Pankreas Fizyolojisi ve Endokrin Fonks.

Dosyayı isterseniz görüntüleyebilir isterseniz indirebilirsiniz.


GoogleDocs üzerinden indirmek için : İndir–Açılan sayfadan indirebilirsiniz–

Önizleme ;

¡Pankreasın Endokrin Fonksiyonları
¡PANKREAS BEZİ
(%98 egzokrin-%2 endokrin)
¡Endokrin Pankreas
¡Pankreasın, endokrin kısmı % 2’sini oluşturur
¡Langerhans adacıkları (1-2 milyon kadar)
¡A veya a hücreleri (%20-25); glukagon
¡B veya b hücreleri (%60-70); insülin
¡D veya d hücreleri (%5-10); somatostatin
¡F hücreleri; PP; Pankreatik polipeptid (%1)
¡G hücreleri;Gastrin; (%1)
¡
¡Bu hormonlar portal vene boşalan pankreatik vene salgılanırlar.
¡Pankresın glikoz dengesindeki temel fonksiyonu
¡insülin
  • Başlıca karbonhidrat metabolizması olmak üzere, yağ ve protein metabolizmalarında rol oynar
  • Başlıca hedef dokuları kas, karaciğer ve yağ dokusudur.
  • Alınan besin maddelerinin hücrelerde depolanmasını ve kullanılmasını sağlar.
  • DNA sentezi, hücre bölünmesi ve farklılaşması yoluyla büyümeyi uyarıcı etkisi de vardır.
¡İnsülinin kimyasal yapısı
¡Günlük insülin salgısı
¡Normal erişkinlerde pankreas B hücrelerinden günde ortalama 40-50 ünite insülin salgılanır (%50 bazal-%50 si uyarılma ile salgılanır)
¡
¡1 ünite insülin 2 kg ağırlığındaki tavşana uygulandığında kan şekerini 120 mg/dl’den 45mg/dl’e düşüren insülin miktarıdır.
¡
¡Açlıkta plazma insülin düzeyi ortalama 10 mU/ml (0.4 ng/ml = 61 pmol/L) dolayındadır. Yemeklerden sonra nadiren 100 mU/ml’ye çıkabilir.
¡
İnsülin salgısını uyaran faktörler
¡Artmış kan Glikozu
¡Arginin ve Lizin (diğer Amino ve keto asitler)
¡Artmış serbest yağ asitleri
¡Sindirim hormonları
lGİP (Gastrik inhibitör peptid, en güçlü   uyaran)
lGastrin
lSekretin
lKolesistokinin
¡Glukagon
¡GH
¡Kortizol
¡Östrojen
¡Progesteron
¡Plasental laktojen
¡Parasempatik aktivite; vagus uyarıları; Ach
¡b-adrenerjik (epinefrin) aktivite
¡
¡İnsülin salınımını inhibe eden faktörler
¡Hipoglisemi
¡Somatostatin,
¡Norepinefrin (a reseptörler aracılığıyla  ve somatostatin salınımını uyararak insülin salınımını azaltır)
¡Dopamin
¡Serotonin
¡Glikoz transportu ve İnsülinin etki mekanizması
İnsülin reseptörleri üç dokuda yüksek düzeylerdedir:
¡karaciğer,
¡kas
¡yağ dokusu.
¡
¡İnsülin reseptörleri sürekli sentez edilmekte ve yıkılmaktadır, yarı ömürleri 12 saat .
¡
¡İnsülin reseptörlerinin Obezite ve akromegali gibi durumlarda sayısı azalır (down regülasyon).
¡
¡Hücre membranlarından 2 yolla glikoz geçişi olur
 1) Kolaylaştırılmış difüzyon (bir kısmı insüline bağımlıdır; kas ve yağ dokuda),
  İnsülin membranlarda glikozun kolaylaştırılmış   difüzyonunda rol oynayan taşıyıcı proteinlerin   (glukoz transport proteini = GLUT) aktivasyonunu   sağlar.
 2) Na+ bağımlı glikoz ko-transportu (insülinden bağımsız, barsak ve böbrek tubulüslerinde yaygın)
¡         Glukoz transporterleri (GLUT)
Kolaylaştırılmış dif. ile glukoz taşınmasında rol oynarlar.
 7 farklı GLUT proteini belirlenmiştir:
  • GLUT 1 ve 3 başlıca santral sinir sistemi olmak üzere tüm dokularda,
  • GLUT 2 İnce barsak, pankreas b hücreleri ve karaciğerde, (İnsülinden bağımsız)
  • GLUT 4 insülinin en önemli 2 hedef dokusu olan iskelet kası ve yağ dokusunda,
  • GLUT 5 ince barsak hücrelerinde bulunur.
  • GLUT 6 fonksiyonu bilinmemektedir
  • GLUT 7 Karaciğer
¡
¡İnsülinin diğer önemli etkileri-1
İnsülin etkisiyle membranlar
Aminoasitlere,
K+ iyonlarına ve
fosfat iyonlarına
  daha geçirgen hale gelir,
¡
¡İnsülinin diğer önemli etkileri-2
İnsülin protein kinazların aktivasyonu ile hücre içi enzimlerin fosforilasyonuna neden olur.
Böylece intrasellüler metabolik mekanizmalar insülin sayesinde tetiklenmiş olmaktadır.
Ribozomlarda mRNA’ların translasyon hızları artar ve DNA’nın transkripsiyon hızında artış ortaya çıkar.
İnsülin etkisi ile proteinler oluşabilmekte ve metabolik süreçler (Büyüme, doku tamiri vs.) devam edebilmektedir,
Bu özellikleri ile insülin büyüme ve gelişmede BH ve tiroid hormonları ile sinerjik etkiler gösterir.
¡Karbonhidrat metabolizmasına etkiler
  İnsülinin karaciğer üzerindeki etkisi:
¡Karaciğer glikozun transportunda insülinden bağımsızdır, ancak glikozun karaciğerde glikojene dönüştürülmesi ve depolanmasında rol alır.
¡İnsülin glukokinaz ve glikojen sentetazı stimüle, Glikoz 6 fosfatazı inhibe eder.
¡Yemek sonrası kana geçen glikozun %60’ını karaciğer tutar, postprandiyal dönemde yaklaşık 100 gr. glikojen depolanabilir
¡
l
l
¡
İnsülin karaciğerin glukoz alımını ve işlenmesini artırır
¡
¡
¡İnsülinin bir diğer önemli etkisi  de karaciğerde glikoneogenezin inhibisyonudur
lBu etki ile karbonhidrat dışı kaynaklardan glikoz sentezi engellenir ve kanda glikozun artışı önlenir
lOysa glukagon, kortizol ve katekolaminler bunun tersini yaparlar .
¡İnsülinin kas dokudaki etkisi
¡İnsülinin kas hücrelerine glikoz transportunda etkisi büyüktür
¡
¡İnsülin salgılanmadığı zamanlarda kaslar enerji için yağları kullanır
lKas lifi membranı, istirahat halinde ve insülin yokluğunda glikoza geçirgen değildir
l
lEgzersizde glikozun kasa girişi insülinden bağımsızdır
¡Kas hücrelerinde glikoz 6 fosfataz bulunmadığından glikojende bağlı olan glikoz 6-PO4’den PO4 kopamaz ve serbest glikoza dönüşüm olamaz,
¡Fosforile glikoz membrandan kana geçemez (kas glikozunu vermez, bu bakımdan cimridir)
¡İnsülinden bağımsız Glikoz kullanan dokular
¡Karaciğer,
¡Beyin, (nöronlar enerji için sadece glikoz kullanırlar uzayan hipoglisemilerde avantaj)
¡Retina,
¡Gonadların germinal epiteli,
¡bağırsak epitel hücreleri,
¡Böbrek tübül hücreleri
¡Eritrositler
  glikoz transportu için insüline ihtiyaç duymazlar.
¡İNSÜLİNİN YAĞ METABOLİZMASI ÜZERİNE ETKİLERİ
İnsülin karaciğer ve adipoz dokuda lipolizi kısıtlar
¡İnsülin bütün dokularda yağ kullanımını azaltır.
¡
¡Karaciğerde yağ sentezini artırıcı etkisi vardır. Glikozun fazlası yağ asitleri sentezinde kullanılır.
¡İnsülin yağ dokuda hormona duyarlı lipaz etkisi inhibe eder,
¡
¡İnsülin kas hücrelerinde olduğu gibi yağ hücrelerine de glikoz transportunu hızlandırır:
¡
¡
¡İnsülin yokluğunda yağ metabolizması hızlanır
¡Lipaz aktivasyonu olur ve lipoliz meydana gelir.
¡
¡Vücut glikozu kullanamaz, MSS dışındaki hemen hemen bütün dokularda, özellikle kas dokusunda serbest yağ asitleri temel enerji kaynağı olur.
¡
¡Karaciğerde yağ asitlerinin artışı fazla miktarda fosfolipid ve kolesterol oluşumuna neden olur.
¡
¡DM hastalarında erken dönemde ateroskleroz  gelişir.
¡
¡
¡İNSÜLİNİN PROTEİN METABOLİZMASI ÜZERİNE ETKİLERİ
¡insülin proteinlerin dokularda sentez ve depolanmasında olumlu anabolik etkilere sahiptir.
¡Bu etkileri ile yara iyileşmesini hızlandırıcı rol oynamaktadır.
¡Bu etkiler somatik büyümeyi  hızlandırıcı etkilerdir. Dolayısıyla insülin büyüme üzerine BH ile sinerjik etkiler gösterir.
¡
¡insülin protein yapımını artırır, yıkımını azaltır.
¡
¡İnsülin yokluğunda protein yıkımı arttığı için idrarda üre atılımı artar.
¡
¡Ağır diyabette aşırı protein kaybı soncu  kaslarda ciddi güç kaybı meydana gelir, yara iyileşmesi oldukça gecikir.
¡insülinin üç dokudaki başlıca etkileri
¡GLUKAGON
¡Etkileri insüline tamamen zıt olan bir hormondur.
¡
¡Hipoglisemi koşullarında,
¡
¡Postprandiyal dönemde öğünler arası uzadığı zaman glukagon sekresyonu uyarılır,
¡
¡Yemekler arasında enerji ihtiyacını sağlayan en önemli faktördür.
¡
¡Glukagon Salınımını Uyaran Faktörler
¡
¡Hipoglisemi en güçlü uyarandır, kan şekerinin 90 mg/dl’nin altına inmesiyle glukagon salınımı 2-3 kat artış gösterir.
¡Egzersiz önemli bir uyarandır.
lAğır egzersizde kan glikozu düşmeye başladığında glukagon salınımını 4-5 kat artar. Sempatik aktivitedeki artışın da bunda etkisi vardır.
¡
¡Amino asitlerin (özellikle arginin ve alanin) plazma konsantrasyonundaki artış uyarıcıdır (Bu aminoasitler glikoneogenezde kullanılır).
¡
¡
¡Glukagon Salınımını İnhibe Eden Faktörler
¡
¡İnsülin,
¡Glikoz (hiperglisemi),
¡Somatostatin
¡
¡Glukagonun hiperglisemik etkilerinin mekanizması
¡Etkisini cAMP üzerinden gösterir.
¡Karaciğerde fosforilazı aktive ederek glikojenolizi arttırır
¡
¡Glikojenin tükenmesiyle karaciğerde enzimatik aktivasyonla glikoneogenez hızını arttırır.
¡
¡Lipolitik ve proteolitik etkileri ile de insüline zıt etkiler gösterir:
lAdipoz dokuda lipaz aktivasyonu yaparak çok miktarda yağ asidinin serbestleşmesiyle enerji kaynağı sağlar
¡SOMATOSTATİN
¡Pankreasın D hücrelerinden salınır
¡
¡Birçok hormon üzerine inhibitör etkiler gösteren bir hormondur,
¡
¡Salınımı yemek sonrasında kanda glikoz, aminoasitler ve şilomikronların artmasıyla uyarılır.
¡Somatostatinin etkileri
¡
¡İnsülin sekresyonunun inhibe eder,
¡Glukagon salınımını inhibe eder,
¡Büyüme hormonu salınımını inhibe eder,
¡GIS’de somatostatin motilite, salgı ve absorbsiyon hızını azaltır. Böylece besinlerin kana geçmesi için geçen süreyi uzatır.
 
¡Kan glikozunun düzenlenmesi
¡Normalden fazla alınan glikozun yarısı glikolitik yol ile enerjiye dönüştürülür.
¡
lGeriye kalan %30-40 kadarı yağa dönüştürülür, %10–20 kadarı ise glikojen şeklinde depolanır.
¡
l80/120 mg/dl olan kan şekeri sekiz saatlik bir açlık sonrasında kan şekeri ancak 80-90 mg/dl seviyelerine iner
¡
¡Bu ayarlama insülin ve glukagonun entegre etkileriyle işleyen bir feed–back kontrol mekanizması ile yapılır:
¡
¡DİABETES MELLİTUS
¡Pankreasın b hücreleri tarafından insülin sekresyonundaki mutlak veya nisbi yetersizliğinden ortaya çıkan,
¡
¡Ya da dokularda insüline rezistanstan doğan,
  Hiperglisemi ile karakterize endokrin ve metabolik bir hastalıktır.
¡
¡
¡Tip I (IDDM=insülin depended DM)   ( Juvenil DM)
¡Ani başlangıç gösteren,
¡erişkin yaştan önce çocuklukta ve adolesan dönemde ortaya çıkan
¡insüline bağımlı DM şeklidir.
¡b hücrelerindeki sıklıkla otoimmüniteye bağlı harabiyet ve insülin eksikliği ile karakterize.
lKetoasidoz sık görülür.
lTüm DM vakalarının %10-20 kadarı, (hastalar genç, zayıf, astenik, ketozise meyilli; genetik yatkınlık %5 civarında).
¡
¡Diabetes mellitusta Semptomlar
¡Ağır bir hiperglisemi ve bununla ilişkili semptomlar:
lpoliüri,
lpolidipsi,
lpolifajiye rağmen kilo kaybı, halsizlik ve yorgunluk meydana gelir.
¡
¡Glikozun böbrek eşiğini aşması (venöz kanda 180 mg/dl) ile glikozüri belirginleşir.
lGlikoz İdrarla atılırken beraberinde yüksek miktarlarda su, Na+ ve K+ sürüklemektedir.
l
lBu durumda poliüri ile birlikte kaçınılmaz bir dehidratasyon gelişir. Su iştahı artmıştır (polidipsi).
¡
l
¡Ketoasidoz
¡Lipoliz ile karaciğerde metabolize olan yağ asitlerinden kaynaklanan asetoasetik asit, b-hidroksi bütirik asit, aseton birikimi artar (keton cisimcikleri).
¡
¡Ketoasitler de idrarla atılırken beraberlerinde Na+ ve K+ sürüklerler.
¡
¡Bu durum sıvı elektrolit dengesini daha da bozmaktadır.
¡
¡Asidozun MSS’ni etkilemesi ile “Diyabetik ketoasidoz Koması” gelişir.
¡
¡Juvenil DM’un sebepleri
¡b hücrelerinin otoantikorlar etkisiyle  harabiyeti bilinen en önemli neden, ( otoimmün DM da denir)
¡
¡Virüs gibi bazı enfeksiyöz faktörlerle veya kimyevi ajanlarla b hücre hasarı,
¡
¡Kalıtsal olarak pankreas dejenerasyonuna yatkınlık.
¡
    (Tedavisi eksojen insülin uygulanarak yapılır)
¡Tip II (Erişkin DM)
¡Tüm DM vakalarının %80-90 kadarı NIDDM (Non insülin depended DM) tipidir.
¡
lGlikozüri veya hiperglisemi ile teşhis konulabilir. Hasta DM olduğunun farkında olmadan komplikasyonları (retinopati, nefropati vb.) gelişebilir.
¡
¡Bazı hastalarda ise aşikar semptomlar verebilir. Özellikle obezite (%85 vardır)
¡
¡En önemli predispozan faktördür. Aile hikayesi  (anne veya babadan birisinde DM varılığı) % 30’dan fazladır.
¡Tip II DM’da etyolojik faktörler
1) Yaşlanmayla b hücrelerinin sayılarının azalması söz konusu olabilir (kısmi insülin sekresyonu olabilir).
lGenetik bir predispozisyon sıklıkla mevcuttur. Ancak adacık otoantikorlarına rastlanmaz.
2) İnsüline rezistans tip 2 DM da sık görülür.
lBu durum insülin reseptörlerinin fonksiyon bozukluğu; özellikle insülin reseptörlerinde bir azalma ile ilgili olabilir.
lBir çok vakada insülin reseptörlerine karşı otoantikorlar olabilir.
l
¡DM-Semptomatoloji
¡Glikozüri,
¡Polifaji, polidipsi,  polüri
¡Dehidratasyon, sıvı-elektrolit dengesizliği,
¡Bulanık görme (Hiperozmolar sıvının lensi etkilemesine bağlı)
¡Parestezi, polinöropati (kronik hipergliseminin nörotoksik etkisine bağlı)
¡Halsizlik ve kronik yorgunluk hissi,
¡
¡Pururitis (deride sürekli kaşınma,)
¡Yara iyileşmesinin gecikmesi,
¡Kronik kandidiyaz (özellikle vulvovajinitis şeklinde),
¡Erkekte empotans,
¡Yüksek doğum ağırlıklı çocuk doğurma  (gebelikte hiperglisemi fetal dokularda aşırı gelişmelere neden olur)
¡Ketoasidoz, koma, hipovolemi ve şok
¡DM’da teşhis metodları
¡AKŞ bakılır (en az sekiz saat) Diabetes mellitusta AKŞ 120 mg/dl üzerindedir.
¡
¡AKŞ=110-126 arası ise glikoz tolerans testi (GTT) yapılmalıdır.
¡
¡TKŞ =140-199 ise bu da bozulmuş açlık glisemisidir. GTT yapılmalıdır.
¡
¡Kan şekeri herhangi bir ölçümde (aç-tok) 200’ün üzerindeyse DM teşhisi kesin olarak konulur.
¡
¡Glikoz tolerans testi (GTT)
¡Oral yolla 1 gr/kg. glikoz verilikten sonra 2 saat içinde kan seviyesi normale dönmelidir.
¡
lNormale dönme olmaz ve 140 mg/dl’nin üzerinde seyrederse ve bu yüksek değer 4–6 saat devam ederse GTT (+) denir.
¡
¡Bu durum insülin sekresyonunun normal olmadığına işaret eder.
¡Diğer semptomlar
¡HbA1c (Glikolize Hb): 6 g/dl üzerinde ise kontrolsüz DM düşünülür.
¡
¡İdrarda şeker pozitif olacaktır.
¡
¡Tip 1 DM hastalarının ilk teşhisi sıklıkla ketoasidoz komasında iken konulur. Bu durumda metabolik asidozun bütün belirtileri göze çarpar.
¡Diabet komplikasyonları
¡
¡Ateroskleroz,  hipertansiyon, kardiyak bozukluklar (MI’na varan patolojik durumlar)
¡Retinopati, katarakt
¡Nefropati (Kronik böbrek yetmezliğine kadar varan tablo)
¡Nöropati,
¡Yara iyileşmesinde gecikme,
¡Enfeksiyon sıklığı.
¡Ketoasidoz koması,
¡Hipoglisemi
¡Pankreastan insülin salgılayan tümörler (adenom, insilünoma),
¡Bazı hormonaktif nöroendokrin tümörler (Barsak ve bronş karsinoid tümörleri gibi)
¡DM tedavisinde aşırı doz insülin kullanımı
¡Hormonal bozukluklar
lGrowth hormon eksikliği
lKortizol eksikliği
lACTH eksikliği
lGlukagon eksikliği
lEpinefrin eksikliği
¡
¡Hipoglisemi koması
¡Hipoglisemiden beyin dokusu çok etkilenir.
lKan şekerinin 60 mg/dl altına düştüğünde  MSS eksitabilitesi artar,
lTitreme, soğuk terleme, taşikardi (sempatik aktivasyon bulguları) tipik bulgulardır.
¡
¡Glikoz düzeyi 20-50 mg/dl düzeylerinde
lBilinç kaybı (stupor) ortaya çıkar.
lDaha sonra MSS hipoeksitable, koma ve arkasından ölüm meydana gelir.
l
¡
¡

Bir Cevap Yazın