Kardiovasküler Sistem Histolojisi

Dosyayı isterseniz görüntüleyebilir isterseniz indirebilirsiniz.


GoogleDocs üzerinden indirmek için : İndir [açılan sayfada klavyeden ctrl+S yapmanız yeterli]

Önizleme ;

 

KARDİYOVASKÜLER SİSTEM GELİŞİMİ
            Kardiyovasküler sistem embriyoda fonksiyon gören ilk sistemdir. Primordial kalp ve damar sistemi embriyonik gelişimin üçüncü haftasının ortalarında belirir. Erken kalp gelişimi hızla gelişen ve kendi besin ve oksijen kaynağını sadece difüzyon yoluyla daha fazla karşılayamayan embriyo için gereklidir.
            Kardiyovasküler sistem başlıca şunlardan gelişir;
1.Splanknik mezoderm; kalbin primordiyumunu oluşturur.
  1. Paraksiyal ve lateral mezoderm
  2. Nöral krista hücreleri
 
Kalp ile ilişkili venlerin gelişimi :
Dört haftalık embriyoda üç çift ven tubuler kalbe direne olur.
  1. Vitellin ven: Vitellus kesesinden dönen oksijenden fakir kanı getirirler.
  2. Umblikal ven: Plasentadan gelen oksijenden zengin kanı taşırlar.
  3. Kardinal ven: Embriyo gövdesinden gelen oksijenden fakir kanı getirir.
 
Arkus aorta ve aorta dorsalisin diğer dalları :
Yutak yayları, ‘arkus aorta’ adı verilen arterler tarafından beslenirler.
  • Arkus aorta, sakkus aortikustan köken alır ve aorta dorsaliste sonlanır.
  • Vitellin arter, umblikal arter ve intersegmental arterler aorta dorsalisin dallarıdır.
  • A. İntersegmentalisler, somitler ve onlardan farklanan yapıları beslerler.
  • Vitellin arter, öncelikle vitellus kesesini besler daha sonra vitellus kesesinden farklanan primordial barsağı besler.
  • Umblikal arter, oksijenden fakir kanı plasentaya taşır.
KALP GELİŞİMİ
Kalbin primordiyumu ilk olarak 18. günde belirir ve 22-23. günde atmaya başlar.
  • Kardiyojenik alanda splanknik mezenşimal hücreler toplanırlar ve iki adet longitidunal ve hücresel yapıda ‘anjioblastik kordonları’ oluştururlar.
  • Bu kordonlar kanalize olarak 2 adet ince duvarlı ‘endokardiyal kalp tüplerini’ oluştururlar.
  • Lateral embriyonik katlanmalar oluştuğunda endokardiyal kalp tüpleri birbirlerine yaklaşırlar ve tek bir ‘endokardiyal tüp’ yapmak üzere birleşirler. Endokardiyal tüplerin birleşmesi gelişen kalbin kranial ucundan başlar ve kaudale doğru uzanır.
  • Bu aşamada gelişen kalp ince endotelyal bir tüp şeklindedir. Bu endotelyal tüpün dışında yine splanknik mezodermden kalbin muskuler tabakası yani ‘primordiyum miyokardiyale’ gelişir.
  • Endotelyal tüp ve primordiyum miyokardiyale arasında jelatinöz bir bağ dokusu (kardiyak jel) bulunur.
  • Endotelyal tüp ‘endokardiyum’ u oluşturur. Primordiyum miyokardiyale kalbin kas duvarını yapar yani ‘miyokardiyum’ u oluşturur.
  • Miyokardiyumun üzerine dağılan mezotelyal hücreler viseral perikardiyum veya ‘epikardiyum’ u oluşturur.
Baş kıvrımından sonra kalp gelecekteki yerini alır. Bunun ardından tubuler kalp uzar, genişlemeler ve daralmalar gözlenir. Bu aşamadaki kalp yapısında görülen bölümler şunlardır.
  1. Trunkus arteriosus
  2. Bulbus kordis
  3. Ventrikül
  4. Atrium
  5. Sinus venozus
‘Sinus venozus’, vitellin ven, umblikal ven ve kardinal venden gelen kanları alır.
Kalbin arteriyel ve venöz uçları sırasıyla yutak yayları ve septum transversumla sabitlenmiştir. Bulbus kordis ve ventriküller diğer bölgelerden daha hızlı büyüdükleri için kalp kendi üzerine kıvrılır ve u şeklinde ‘bulboventriküler kıvrımı’ oluşturur.
Primordiyal kalp büküldükçe atriyum ve sinüs venozus ; trunkus arteriosus, bulbus kordis ve ventriküllerin dorsalinde uzanır duruma gelir.
Bu aşamada sinüs venozus genişlemeler yaparak sağ ve sol sinüs venozus boynuzlarını oluşturur.
Kalp başlangıçta bir mezenter aracılığıyla yani ‘dorsal mezokardiyum’ ile arka duvara asılı durur. Fakat daha sonra bu mezenterin orta kısmı dejenere olur perikardiyal boşluğun sağ ve sol kenarları arasında bir bağlantı oluşur. Bu aşamadan sonra kalp artık sadece kranial ve kaudal ucundan tutunur.
Primordiyal kalp boyunca dolaşım :
  • Kalbin ilk kasılmaları kastan köken alır. Atrium ve ventriküllerin kas tabakaları devamlıdır ve kasılmalar sinüs venozusta başlayan peristaltizm benzeri dalgalar olarak oluşur.
  • Primordiyal kalp boyunca ilk dolaşım yükselip alçalmalar şeklindedir.
  • 4. haftanın sonunda kalbin koordine kasılmaları tek yönlü akımla sonuçlanacak şekildedir.
  • Sinüs venozusa kan, vitellin ven, umblikal ven ve kardinal ven aracılığıyla gelir. Sinus venozustan sonra kan primordiyal atriuma gelir. Bu kan akımı sinoatriyal kapaklar ile kontrol edilir.
  • Daha sonra kan kanalis atriyoventrikülaris aracılığıyla primordiyal ventriküle gider.
  • Ventriküller kasılınca kan bulbus kordis ve trunkus arteriozus aracılığıyla sakkus aortaya pompalanır. Buradan da yutak yaylarının arkus aortalarına dağılır.
  • Kan daha sonra aorta dorsalise geçer ve buradan da embriyo, vitellus kesesi ve plasentaya dağılır.
 
PRİMORDİAL KALBİN BÖLMELENMESİ
  1. Atriyoventriküler kanalın bölmelenmesi:
Dördüncü haftanın sonuna doğru atriyoventriküler duvarın dorsal ve ventralinde endokardiyal yastıklar oluşur. Bu doku kütlesi beşinci haftada mezenşimal hücreler tarafından işgal edilince AV endokardiyal yastıklar birbirlerine yaklaşırlar ve birleşirler. AV kanal ise sağ ve sol AV kanal olarak ayrılır.
  1. Primordial atriumun bölmelenmesi:
Dördüncü haftanın sonundan başlayarak primordial atrium iki septanın oluşumuyla sağ ve sol atriumlar olarak bölünür.
  • Septum primum; ince yarımay şeklinde bir membrandır. Primordial atriumun tavanından birleşmekte olan endokardiyal yastıkçıklara doğru büyür ve atriumu sağ ve sol yarım olarak kısmen ikiye ayırır. Septum primumun serbest kenarı ile endokardiyal yastıklar arasında ‘foramen primum’ adı verilen büyük bir açıklık oluşur.
  • Foramen primum şant gibi davranır, yani oksijenli kanın sağdan sol atriuma geçmesini sağlar. Foramen primum gittikçe küçülerek kaybolur, çünkü septum primum daha önce birleşmiş olan endokardiyal yastıklarla birleşerek primordiyal AV septumu oluşturur.
  • Foramen primum kaybolmadan önce septum primumun orta bölgesinde programlı hücre ölümü (apoptozis) ile oluşan delikler belirir.
  • Septum primum birleşmiş olan endokardiyal yastıklarla birleştiğinde delikler de birleşerek bir başka açıklık olan foramen sekundumu oluşturur. Foramen sekundum oksijenden zengin kanın sağdan sol atriuma sürekli akışını sağlar.
  • Septum sekundum yarımay şeklinde muskuler bir membrandır. Atriyumun ön kranial duvarından septum primumun hemen sağından gelişir. Bu kalın septum beşinci ve altıncı haftalarda geliştiğinden septum primumdaki foramen sekundumu gittikçe örter.
  • Septum sekundum atriyumlar arasında tam olmayan bir bölmelenme yapar ve oval şekilli bir foramen yani foramen ovale oluşur. Septum primumun kraniyal kısmı ilk başlangıçta sol atriumun tavanına tutuludur sonra yavaş yavaş kaybolur. Septum primumun kalan kısmı birleşik endokardiyal yastıklara tutuludur ve foramen ovalenin kapağını yapar.
  • Doğumdan önce foramen ovale, Vena kava inferiordan sağ atriuma gelen oksijenli kanın büyük kısmının sol atriuma geçmesini sağlar. Doğumdan sonra foramen ovale kapağı kapanır ve interatrial septum oluşumunun tamamlanması ile atriumlar arası tamamen bölmelenmiş olur.
Sinus venozustaki değişiklikler:
Dördüncü haftanın sonunda,
  • Sinüs venozusun sol boynuzu önemini ve büyüklüğünü yitirir.
  • Sağ boynuz ise genişler. Vena kava superior aracılığıyla tüm baş ve boyundan gelen kanı alır. Vena kava inferior aracılığıyla da gövdenin kaudal kısmından ve plasentadan gelen kanı alır.
Başlangıçta sinüs venozus kalpten ayrı bir bölümdür ve sağ atriumun dorsal duvarına açılır. Kalp gelişimi ilerledikçe sol boynuzu sinus koronarius olur ve sağ boynuz sağ atrium duvarıyla birleşir. Sağ atrium duvarının düz parçası sinüs venozustan farklandığı için sinus venarum adını alır. Sağ atrium duvarının kalan kısmı ve konik muskuler cep olan auricle, girintili, çıkıntılı trabeküllü bir görünüme sahiptir. Bu bölümler primordium atrialeden gelişir. Düz kısım (sinus venarum) ve girintili çıkıntılı kısım (primordium atriale) sağ atriumun iç yüzünde bir çıkıntı olan krista terminalis ile birbirinden ayrılır ve dışarıdan ise sulkus terminalis ile birbirinden ayrılır.
            Sol atrium duvarının büyük bir bölümü düzdür çünkü primordium vena pulmonalisin birleşmesiyle oluşur. Sol auricle primordium atrialeden farklanır ve girintili çıkıntılı görünüme sahiptir.
  1. Primordial ventrikülün bölmelenmesi:
  • Primordial ventrikülün bölmelenmesi ilk olarak median bir muskuler çıkıntı olan septum interventrikülare ile başlar. Bu çıkıntı ventrikülün apeksine yakın kısmında ventrikül tabanında başlar.
  • Bu kalın katlantı serbest bir kenara sahiptir. Başlangıçta her iki yanındaki ventriküllerin genişlemesiyle bu katlantının boyutları artar.
  • Ventriküler genişlemelerin medial duvarları birbirlerine yaklaşarak interventriküler septumun muskuler kısmını oluşturur. Daha sonra septumda miyofibroblastlar aktif proliferasyon gösterir ve septumun boyutunu artırır.
  • Yedinci haftaya kadar IV septumun serbest kenarı ile birleşik endokardiyal yastıklar arasında foramen interventrikülare vardır. Foramen interventrikülare sağ ve sol ventriküller arasında geçişe izin verir.
  • Yedinci haftanın sonunda bulbar çıkıntıların endokardiyal yastıklarla birleşmesiyle kapanır.
IV foramenin kapanması:
IV septumun membranöz kısmının oluşumu üç kaynaklı dokunun birleşmesiyle oluşur.
  1. Sağ bulbar çıkıntı
  2. Sol bulbar çıkıntı
  3. Endokardiyal yastık
IV septumun membranöz kısmı endokardiyal yastıkların sağ tarafından IV septumun muskuler kısmına uzanan bu dokudan oluşur. Bu doku septum aortikopulmonale ve IV septumun muskuler kısmıyla birleşir. Böylece foramen interventrikülare kapanır.
Kalpte nöral krista kaynaklı dokular:
Gelişmenin beşinci haftasında bulbus kordisin duvarındaki mezenşim hücrelerinin aktif proliferasyonu bulbar çıkıntıların oluşmuyla sonuçlanır. Benzer çıkıntılar trunkus arteriosusta da oluşur. Bulbar ve trunkal çıkıntılar nöral krista mezenşiminden köken alırlar.
FETAL DOLAŞIM
  • İyi oksijenlenmiş kan plasentadan umblikal venlerle döner. Vena kava inferior kısa sürede plasentadan gelen kanın hepsini alır. Plasentadan gelen kanın yarısı hepatik sinüzoidlerin içinden geçer, geri kalan bölümü ise karaciğere uğramadan duktus venozus içinden geçerek vena kava inferior içine girer.
  • Duktus venozusa giren kan miktarı umblikal vene yakın bir sfinkterle düzenlenir. Sfinkter gevşediği zaman duktus venozusa daha fazla kan geçer. Sfinkter kasıldığında ise kan önce hepatik sinüzoitlere geçer.
  • Vena kava inferiorda kısa bir gidişten sonra kan kalbin sağ atriumuna girer. Vena kava inferior alt ekstremitelerden, abdomenden ve pelvisten gelen iyi oksijenlenmemiş kan içerdiğinden sağ atriuma gelen kan umblikal vendeki kadar iyi oksijene değildir. Fakat yine de buradaki kan yeterince oksijenlidir.
  • Vena kava inferiordan sağ atriuma gelen kanın çoğu foramen ovale içinden geçerek sol atriuma gelir. Burada pulmoner venler aracılığıyla akciğerlerden dönen küçük bir miktar deoksijene kan ile karışır. Fetal akciğerler fetusa oksijen sağlayacağına ondan oksijen alır.
  • Kan sol atriumdan sol ventriküle geçer ve çıkan aorta ile kalbi terkeder. Kalp, baş, boyun ve üst ekstremiteler iyi oksijenlenmiş kan alırlar.
  • Sağ atriumda küçük bir miktar vena kava inferiordan gelen oksijenlenmiş kan kalır. Bu kan vena kava superior ve koroner sinüsten gelen deoksijene kan ile karışıp, sağ ventriküle girer. Bu kan orta düzeyde oksijenlidir ve pulmoner gövde ile burayı terkeder.
  • Pulmoner gövdeden kanın bir bölümü akciğerlere gider fakat çoğu duktus arteriosus içinden aortaya geçer.
  • Fetal hayatta yüksek pulmoner direnç yüzünden pulmoner kan akımı düşüktür. Kalpten çıkan kanın sadece %5’i akciğerlere gider ve bu kan da akciğerlerin fonksiyonu için yeterli değildir.
  • İnen aortadaki kanın %40-50’si umblikal arterlere geçer ve tekrar oksijenlenmek için plasentaya döner. Kanın geri kalan bölümü organları ve vücudun alt yarısını destekler.
DOĞUMDA KARDİYOVASKÜLER SİSTEMDEKİ DEĞİŞİKLİKLER
Doğumla beraber plasenta ile fetüs arasındaki dolaşım sona erer ve yeni doğan akciğeri fonksiyona başladığı için yeni bir dolaşım düzenlenmesi oluşur.
  • Plasental dolaşımdaki kanın çekilmesi vena kava inferior ve sağ atriumda kan basıncını derhal düşürür.
  • Akciğerlerin havalanması ve pulmoner damar direncindeki ani düşme sonucunda pulmoner kan akımı belirgin şekilde artar. Artmış pulmoner basınçtan dolayı sol atriumdaki basınç artar.
  • Sol atriumdaki basınç artışı foramen ovale kapağını septum sekunduma doğru iterek kapatır.
  • Fetüs ve yeni doğanda sağ ventrikül duvarı sol ventrikül duvarından daha kalındır fakat beşinci ayın sonuna kadar sol ventrikül duvarı sağ ventrikül duvarından daha kalın hale gelir.
  • Duktus arteriozus doğumda büzülür ve doğumdan sonra 10-15 saat içinde fonksiyonel olarak kapanır. Fakat prematüre yeni doğanlarda ve hipoksi durumlarında daha uzun süre açık kalabilir. Tam bir anatomik kapanma ise 1-3 aylık bir dönemde olmaktadır.
  • Umblikal arterler doğumda kan kaybını önlemek için büzülür. Umblikal venleri kapanması ise biraz daha sonra olur ve kan plasentadan yeni doğana bir süre daha geçebilir.
  • Fetal damarların ve foramen ovale kapanması başlangıçta fonksiyoneldir. Fakat daha sonra anatomik kapanma gerçekleşir.
  • Umblikal venin intraabdominal kısmı ligamentum teres hepatisi oluşturur.
  • Duktus venozus ligamentum venozumu oluşturur.
  • Umblikal arterlerin intraabdominal bölümünün proksimali süperior vezikal arteri, geri kalan kısmı ise medial umblikal ligamenti oluşturur.
  • Duktus arteriozusun anatomik kapanması 12. haftaya kadar sürer ve ligamentum arteriozusu oluşturur.

Bir Cevap Yazın