Kıkırdak Doku Histolojisi

Dosyayı isterseniz görüntüleyebilir isterseniz indirebilirsiniz.

GoogleDocs üzerinden indirmek için : İndir [açılan sayfada klavyeden ctrl+S yapmanız yeterli]

Önizleme ;

 

KIKIRDAK DOKUSU
Kıkırdak dokusu kondrositlerden ve yaygın bir ekstrasellüler matriksten meydana gelen damarsız bir dokudur.
Beslenmesi kıkırdağı çevreleyen perikondriyumda bulunan damarlardan difüzyon yoluyla gerçekleşir.
 Kondrositler tarafından üretilen kıkırdak matriksi solid ve sıkıdır fakat bazı lokalizasyonlarda esnektir.
Kıkırdak matriksinde bulunan glikozaminoglikanlar  materyallerin difüzyonunu kolaylaştırır.
Kıkırdak matriksinde büyük miktarlarda bulunan hyaluronik asit  kıkırdak dokusunun özellikle sinovial eklemlerin ağırlık taşınması durumunda dirençli olmasını sağlar.
Kıkırdak dokusu üç grupta sınıflandırılır;
Hyalin kıkırdak: Tip II kollagen lifler, proteoglikanlar ve hyaluronik asitle karakterize bir matriks içerirler.
Elastik kıkırdak: Hyalin kıkırdakta bulunan matriks materyaline ilaveten elastik lifler ve elastik lamellalar içerir.
Fibröz kıkırdak: Hyalin kıkırdakta bulunan matriks materyaline ilaveten büyük miktarlarda tip I kollagen içerir.
HYALİN KIKIRDAK
Hyalin kıkırdakta homojen, amorf matriks gözlenir. Yaşayan dokularda hyalin kıkırdak matriksi cam gibi bir görünümdedir. Bundan dolayı ‘hyalin’ olarak isimlendirilmiştir.
Kıkırdak matriksi boyunca ‘laküna’ adı verilen aralıklar bulunur. Kıkırdak hücreleri olan kondrositler lakünalarda lokalizedir.
Hyalin kıkırdak matriksinde; yüksek oranlarda kollagen bulunur. Kollagen dominant olarak tip II kollagen şeklindedir. Ayrıca proteoglikanlar, nonkollagenoz proteinler ve glikoproteinler bulunur.
Hyalin kıkırdak matriksi kondrositler tarafından üretilir ve üç majör sınıf molekül içerir
Kollagen moleküller:
Kollagen majör matriks proteinidir. Dominant olarak tip II kollagen bulunur. Ayrıca tip IX kollagen, tip X kollagen, tip XI kollagen de bulunur.
Tip II, IX, X ve XI kollagenler; kıkırdak dokusunda önemli miktarlarda bulunduğu için aynı zamanda ‘kıkırdak spesifik kollagenler’ olarak ta isimlendirilirler.
Ayrıca matrikste tip VI kollagen de bulunur. Özellikle kondrositlerin çevresinde lokalizedir ve kondrositlerin matriks ağına tutunmasına yardım eder.
Proteoglikanlar:
Hyalin kıkırdak temel maddesi üç çeşit glikozaminoglikan içerir; hyaluronik asit, kondroidin sulfat ve keratan sulfat.
Kondroidin sulfat ve keratan sulfat merkezi bir proteine bağlanarak proteoglikan monomerlerini oluştururlar. Hyaluronik asit, proteoglikan monomerlerine bağlanarak ‘hyaluronat proteoglikan kümelerini’ oluşturur.
Kıkırdak matriksinde ayrıca küme oluşturmayan proteoglikanlar da bulunur
Nonkollagenoz proteinler:
Küçük düzenleyici ve yapısal proteinler kondrositler ve matriks arasındaki etkileşimleri etkilerler.
 Ayrıca dejenerasyon olaylarının klinik değerlendirilmesinde marker olarak kullanılırlar.
Kıkırdak matriksinde bulunan başlıca nonkollagenöz proteinler; anchorin CII, tenascin ve fibronektindir.
Hyalin kıkırdak matriksi küçük moleküllerin difüzyonuna izin veren ve esneklik olayının sağlanmasına yardımcı olan yüksek oranda hidrate bir matrikstir.
Hyalin kıkırdağın net ağırlığının %60-80’i sudur. Bu suyun çoğunluğu hyaluronat proteoglikan kümelerine sıkıca bağlıdır.
Hidrate matriks kıkırdağın ağırlık taşıma kapasitesine yardımcı olur ve basınç etkilerine dayanıklı olmasını sağlar.
Kıkırdak dokusu hayat boyunca internal olarak yeniden modellenir.
Hücreler yer değiştirirken matriks molekülleri de indirgenir. Ve kondrositler yeni moleküller sentezlerler.
Hyalin kıkırdak matriksinde temel madde komponenti uniform bir şekilde dağılmamıştır.
Proteoglikanlar yüksek oranlarda ‘bağlı sulfat grupları’ içerdikleri için hematoksilen ve diğer bazik boyalarla pozitif boyanırlar.  Bazofilik ve metakromatik olarak boyanırlar.
Özellikle lakünaların çevresinde sulfatlı proteoglikanlar yüksek oranda olduğu için bu bölgeler koyu bazofilik ve metakromatik olarak boyanırlar.
Lakünaların çevresinde koyu renkte bir hale gibi görülen bu alanlara ‘territorial makriks’ adı verilir.
Lakünalardan uzakta olan bölgelerde ise matrikste sulfatlı proteoglikanların oranı düşüktür. Bu alanlara da ‘interterritorial matriks’ denir.
Kondrositler ekstrasellüler matriksi üreten ve koruyan özelleşmiş hücrelerdir.
Hyalin kıkırdakta kondrositler kıkırdak matriks içinde tek tek bulunurlar ya da gruplar halinde bulunurlar. Gruplar halinde bulunurlarsa ‘izogen gruplar’ adını alırlar.
Kondrositlerin izogen gruplar halinde olması yeni bölünmüş olduklarını gösterir. Daha sonra kondrositler matriks materyalini sentezleyerek, sentezledikleri matriksle çevrelenirler ve bu şekilde birbirlerinden uzaklaşırlar.
Aktif olarak matriks sentezi yapan kondrositlerin sitoplazması bazofilik karakterde boyanır. Golgi kompleksi ‘clear area’ şeklinde açık renk boyanan bölge şeklinde gözlenir.
Yani tipik protein sekrete eden hücre özelliğindedirler.
Aktif hücrelerde sitoplazmalarında çok miktarda granüler endoplazmik retikulum içerirler. Büyük bir Golgi aparatusu, salgı granülleri, veziküller, ara filamentler, mikrotubuller ve aktin filamentleri içerirler.
Kondrositler matriks kollagenlerini ve aynı zamanda matrikste bulunan glikozaminoglikan ve proteoglikanların tamamını sentezlerler.
Yaşlı hücreler daha az aktif hücrelerdir, Golgi aparatusu daha küçüktür. Sitoplazmalarında çok miktarda ara filament içerirler.
Bu hücreler preparasyon esnasında glikojen ve lipit kaybettikleri için önemli ölçüde bütünlüklerini kaybederler ve büzülürler.
Erken fetal gelişimde endokondral kemikleşme olayında öncelikle hyalin kıkırdak modeli gelişir. Ayrıca uzun kemiklerin büyüme bölgeleri olan ‘epifizyal plak’ bölgelerini oluşturur.
Ayrıca, trakea, bronşlar, larinks, hareketli eklemlerin eklem yüzeylerinde ve kostaların sternumla birleştiği ön yüzleri hyalin kıkırdak yapısındadır.
Perikondrium:
Hyalin kıkırdak dıştan sıkı bağ dokusu yapısında perikondrium ile çevrelenmiştir. Tip  I kollagen içeriğinden dolayı asidofilik boyanır.
Aktif büyüme esnasında perikondrium iki tabakadan meydana gelir; iç hücresel tabaka ve dış fibröz tabaka olmak üzere.
Dış fibröz tabaka yoğun bağ dokusu yapısındadır. İç hücresel tabakada ise fibroblastlara benzeyen hücreler bulunur. Bunlar ‘kondroblast’ lardır ve farklanarak kondrositlere dönüşürler.
Hyalin kıkırdağın perikondriumla çevrelenmediği bölgeler de bulunmaktadır.
Örneğin; eklem yüzlerini örten kıkırdak (kıkırdak doğrudan kemikle bağlantı kurar), nasal ve kostal kıkırdaklar, kemik yapımı bölgelerindeki kıkırdak perikondriumla çevrili değildir.
ELASTİK KIKIRDAK
Hyalin kıkırdak matriksinin normal komponentini içerir ayrıca elastik lifler ve elastik materyalden oluşan lamellalar içerir.
Elastik lifler ve lameller, parafin kesitlerde resorcin- fuchsin, orsein ve Verhoff boyaları ile spesifik boyanır.
Elastik materyal elastik kıkırdağa elastik özellik verir.
Elastik kıkırdak; dış kulak yolu duvarında, östaki borusunda, epiglottis yapısında bulunur.
Bütün bu lokalizasyonlarda elastik kıkırdak perikondrium ile sınırlıdır.
Elastik kıkırdak matriksi hyalin kıkırdaktan farklı olarak yaşlanmayla kalsifiye olmaz.
FİBRÖZ KIKIRDAK
Fibröz kıkırdak aslında yoğun bağ dokusu ve hyalin kıkırdaktan meydana gelir. Yoğun bağ dokusu esas olarak tip I kollagen içerir.
Kondrositler kollagen lifler arasında tek tek veya para dizisi gibi sıralar şeklinde ya da izogen gruplar şeklinde bulunurlar.
Hyalin kıkırdakta bulunan kondrositlere benzerdirler fakat farklı olarak çok az miktarda matriks materyaliyle çevrelenmişlerdir.
Hyalin ve elastik kıkırdaktan farklı olarak fibröz kıkırdak perikondrium ile sınırlı değildir.
Yoğun bağ dokusu alanı içinde gözlenen uzamış çekirdekler fibroblastların çekirdekleridir.
Fibröz kıkırdak içeren bölgeler;
İntervertebral diskler
Symphysis pubis
Sternoklavikuler ve temporomandibuler eklemlerin diskleri
Tendonların kemiğe yapışma yerlerinde gözlenir.
HYALİN KIKIRDAĞIN HİSTOGENEZİSİ, BÜYÜME VE ONARIM MEKANİZMALARI
Kıkırdak dokusunun çoğu mezenşimden köken alır . Baş bölgesindeki kıkırdaklar ise nöral kristadan köken alan ektomezenşim kökenlidir.
Mezenşim hücreleri ya da ektomezenşim hücreleri başlangıçta blastema ya da prekartilaj doku adı verilen bir dokuyu oluştururlar.
Blastema hücreleri kıkırdak matriksini sekrete etmeye başlarlar ve ‘kondroblastlara’ dönüşürler.
Kondroblastlar da matriks sekresyonu yaparlar ve sekrete ettikleri matriksle tam olarak çevrelendikten sonra artık ‘kondrosit’ adını alırlar.
Kondrojenik blastemayı çevreleyen mezenşimal doku perikondriumu oluşturur.
KIKIRDAK DOKUSUNUN BÜYÜMESİ
Kıkırdak dokunun büyümesi iki şekilde gerçekleşir;
Appozisyonel büyüme; varolan bir kıkırdağın yüzeyinde yeni kıkırdak dokusunun oluşumudur.
İnterstisyel büyüme; varolan kıkırdağın içinde yeni kıkırdak dokusunun oluşmasıdır.
Appozisyonel büyüme:
Appozisyonel büyümede yeni kıkırdak hücreleri perikondriyumun iç tabakasından köken alırlar.
Bu hücreler yapı ve fonksiyon olarak fibroblastlara benzerler ve perikondriyumun kollagen komponentini (tip I kollagen) üretirler.
Kıkırdak büyümesi başladığı zaman bu hücreler bir seri değişikliğe uğrarlar; sitoplazmik uzantılar kaybolur, çekirdek yuvarlaklaşır, sitoplazma miktarı artar ve daha belirgin olur. Bu değişiklikler sonucunda oluşan hücrelere ‘kondroblast’ denir.
Kondroblastlar kıkırdak matriks üretimi yaparlar (tip II kollagen üretimi ve diğer kıkırdak matriks komponentlerinin üretimi). Kıkırdak matriksinin artması kıkırdak kütlesinin artmasına yol açar.
İnterstisyel büyüme:
Kıkırdak dokusu içindeki lakünalardaki kondrositlerin bölünmesiyle gerçekleşir. Başlangıçta kondrositin bölünmesiyle yeni oluşan hücreler aynı lakün içinde kalırlar. Bu şekilde izogen gruplar oluşur.
Daha sonra yeni oluşan hücreler sentezledikleri matriksle çevrelenirler ve birbirlerinden uzaklaşırlar ve artık her hücre kendi lakünası içindedir.
Kıkırdak Doku Sınırlı bir Onarım Yeteneğine Sahiptir
Kıkırdak dokusu önemli miktarlarda baskıyı tolere edebilir.
Bununla birlikte hasarlanma durumunda minör hasarlarda bile iyileşme konusunda çok yeteneksizdir.
Hasarlanma durumlarında iyileşmesinin çok güç olmasının nedenleri ise; damardan yoksun bir doku olması, kondrositlerin hareketsizliği ve matür kondrositlerin proliferasyon yeteneğinin çok sınırlı olmasıdır.
Sadece hasar perikondriyum bölgesinde olduğu zaman bir miktar onarım gerçekleşir.
Bu gibi hasarlanmalarda onarım; perikondriyumda bulunan pluripotent progenitor hücrelerin aktivitesiyle gerçekleşir.
Onarım daha çok yoğun bağ dokusunun üretimi şeklindedir.Fakat az miktarda kıkırdak hücreleri de üretilebilir.
Hyalin kıkırdak kalsifiye olduğu zaman kemik dokusuna dönüşür
Hyalin kıkırdak kalsifikasyona eğilimli bir dokudur. Kalsiyum fosfat kristallerinin kıkırdak matriksine gömülmesiyle başlar.
Hyalin kıkırdak matriksi bazı durumda düzenli olarak kalsifikasyona uğrar;
Büyüyen kemiklerde epifiz plağı bölgesinde ve yetişkin kemiklerinde eklem kıkırdağının kemik dokusuyla temasta bulunan kısımları kalsifiye olurlar.
Endokondral kemikleşmede kıkırdak dokusunun kemik dokusuna dönüşeceği bölgede kalsifikasyon normal olarak oluşur.
Yaşlı bireylerde hyalin kıkırdak kalsifikasyonu zamanla artar. Örn. Yaşlı bireylerde trakeada hyalin kıkırdağın bazı bölgelerde kemik dokusuyla yer değiştirdiği görülür.
Ø

Bir Cevap Yazın