Nörotransmitterler – Word

Dosyayı isterseniz görüntüleyebilir isterseniz indirebilirsiniz.


GoogleDocs üzerinden indirmek için : İndir–Açılan sayfadan indirebilirsiniz–

Önizleme ;

 

NÖROTRANSMİTTERLER
Nöronlarda üretilen ve sinaptik iletide rol oynayan kimyasal maddelere nörotransmitterler denir, bunlar (Tablo 1) :
  • Asetilkolin (Ach),
  • Katekolaminler (noradrenalin-adrenalin),
  • Amino asitler (GABA,Glisin,Glutamat,Aspartad)
  • Polipeptidler
  • NO
Nörotransmitterlerin etkileri
Nörotransmitterler, ya doğrudan iyon kapılarını açarak (iyonotropik etki) veya postsinaptik hücrede iyon kapılarının açılmasını ve diğer etkilerin ortaya çıkmasını sağlayan cAMP’nin oluşumuna neden olarak (metabotropik etki) etkilerini gösterirler.
Na kanallarını açarak depolarizasyon dalgasının oluşmasına yol açan transmittere eksitatör transmitter, K ve Cl kanallarından birini veya her ikisini açan transmittere inhibitör transmitter denir. Bir transmitterin eksitasyon veya inhibisyon oluşturması sadece transmitterin doğasına değil, postsinaptik membrandaki reseptörün yapısına da bağlıdır. Örnekler:
  • Bir nöron Ach ile uyarılırken glisin’le inhibe edilir; Ach için eksitatör reseptör, glisin için inhibitör reseptör bulunmaktadır.
  • Noradrenalin MSS’nde bazı sinapslarda eksitasyon, bazılarında inhibisyon oluşturur. Postsinaptik nöron membranı ilkinde eksitatör, ikincisinde inhibitör reseptör taşımaktadır.
  • Asetilkolin nöromusküler kavşakta eksitatör, kalpde ise inhibitördür.
Bazı ilaçlar sinir sistemi üzerinde sinaptik etkinliği değiştirerek etkili olur. Bir reseptöre bağlanarak o reseptörün aktivasyonuna benzer bir cevap oluşturan ilaçlara agonist, aksi etki gösterenlere ise antagonist ilaç denir.
Asetilkolin
Ach’nin bulunduğu ve kullanıldığı yerler:
  • Santral sinir sistemindeki bazı nöronlarda,
  • Nöromusküler kavşaktaki somatik motor nöronlarda,
  • Otonom sinir (Parasempatik ve bazı sempatik nöronlarda) sonlarında bulunur.
 
Ach’nin etkisi
İlk iki sinapsda uyarıcı, otonom sinirlerde ise uyarıcı veya inhibe edicidir (Örneğin; kalpte vagal uyarı ile serbestlenen Ach bradikardi ve (-) inotropik etkilere sebep olur). Ach’in reseptörüne bağlanması, Na ve K iyon kanalları kapılarının açılmasını sonuç verecek membran yapı değişikliklerine neden olur. Postsinaptik membran sodyum kapılarının Ach ile açılması bir depolarizasyon dalgasının oluşmasına neden olur.
Asetilkolinin nöromusküler kavşaktaki etkileri
Bir somatik nöron ve bir iskelet kası arasındaki sinapstan müteşekkil nöromusküler kavşak sinaptik iletinin anlaşılabilmesi için en uygun sinapsdır. Presinaptik nöron sonları her biri içlerinde binlerce Ach molekülü içeren sinaptik vezikül içerir. Bu moleküller eksositozla sinaptik aralığa serbestlenir serbestlenmez postsinaptik membrana difüze olurlar. Postsinaptik membranda yer alan reseptör proteinlere kimyasal olarak bağlanırlar. Ach serbestlendikten sonra yaklaşık 1 milisaniye kas lifi membranıyla temas halinde kalır, bu süre kas lifini uyarmaya yeterlidir. Ach kanallarından Na+, K+ ve Ca++ gibi pozitif yüklü iyonlar kolayca geçerlerse de, pratikte yalnız sodyum ve kalsiyum iyonları geçtiği kabul edilir. Çünkü, potasyumun konsantrasyon gradyanı zaten voltaj gradyanı ile yaklaşık denge halindedir. Ekstrasellüler sıvıda kalsiyum konsantrasyonu sodyumun 1/50’si olduğundan, kalsiyum geçişi çok azdır.
Asetilkolin reseptörleri
Ach reseptörleri farmakolojik özelliklerine göre iki gruba ayrılır:
  • Muskarin düz kas, kalp kası ve bezlere ach gibi etki eder. Bu nedenle Ach’nin buralardaki etkisine muskarinik etki, reseptörlere de muskarinik reseptörler Muskarinik reseptörler kalpte inhibitör etkilere sahiptir. Atropin Ach’in muskarinik etkisini önler.
  • Ach iskelet kasları nöromüskuler kavşakta ve otonom gangliyonlardaki etkisi atropin tarafından etkilenmez, fakat nikotin bu etkiyi taklit eder. Bu nedenle Ach’nin bu yapılardaki etkisine nikotinik etki, reseptörlere de nikotinik reseptörler İskelet kaslarındaki ve otonom postgangliyonlardaki Ach reseptörleri ve adrenal medulladaki Ach reseptörleri nikotiniktir.
 
KLİNİK
 
Kürar Ach’in nikotinik etkisini önler. Böylece sinir uyarılarının sinir kas kavşağında kasa geçmesini önlediği anlaşılmıştır.
Saflaştırılmış kürar, yakın zamana kadar kliniklerde kullanılırdı. Bugün ise adi kürar yerine kürarın alkaloidi olan D-Tübokürarin kullanılır. Damar yoluyla verildiğinde tesiri hemen başlar ve çizgili kaslarda öncelikle göz, orta kulak, yüz, çene, yutak kasları ve parmak kasları olmak üzere güçsüzlük veya gevşek (flask paralizi) bir felç meydana gelir. İlaç düşük dozda verildiğinde felç bu kaslarda sınırlı kalır. Yüksek dozlarda ise solunum kasları da etkilenir ve solunum durur. İlaç, sadece sun’i solunum imkanlarının bulunduğu şartlarda özelikle ameliyatlarda tam kas gevşemesi gerektiren hallerde kullanılır.
Ach reseptör alt tipleri
Nikotinik reseptörler nöromusküler kavşak tipi (NM) ve ganglion tipi (NG) olmak üzere iki tiptir. NM tipi kürar ile seçici olarak, NG tipi ise heksametonyum gibi gangliyon blokerleri ile bloke edilir.
Muskarinik reseptörler nikotinik reseptörlerden oldukça farklıdır. Muskarinik reseptörlerin 3 tipinin fizyolojik rolleri iyi belirlenmiştir. Bunlar M1, M2 ve M3 reseptörleridir ve hepsi hücre içi etkilerini G proteini aracılığıyla gösterir. Bunların dışında M4 ve M5 reseptörlerinin varlığı da gösterilmiştir.
  • M1 reseptörleri beyinde,
  • M2 reseptörleri kalpte adenilat siklaz’ı inhibe eder, potasyum geçirgenliğini artırır ve böylece inhibitör etkilere sahiptir. M2 reseptörleri aynı zamanda kalsiyum kanallarını kapatarak da inhibisyona neden olabilir.
  • M3 reseptörleri ekzokrin salgı bezlerinde, gastrointestinal sistemde, trakeobronşial kanal, mesane, göz ve bazı damarlarda bulunur.
Beyinde çok sayıda hem muskarinik, hem de nikotinik reseptörler bulunur. M1 ve M3 reseptörleri fosfolipaz C aracılığıyla inositol trifosfat (IP3) ve diaçilgliserol (DAG) oluşumuna neden olarak hücre içi kalsiyumu artırarak eksitatör etki gösterir.
Asetilkolin sentezi
Asetilkolin; kolinin asetatla reaksiyonu sonucu oluşur. Kolinerjik nöronlarda aktif bir kolin uptake’i vardır. Ayrıca kolin nöronlarda sentez edilebilir. Aktif asetat, asetat gruplarının indirgenmiş koenzim A ile birleşmesi sonucu meydana gelir. Aktif asetat (asetil koenzim A) ile kolin arasındaki reaksiyon kolin asetiltransferaz enzimi tarafından katalizlenir. Bu enzim kolinerjik sinir uçlarında stoplazma içinde yüksek konsantrasyonda bulunur.
Asetilkolin esteraz
Asetilkolin-reseptör birleşmesi çok kısa sürede olur ve bu kompleks çabucak disosiye olursa da hızla yeniden oluşabilir. Postsinaptik hücrelerdeki aktiviteyi kontrol etmek için (iskelet kas kontraksiyonunun kontrolu) serbest asetilkolin salındıktan sonra çok kısa sürede inaktive edilmelidir. Asetilkolin’in inaktivasyonu kolinerjik sinirlerin postsinaptik membranlarında bulunan asetilkolin esteraz (Ach-E) tarafından gerçekleştrilir. Ach-E, astelkolini asetat ve koline hidrolize eder.
Motor-son plak potansiyeli
Asetilkolinin iskelet kas membranı üzerindeki reseptörüyle birleşmesi kimyasal düzenli kapıları açar ve membranın o bölgesini depolarize eder. Somatik motor nöron tarafından inerve edilen ve asetilkolin ile bu şekilde etkilenen hücre membranı bölgesi motor son plak olarak adlandırılır. Bu yüzden asetilkoline cevap olarak membranın depolarizasyonu son plak potansiyelleri olarak bilinir. Son plak potansiyellerinin depolarizasyonu 0 mV’un üstüne çıkmaz. Aksiyon potansiyellerinin aksine son plak potansiyelleri eşik değere sahip değildir; tek bir sinaptik vezikülden salgılanan asetilkolin son plakta çok küçük bir depolarizasyona neden olur. Daha çok asetilkolin salındıkça, asetilkolin miktarına paralel olarak motor plağın depolarizasyonu gittikçe artar. Bu yüzden son plak potansiyelleri, aksiyon potansiyellerinin aksine birikebilir (sumasyon). Bu durum, refrakter period ve hep veya hiç kanunu nedeniyle birikimi önlenen aksiyon potansiyellerinden farklıdır. Son plak yeterince depolarize olduğu zaman depolarizasyon, hemen yanındaki bölgede voltaj düzenli kapıların açılması için bir uyarı görevi yapar. Oluşan aksiyon potansiyeli membranın bitişik bölgesinde aksiyon potansiyellerinin oluşmasını sağlar. Bu kas liflerinin elektriksel eksitasyonu nedeniyle anlamlıdır, kas kasılmasını uyarır.
Nöromusküler iletinin bloke edildiği durumlarda kas zayıflığı (paraliziye ve ölüme neden olacak şekilde) ortaya çıkabilir. Örneğin, kürar reseptör proteinine bağlanmak için asetilkolinle yarışır ve son plak potansiyellerinin sayısını azaltır. Kürar ilk defa Güney Amerika yerlileri tarafından, düşmanlarda paraliziye neden olduğundan, ok zehiri olarak kullanılmıştır. Klinik olarak kürar, anestezi esnasında kas gevşetici ve elektrokonvülsif tedavi esnasında kas hasarını önlemek için kullanılır.
KLİNİK
Myastenia gravis kas zayıflığı ve kas yorgunluğu ile karekterize, ciddi ve bazen öldürücü olan bir hastalıktır. Asetilkolin reseptörlerinin otoimmun salgılanan antikorlarca bloke ve harap edilmesine bağlıdır. Sinirden kas liflerine uyarı iletisinin kalkmasıyla paralizi gelişir. Hastalık şiddetli ise hasta paraliziden, özellikle solunum kasları paralizisinden ölür. Patolojik olarak sinaptik aralık %50 genişlemiştir ve subnöral kıvrımların sayısı azalmıştır.  Tedavide neostigmin ile asetilkolin esteraz inaktive edilir. Terminal plaktan salgılanan asetilkolin parçalanamadığından, asetilkolin sentezi yetersiz olsa bile, neredeyse normal bir kas aktivitesi sağlamak mümkün olur.
Nöron-nöron sinapslarında asetilkolin
Merkezi sinir sisteminde (MSS) nöronların akson sonları tipik olarak diğer bir hücrenin gövdesi veya dendriti ile sinaps yapar. Hücre gövdesi ve dendritler nöronun alıcı bölgesi gibi görev yaparlar. Bu yüzden bu bölgelerde nörotransmitterler için reseptör proteinler mevcuttur ve kimyasal düzenlenen kapılar yer alır. Voltaj ayarlı kapılar akson tepeciğinde yerleşmişlerdir. Bu nedenle aksiyon potansiyelleri ilk defa akson tepeciğinde üretilir. Sinapslarda asetilkolinin salınımı, kimyasal ayarlı/duyarlı kapıları açmak suretiyle dendritler ve hücre gövdesinde depolarizasyonların oluşumuna neden olur. Bu EPSP’ler iskelet kaslarındaki son plak potansiyellerinin aynı özelliklerine sahiptir. Bu özellikler aksiyon potansiyellerinden farklıdır.
Bir iskelet kas lifi sadece bir nörondan sinaptik uyarı alır, ama MSS’nde bir nöron bin kadar nörondan uyarı alabilir. Bu nedenle tek bir aksondan gelen sinaptik uyarının kas hücresini uyarmaya yeterli olmasına rağmen, bir nöronun uyarılması birçok EPSP’nin birikimini gerektirir.
Kolinerjik ve antikolinerjik ilaçlar
Metakolin, karbakol ve nikotin asetilkoline benzer etki gösterir. Bu ilaçların asetilkolinden farkı; asetilkolin esteraz ile parçalanmadıklarından, etkilerinin uzun süre devam etmesidir. Düşük dozlarda spazma, yüksek dozlarda gevşek felce neden olurlar. Yüksek dozda felç oluşturmalarının nedeni; uzun süreli etkide iyon kanallarının (inaktivasyona benzer şekilde) duyarlılığının azalmasıdır. Kürariform ilaçlar (örneğin D-tübokürarin) reseptör bölgesi için asetilkolin ile yarışarak nöromusküler iletiyi önlerler.
Kolinesteraz inhibitörleri olan Neostigmin, fizostigmin; asetilkolin esteraz’ı inhibe ederek asetilkolin’in hidrolizini önler. Birbirini izleyen sinir uyarılarıyla büyük miktarda asetilkolin birikerek kas lifinde tekrarlayan kasılmalara neden olur, hatta kasa ulaşan birkaç uyarı bile kas spazmı meydana getirebilir. Bu durum larinks spazmı ile ölüme götürebilir. Kolinesteraz inhibitörleri nöromusküler iletinin zayıf olduğu durumlarda (myastenia gravis gibi) kas kontraksiyonunu artırmada kullanılır. Sinir gazları da etkilerini iskelet kaslarında asetilkolin esteraz’ı inhibe etmek suretiyle gösterirler. Asetilkolin parçalanamadığından reseptör proteinle birleşmeye devam eder ve spastik paraliziye yol açacak şekilde postsinaptik hücreyi uyarmaya devam eder.
Katekolaminler
Katekolaminler; dopamin, noradrenalin ve adrenalin‘i içerir. Katekolaminler, fenilalanin ve tirozin aminoasitlerinin hidroksilasyon ve dekarboksilasyonu ile oluşur. Bu durumu fenilalanin hidroksilaz katalizler. Dopamin ve noradrenalin nörotransmitter olarak, adrenalin ve noradrenalin ayrıca adrenal medulladan kana salgılanan hormonlar olarak fonksiyon görür.
Sempatik postgangliyonik sonlarda en çok bulunan transmitter noradrenalindir. Sinirlerin sinaptik sonlarında karekteristik veziküllerinde depo edilir. Noradrenalin ve onun metil derivesi olan adrenalin adrenal medulladan da salgılanır. Fakat adrenalin sempatik postgangliyonik sonlarda bir mediatör değildir. Bununla birlikte beyinde adrenalin, noradrenalin ve dopamin sekrete eden nöronlar vardır. Noradrenalin sekrete eden nöronlara noradrenerjik nöronlar, adrenalin sekrete eden nöronlara adrenerjik nöronlar, dopamin sekrete eden nöronlara dopaminerjik nöronlar denir.
KLİNİK
Fenilalanin metabolizması klinik olarak çok önemlidir. İleri derecede mental yetersizlik, kan ve dokularda büyük miktarlarda fenilalanin ve onun keto asit derivelerinin birikimi ile karekterize hastalık fenilketonüri olarak adlandırılır. Fenilketonüri, fenilalanin hidroksilaz enziminin konjenital yokluğu veya yetersizliğine bağlıdır (Otozomal resesif), anne baba taşıyıcıdır. Bu çiftin her çocuğunda görülme sıklığı %25’dir. Hastalıkta hasara uğrayan tek organ beyindir. Diyette fenilalanin miktarını azaltarak tedavi edilebilir.
Dünyada hastalığın en sık görüldüğü ülke Türkiye’dir. Dünyada görülme sıklığı 1/10.000’dir. Türkiyede ise doğan her 4500 bebekten biri fenilketonüridir. Tarama testi Dr. Robert Guthrine (ABD) tarafından geliştirilmiş metodla yapılır. Doğumu takiben 24–48 saat beslendikten sonra özel filtre kâğıda alınan kan Tıp Fakültelerinin Çocuk Hastalıkları Metabolizma ve Beslenme Ünitesi’ne gönderilir.
Nörotransmitter olarak katekolaminler
Noradrenalin, asetilkolin gibi hem periferik sinir sistemi, hem de santral sinir sisteminde nörotransmitter olarak kullanılır.
  • Periferik sinir sisteminin sempatik nöronları düz kas, kalp kası ve bezlerdeki sinapslarda nörotransmitter olarak noradrenalin kullanılır.
  • Santral sinir sistemindeki bazı nöronlar da noradrenalin kullanır, bu nöronlar genel olarak davranışla ve uyku siklüsüyle ilgilidir. Bu durum amfetamin gibi ilaçların etkilerini açıklar; amfetaminler özellikle nörotransmitter olarak noradrenalin kullanan yolları uyarırlar.
Katekolaminlerin etki mekanizmaları
Katekolaminler de asetilkolin gibi presinaptik veziküllerden ekzositozla salınır ve postsinaptik hücre membranındaki reseptör proteini ile birleşmek için difüze olurlar. Asetilkolin, reseptörüne bağlanmak suretiyle hemen kimyasal düzenli kapıları açmasına rağmen, katekolaminlerin reseptörüyle birleşmesi doğrudan kimyasal düzenli sodyum ve potasyum kapılarını açmaz.  Bunun yerine, postsinaptik hücre membranında bulunan adenilat siklaz enzimini aktive eder. Bu enzim postsinaptik hücre stoplazmasında ATP’yi cAMP ve iki inorganik fosfata dönüştürür. cAMP postsinaptik membranda kimyasal düzenli kapıları fosforile eden başka bir enzimi; protein kinaz‘ı aktive eder. Bu, kapıların açılmasına neden olur. Bu yüzden cAMP bu nörotransmitterlerin etkisinde ikincil habercidir. cAMP, iyon kapılarının açılması ve elektriksel uyarıların oluşumuna ek olarak, postsinaptik nöronun uzun süreli değişikliklerini de başlatır.
a ve b adrenerjik reseptörleri
Adrenalin ve noradrenalinin etkileri bilinen ilaçlara karşı duyarlıklarına göre iki kategoride incelenir. Gerçekte bu etkiler effektör organ postsinaptik membranlarında bulunan 2 tip katekolamin reseptörünün (a ve b) varlığından kaynaklanır. a Reseptörlerinin 3 alt tipi (a1,a2,a3), b reseptörlerinin de 2 subtipi (b1 ve b2) tanımlanmıştır (Bkz KVS fizyolojisi).
Katekolaminlerin katabolizması
Katekolaminlerin uyarıcı etkileri oldukça çabuk inhibe edilir. Katekolaminlerin inhibisyonu;
(1) Presinaptik nörona geri alınması (reuptake),
(2)MAO (monoaminoksidaz) tarafından presinaptik nöron sonlarında enzimatik yıkımı (oksidasyon),
(3) Postsinaptik nöronda COMT (katekol-O metil transferaz)   tarafından enzimatik yıkımına bağlıdır (metilasyon).
MAO ve COMT enzimlerini inhibe eden ilaçlar katekolaminlerin etkilerini artırırlar. İdrardaki katekolamin metabolitleri, katekolaminlerin sekresyon hızı hakkında iyi bir indeksdir. VMA (Vanil mandelik asit) idrarda en çok bulunan katekolamin metabolitidir.
Dopamin
Dopaminerjik nöronlar otonom gangliyonlarda, beyinde ve substantia nigra’da (melanin pigmenti içerdiğinden dark substance diye adlandırılır) çok sayıda bulunur. Substantia nigra’daki birçok nöron iskelet hareketlerinin koordinasyonuyla ilgili olan corpus sitriatum (nucleus caudatus ve putamen) ile globus pallidus’a lifler gönderir. Bu lifler nigrostrial dopaminerjik sistem olarak adlandırılır. Bu sistem dopaminerjik yolların en büyüğüdür. Corpus sitriatum’daki uçları beyindeki toplam dopaminin yaklaşık %75’ini içerir. Klinik olarak dopaminerjik nöronlar çok önemlidir. Substantia nigradaki dopaminerjik nöronların dejenerasyonu sonucu Parkinson hastalığı görülür.
Kokain, yaygın olarak kullanılan bir uyarıcıdır. Amfetaminler gibi indirekt sempatomimetik etki gösterir. Kokain, dopaminin reuptake’ini bloke eder, böylece hücre dışı dopamin düzeyi yükselir. Bu durum dopamin kullanan nöral yolların daha çok uyarılmasını sonuç verir. Aynı zamanda, serotonin ve noradrenalinin geri alınmasını da inhibe eder. Serotoninerjik nöronların uyarılması kokain tarafından oluşturulan öfori halini şiddetlendirir. Kullanımı erken safhada öfori hissi ve sosyal girişkenlik oluşturmasına rağmen devamlı kullanımı doza bağlı olarak sosyal uyumsuzluklara, depresyona ve sıklıkla ölümle sonuçlanan ciddi organik hastalıklara neden olur.
Serotonin (5 Hidroksitriptamin)
Bulunduğu yerler: Trombositler, GİS (miyenterik pleksus ve enterokrmaffin hücrelerde), beyin sapı rafe nükleusları (hipotalamus, limbik sistem, serebellum ve medulla spinalise uzantılar veren uyku-uyanıklık siklüsü, duygu ve davranışlarla ilişkili nükleuslar). Serotonin triptofan aminoasitinden sentezlenir.
KLİNİK
Serotonin agonistleri (örn:LSD=liserjik asit dietilamid, hallusinojen) duygu durum ve davranış üzerine etkiler. Zihinsel kaymalar, halusinasyonlara (öfori=kendini hoş hissetme, kahkaha krizleri vb. etkiler=uçuş,) sebep olur. Serotonin reseptörlerine bağlanan diğer halusinojenler (psilosin, ektazi maddeleri olan amfetamin türevleri vb.) öforiye (hayaller alemine dalma, kendini kuş gibi hissetme vb. etkiler) yol açar ve bağımlılık yapar. Bunlar yan tesirleri fazla olan maddelerdir. Bunların bazıları (amfetamin türevi ektazi ilacı gibi) serotonin serbestleşmesini arttır. Buna bağlı önce öfori, sonrasında da serotonin tükenmesine bağlı konsantrasyon kaybı, uykusuzluk ve depresyon ortaya çıkar.
Depresyonlu bireylerde BOS’da serotonin metaboliti düşüktür, serotonin geri emilimini baskılayan fluoksetin (Prozac) gibi ilaçlar antidepresan olarak klinikte kullanılmaktadır.
Histamin
Mast hücreleri, mide mukozası, hipofizde ve posterior hipotalamustaki tuberomamiller cisimde(aksonları korteks ve medulla spinalise yayılır) bulunur. Histamin için üç reseptör tipi (H1-3) tanımlanmıştır. Histaminin uyanıklık, cinsel davranışlar, kan basıncı ve ağrı ile ilişkili etkileri vardır.
Nörotransmitter olarak aminoasitler
 
Glutamik asit (glutamat) ve aspartik asit (aspartad) santral sinir sisteminin bazı nöronlarında eksitatör nörotransmitter olarak görev yaparlar. GABA ve Glisin ise inhibitördürler.
 
Glutamat
Beyindeki eksitatör iletilerin ¾’ünden glutamat sorumludur.
Glutamat reseptörleri iki tiptedir:
  1. A) Metabotropik reseptörler: Hipotalamus ve serebellumda sinaptik plastisiteden sorumludurlar. Bu reseptörlerin genetik bozukluğunda ağır motor koordinasyon bozukluğu ve uzaysal öğrenme eksikliğinden söz edilir. İkincil haberciler üzerinden dolaylı olarak iyon kanallarını kontrol eder.
  2. B) İyonotropik reseptörler: Doğrudan iyon kanallarını kontrol ederler, üç alt grup vardır:
 
  1. AMPA Reseptörleri:  Nöron ve glialarda bulunurlar.
  2. Kainat reseptörleri (kainat=deniz yosunu ürünü bir asit), nöron ve glialarda bulunurlar. Bunlar açıldıklarında Na girişine K çıkışına izin veren basit iyon kanallarıdır.
  3. NMDA Reseptörleri: (N-metil D-aspartat) Sadece nöronlarda bulunurlar. Bu reseptörler katyon kanalıdırlar, Ca+2 geçişini oldukça kolaylaştırırlar. Özellikle hipokampüstekonsantrasyonları yüksektir. Bu reseptörlerin blokajı öğrenmenin bozulmasına (uzun süreli öğrenmenin güçleşmesine) neden olur. Glisin NMDA reseptörüne bağlanarak reseptörün duyarlılığını arttırarak glutamat yanıtını kolaylaştırır.
Glisin
İnhibitör bir nörotransmitterdir; postsinaptik membranı depolarize etme ve EPSP oluşturma yerine, klor iyonlarına geçirgenliği artırarak membranı hiperpolarize ederek membranı istirahattekinden daha negatif yapar (=IPSP).
Glisinin inhibitör etkileri medulla spinaliste çok önemlidir; iskelet hareketlerinin kontrolüne yardım eder. Örnek olarak, bir kolun fleksiyonu, fleksör kasların uyarılmasını gerektirir. Medulla spinalis’te fleksör kasları inerve eden motor sinirler uyarılır, antagonistik ekstensör kasları inerve eden motor nöronlar ise, diğer nöronlardan salgılanan glisin tarafından oluşturulan IPSP’lerce inhibe edilir. Striknin özellikle glisin reseptör proteinlerini bloke ederek spastik paraliziye neden olur. Strikninle zehirlenen hayvanlar diyafragmanın gevşeyememesine bağlı asfiksiden ölürler.
GABA (gamma-aminobutirik asit)
Glutamik asidin bir ürünü olan GABA beyindeki en yaygın nörotransmitterdir; beyindeki nöronların 1/3’ü nörotransmitter olarak GABA kullanır. Glisin gibi GABA da inhibitördür. Ayrıca, glisin gibi GABA kullanan bazı nöronlar motor kontrolle ilgilidir. (Serebellumun büyük purkinje hücreleri gibi.) GABA salan nöronlardaki bir yetersizlik, Huntington’s Corea’lı kişilerde görülen kontrolsüz hareketlere neden olur.
Motor kontrolle ilgisine ek olarak GABA, ruhsal durum ve duygu ile ilgili nörotransmitter olarak fonksiyon görür. Anksiyete tedavisinde kullanılan ilaçlar (benzodiazepin içerenler vb.) beyinde GABA’nın etkisini artırmak suretiyle fonksiyon görürler. GABA’nın etkisini antagonize eden ilaçlar buna zıt olarak anksiyete oluşturabilir.
Polipeptid nörotransmitterler
Beyinde, çeşitli büyüklükte birçok polipeptid bulunur ve nörotransmitter olarak fonksiyon gördüklerine inanılır. İlginç olarak, ince barsak ve diğer endokrin bezlerden salgılanan, hormon olarak fonksiyon gören bazı polieptidler beyinde de üretilmiştir ve nörotransmitter olarak da fonksiyon görürler. Endorfinler bilinen iyi örneklerdendir.
Endorfinler
Opium ve analoglarının ağrıyı önleme gücü yüzyıllardır bilinmektedir. Örnek olarak Morfin bu amaç için uzun zamandır kullanılmaktadır. Opiod reseptör proteinlerinin beyinde, 1973 yılında keşfi, bu ilaçlarının etkilerinin spesifik nöron yollarının uyarılması ile ilgili olabileceğini düşündürmüştür. Bu durum opiodların beyinde üretilen nörotransmitterlere benzeyebileceğini ima eder.
Morfin, kalsiyumun hücre içine girişini bloke eder. Morfinin analjezik etkileri naloksan tarafından spesifik bir şekilde bloke edilir. Beyin ve hipofizde üretilen bileşikler endorfinler (endojen üretilen morfin benzeri bileşikler) olarak isimlendirilen bir kimyasal aile olarak tanımlanmıştır. Endorfinler; enkefalinler olarak isimlendirilen, nörotransmitter olarak fonksiyon gören bir grup peptidle, b-endorfin olarak isimlendirilen, hipofizde üretilen bir polipeptidi içerir. Endorfinlerin ağrı duyusunu bloke ettikleri gösterilmiştir.
Kimyasal Yapı
Transmitter
 
 
Aminler
Asetilkolin
Histamin
Serotonin
Katekolaminler
Adrenalin
Noradrenalin
Dopamin
Amino asitler
Aspartik asit
Glutamik asit
GABA
Glisin
Polipeptidler
Glukagon
İnsulin
Somatostatin
Substance P
ACTH
Angiotensin II
Endorfinler
LHRH
TRH
Vazopressin
 
 
Nitrik oksit (NO)
Lipofilik gaz yapısında bir transmitterdir. Veziküllerde depolanmaz, sentezlendikten hemen sonra presinaptik membrandan difüze olarak hızla postsinaptik nörona geçer. Guanilat siklaz aktivasyonuyla cGMP sentezine yol açar. cGMP hücre içinde metabolik etkilere yol açar (bkz. erkek üreme sistemi, ereksiyon mekanizması). NO damarlarda endotelden de salınarak dilatasyona sebep olur (EDRF). NO’in yarı ömrü çok kısa olduğundan re-uptake mekanizmalarına ihtiyaç duymaz.
Sinaptik plastisite
Son araştırmalar sinapsların önceden inanıldığından daha değişken olduğunu ileri sürer. Bu durum sinaptik plastisite olarak isimlendirilmiştir ve hem molekül, hem de sellüler seviyelerde mevcuttur.

Bir Cevap Yazın