın atılımını artırır
  3. Kalsitriol sentezini uyararak bağırsaktan kalsiyum emilimini artırır.
Net etki: serum kalsiyum düzeyi artar, fosfat düzeyi düşer.
Kalsiyum ve fosfat düzeyleri birlikte artarsa, yüksek konsantrasyonda birleşerek kanda çökebilirler. Bu yüzden kalsiyum artarken fosfatın atılımı sağlanarak kanda düzeyinin artmaması sağlanmaktadır.
 
Fizyopatoloji
Hipoparatiroidi
            Primer hipoparatiroidi
            Psödohipoparatiroidi (Yalancı hipoparatiroidi)
Hiperparatiroidi
            Primer hiperparatiroidi
            Sekonder hiperparatiroidi
Hipoparatiroidi
            PTH düzeyinin azalması ve bunun neticesinde serum iyonize kalsiyum düzeyinin düşmesi, fosfat konsantrasyonunun ise yükselmesi ile karakterizedir.
Serum kalsiyum düzeyi 4 – 10,5 mg/dl arası PTH ile ters orantılıdır. Yani 10,5’e kadar kalsiyum arttıkça PTH düşer. Öyle ki, serum Ca düzeyi 10,5 mg/dL veya üzerinde iken biyolojik olarak aktif PTH varlığı ® HİPERPARATİROİDİZM tanısı koydurur.
Hipoparatiroidi hafif seyrederse kas krampları ve tetani, ağır seyrederse solunum kaslarının tetanik paralizisi, laringospazm ve ağır konvülsiyonlar sonucunda ölüm gelişebilir.
            Primer hipoparatiroidi: Bezlerin otoimmün harabiyeti sonucu veya boyun cerrahisi esnasında kazayla çıkarılması veya zedelenmesi sonucu gelişir.
            Psödohipoparatiroidi (Yalancı hipoparatiroidi): Kalıtsaldır. Biyolojik olarak aktif PTH sentezlenir. Fakat PTHya karşı periferik organ direnci vardır. Sonuçta PTH yokmuş veya eksikmiş gibi bulgular ortaya çıkar. Bu şahıslarda boyun kısalığı, metatarsal ve metakarpal kemiklerde kısalık, mental ve gelişim gerilikleri görülür.
Hiperparatiroidi
            PTH üretiminin artması ve bunun neticesinde serum iyonize kalsiyum düzeyinin artması, fosfat konsantrasyonunun ise düşmesi ile karakterizedir. Devam eden hiperparatiroidide aşırı kemik rezorbsiyonu, böbrek taşları ve tekrarlanan üriner enfeksiyonlar görülür.
Primer hiperparatiroidi: Paratiroid adenomu, paratiroid hiperplazisi ve malin tümörlerden ektopik PTH üretimi sonucu gelişir.
Sekonder hiperparatiroidi: Progressif renal yetmezlik sonucu gelişir. Bu renal yetmezlikte 25 OH-D3’ün 1,25 (OH)2D3’e dönüşü azalmıştır. Aktif D3’ün azalmasına bağlı kalsiyum sindirim sisteminden yeteri kadar emilemez. Kalsiyumun normal kan düzeyini korumak için PTH salgısı artar.
KALSİTRİYOL (D VİTAMİNİ; 1,25 DİHİDROKSİ KOLEKALSİFEROL; 1,25 (OH)2-D3)
  • Temel rolü bağırsaktan kalsiyum ve fosfat emilmesini uyarmaktır. Bağırsak hücre zarında konsantrasyon gradiyentine karşı kalsiyumun emilimini teşvik eden tek hormondur.
  • Besinlerdeki kalsiyum içeriğinde geniş dalgalanmalar olsa bile hücre dışı kalsiyumu beliril sınırlarda tutulur ve bunu denetleyen ince bir mekanizma vardır. Bu mekanizma sayesinde kemikte kollajen lifler üzerine Ca ve PO4’ın depolanması garanti altına alınır.
  • D vitamini eksikliğinde yeni kemik oluşumu yavaşlar.
  • Kalsitriol, PTH’nın renal kalsiyum geri emilimi üzerine olan etkilerini de şiddetlendirir.
 
Kalsitriol biyosentezi
  • Kalsitriol tüm özellikleriyle bir hormondur. Sentezi muhtelif dokuları kapsar.
 
Sentez aşamaları başlıca deri, Karaciğer ve böbrekte gerçekleşir
  • Hormonun öncül molekülü olan D vitamini (Kolekalsiferol) yumurta sarısı, balık, Karaciğer gibi besinlerde bulunmakla beraber, kalsitriol sentezi için gerekli D vitaminin büyük kısmı deride 7-Dehidrokolesterol’den sentezlenir.
  • Derideki kolekalsiferol oluşumunda nonenzimatik fotoliz tepkimesi ile UV ışınları kullanılır.
  • Oluşan kolekalsiferol miktarı UV ışınlarının miktarı ile doğru, ciltteki pigmentasyon miktarı ile ters orantılıdır.
  • Epidermiste yaşa bağlı bir 7-Dehidrokolesterol kaybı görülür. Bu, yaşlılıkta kalsiyum dengesini olumsuz yönde etkiler.
  • “D vitamini bağlayan protein” denen özgül bir taşıyıcı protein D3’ü deri ve bağırsaktan KC’e taşır.
  • D3, KC’de 25-Hidroksilasyona uğrar.
  • 25-Hidroksilasyon ER’da O2, NADPH, Mg gerektiren bir tepkimeyle gerçekleşir.
  • NADPH’a bağımlı sitokrom P450 redüktaz ve sitokrom P450 enzimleri olaya katılır.
  • Bu reaksiyon üzerinde herhangi bir kontrol mekanizması yokur ve böbrek ile bağırsakta karaciğere göre daha düşük etkinlikte görülür. Ancak 25-Hidroksilasyon temelde karaciğerde olur.
  • 25OH-D3 dolaşım yoluyla böbreğe taşınır ve plazmadaki ana formdur.
  • 25OH-D3 zayıf bir agonisttir ve biyolojik aktivite için 1. konumda hidroksillenmelidir.
  • Bu olay NADPH, Mg, O2 ve 3 enzim (ferrodoksin, ferrodoksin redüktaz ve sitokrom P450) gereksinen bir monooksijenaz reaksiyonu ile böbrek proksimal tübül mitokondrilerinde gerçekleşir.
  • 1,25(OH)2-D3, D vitamininin en güçlü metabolitidir.
  • Kalsitriolün önemli bir böbrek dışı kaynağı 1a-hidroksilaz etkinliğine sahip plasentadır.
  • Bu enzimin etkinliği kemik dahil bir grup dokuda bulunmuştur. Fakat bunların fizyolojik önemi azdır.
 
Yapım ve metabolizmanın düzenlenmesi
 
Renal 1a-hidroksilazın düzenlenmesi (Tablo)
Primer düzenleyiciler
Sekonder düzenleyiciler
Hipokalsemi → enzim ­
PTH↑ → enzim ­
Hipofosfatemi → enzim ­
Kalsitriol ↑ → enzim ¯
Östrojenler
Androjenler
İnsülin, tiroit hormonu
GH, prolaktin
  • Kalsitriol kendi üretiminin önemli bir düzenleyicisidir.
  • Kalsitriol ­ ise: 1a-hidroksilazı kısıtlar, 24-hidroksilazı uyarır. Bunun sonucu böbrekte aktif olmayan bir yan ürün olan 24,25-(OH)2D3 oluşturur.
  • Temel sterol molekülü farklı metabolik yollarla değişikliğe uğratılabilir. 20’den çok metabolit bulunmuş fakat hiçbirinin biyolojik etkinliği saptanmamıştır.
 
Kalsitriol steroid hormonlara benzer şekilde etki yapar
  • Reseptörü steroid reseptör ailesindendir.
  • Kalsitrolün hedef hücreleri: Bağırsak villus ve kripta hücreleri, osteoblastlar ve distal renal tübül hücreleridir.
  • Bu hedef hücrelere ilave olarak deri, pankreas, beyin vs dokuların hücre çekirdeklerinde kalsitriol birikmektedir. Bu bulgulardan kalsitrolün daha geniş bir doku kitlesinde etkin olabileceği düşünülmektedir.
  • Şaşırtıcı bir şekilde paratiroit hücrelerinde kalsitriol bağlanması görülmüştür. Bu kalsitriolün PTH metabolizması ili ilgili olduğunu düşündürmektedir.
  • Kalsitriol reseptörü steroit reseptör ailesinin bir üyesidir.
  • Kalsitriol-reseptör kompleksi DNA üzerinde D vitamini yanıt elemanına bağlanır.
 
 
 
Kalsitriolün bağırsak mukozası üzerine etkileri
  • Ca+2 ve PO4-3’ın bağırsak mukozasından taşınma basamakları:
    1. Fırça kenar ve mikrovillus zarı üzerinden yakalama
    2. Mukoza hücre zarı üzerinden taşınma
    3. Bazal lateral zar üzerinden hücre dışı sıvıya akış
  • Kalsitriolün bu basamaklardan hangisini/hangilerini etkilediği net olarak belli değildir.
Etkileri
Temel etkisi bağırsaktan Ca+2 ve PO4-3’ın emilimidir.
Bunun yanında PTH’nın kemik dokusunda etki gösterebilmesi için bir miktar kalsitriolün de olması gerkelidir. Yine kalsitriol, PTH’nın böbreklerdeki Ca2+ un geri emilimini artırıcı etkisini artırmaktadır.
Fizyopatoloji
  • D vitamini yetmezliği: Çocukluk döneminde raşitizme, erişkin dönemdeyse osteomalaziye yol açar.
  • Raşitizm:
  • Düşük plazma Ca ve P düzeyleri ve iskelet deformitelerine eşlenik kemikte zayıf mineralizasyon ile karakterizedir.
  • En sık rastlanan nedeni D vitamini eksikliğidir.
  • İki tip D vitaminine bağlı raşitizm vardır:
    • Tip I: 25-OHD3’ün kalsitriole çevriminde kusur
    • TipII: Reseptör kusuru
  • Osteomalazi:
  • Erişkinlerde D vitamini eksikliği Osteomalasi ile sonuçlanır.
  • Ca ve PO4 emilimi azalmış olup hipokalsemi ve hipofosfatemi vardır.
  • Kemiğin mineralizasyonu bozulmuş olup çatısı zayıflamıştır.
Renal Osteodistrofi
  • Böbrek parankimindeki hasara bağlı kalsitriol oluşumu azalır ve Ca emilimi düşer.
  • Hipokalsemiyi telafi etmek için PTH miktarı artar. PTH’nın etkisiyle aşırı kemik çevrimi ve yapı değişiklikleri ortaya çıkar.
KALSİTONİN
  • İnsan tiroidinin parafoliküler C hücrelerinden salgılanan 32 aminoasit’li bir peptiddir.
  • Tamamı biyolojik aktiviteden sorumludur.
  • Doğadan elde edilen kalsitoninlerin en güçlü olanı alabalık kalsitoninidir.
 
Biyolojik etkileri
  • Temel hedef organ olan kemiklerde resorpsiyonu kısıtlayarak kemikten Ca ve PO4 kaybını önlemekte ve serum Ca ve P düzeylerini azaltmaktadır.
  • Kemik resorpsiyonundaki azalmaya ALP ve pirofosfataz sentezinde azalma ve idrar hidroksiprolin atılımında azalma eşlik eder.
  • GİS’te Ca emilimi ile ilgili etkisi yoktur.
  • Böbreklerde Ca ve PO4’un tubuler geri emilimini azaltarak klirensi artırıcı etki gösterir.
  • Böbrekler ve kemik üzerine olan etkileri parathormona zıt yöndedir.
  • Ancak kalsitoninin insan kalsiyum homeostazındaki rolü henüz tam bir biçimde aydınlatılamamıştır.
 
 
 
Özet
Kalsiyum birçok metabolik olay için önemli.
Depo yeri kemik.
Proteine bağlı (%40), serbest (%50) ve anyonlara bağlı (%10) taşınır.
Serum düzeylerini pH ve protein miktarı etkiler.
Düzenlenmesinde PTH, Kalsitriol ve Kalsitonin rol oynar.
  1. Parathormon (etkisi: Ca2+ ­, PO43-¯)
Plazma Ca2+ konsantrasyonu değişikliğine hassas.
PTH(1-34) aktivitenin %75-90’ından sorumludur.
Hiperparatiroidi: PTH ↑ → Ca2+↑, PO43-
Hipoparatiroidide tersi.
  1. Kalsitriol (etkisi: Ca2+ ­, PO43-­)
Kalsitriol kontrolü 1alfa-Hidroksilaz kontrolü ile olur.
Temel etkisi bağırsaktan Ca2+ ve PO43-’ın emilimidir.
D vit eksikliği (Raşitizm, Osteomalazi), Renal osteodistrofi
  1. Kalsitonin  (etkisi: Ca2+ ¯, PO43-¯)
PTHya ters çalışır.
Kemikten Ca2+ ve PO43- kaybını önler.
Böbreklerde Ca2+ ve PO43- geri emilimini ↓.
Sonuçta Serum Ca2+ ↓            PO43-


 

Bir Cevap Yazın