Sindirim Sistemi Fizyolojisi 1

Dosyayı isterseniz görüntüleyebilir isterseniz indirebilirsiniz.


GoogleDocs üzerinden indirmek için : İndir–Açılan sayfadan indirebilirsiniz–

Önizleme ;

 

  • Sindirim kanalı
  • Ağız
  • Farinks
  • Özofagus
  • Mide
  • İnce barsaklar
  • kalın barsaklar
  • Yardımcı yapılar
  • Dişler
  • Tükrük bezleri
  • Karaciğer
  • Pankreas
  • Safra kesesi
  • Sindirim salgıları
  • Sindirim sisteminin temel aktiviteleri
  • Hareket (Motilite)
  • Sekresyon
  • Sindirim
  • Emilim (absorbsiyon)
  • Sindirim sisteminin yapısı:
Gastrointestinal  kanalın dışatan içe doğru yapısı
  • Seroza (adventitia) özofagus ve distal rektum hariç dış yüzü ise seroza ile örtülüdür.
  • Düz kas tabakası(muskularis eksterna)
  • Lomgitudinal
  • Sirküler
  • Submukoza
  • Mukoza
  • Muskularis mukoza
  • Lamina propria
  • Epitel tabakası
  • Gastrointestinal kanal fonksiyonunun kontrolü
    1. Enterik sinir sistemi
  • Meissner pleksusu Sindirim sisteminin salgı fonksiyonunu düzenler.
  • Auerbach peksusu Sindirim sistemindeki kasların çalışması ve motiliteyi düzenler.
  • Enterik sinir sistemi
  • Duysal nöron , Ara nöron, Motor nöronları içerir.
  • Duysal nöronlar:
  • Mekanik, (Kastaki duysal reseptörler gerimi algılar)
  • Termal,
  • ozmotik
  • kimyasal uyarana duyarlı bilgileri taşır.
  • aside, glikoza ve aminoasitlere duyarlıdır
  • Motor nöronlar: Gastrointestinal motiliteyi, sekresyonu ve absorbsiyonu kontrol eder.
  • Bu fonksiyonlar için motor nöronlar direkt
  • Düz kasları
  • Sekretuar hücreleri ve
  • Gastrointestinal endokrin hücreleri etkiler.
  • Enterik sinir sisteminden salınan nörotransmitterler
  • 1-Postganglionik prasempatik sinirler (Asetil kolin (ACh),
  • 2-Norepinefrin
  • 3- Diğerleri,
  • VİP sekrete eden inhibitör sinirler.
  • ATP,
  • P maddesi,
  • enkefalinler,
  • seratonin (5-HT),
  • Somatostatin, gastrin serbestleştirici peptid(GRP),
  • nörotensin ve nitrik oksit(NO)
  • Gastrointestinal sistemde refleks kontroller
  • Lokal refleksler
  • Tümüyle enterik sinir sistemi içinde oluşan reflekslerdir.
  • Bunların içinde, gastrointestinal salgıyı, peristaltizmi, karıştırıcı nitelikteki hareketleri ve lokal inhibitör etkileri kontrol eden refleksleri sayabiliriz.
  • Kısa refleksler
  • Mideden başlayan ve kolonun boşalmasına neden olan sinyaller (gastrokolik refleks),
  • Kolon ve ince barsaklardan kaynaklanan, midenin hareket ve salgılarını inhibe eden sinyaller (enterogastrik refleks)
  • Kolondan başlayan, ileum içeriğinin kolona boşalmasını inhibe eder sinyaller gibi (kolonoileal refleks).
  • Uzun refleksler
  • Tüm gastrointestinal kanalda genel bir inhibisyon yapan ağrı refleksleri;
  • Defekasyon için gerekli olan, kolon, rektum ve abdominal kaslarda güçlü kasılmalar yapan defekasyon refleksleri bulunmaktadır
  • 2.Ekstrensek innervasyon
  • A.Sempatik uyarı:
  • T5-L2segmentinden çıkar
  • Çöliak, hipogastrik
  • Süperior ve inferior mezenterik
  • Asetilkolin salınımını inhibe eder.
  • Sfinkterlerde kasılma oluşturur.
  • Kan damarlarını innerve ederek, vazokonstriksiyona neden olur
  • B.Parasempatik uyarı:
  • Kranialàn.vagus
  • Sakrakà Pelvik sinirlerden parasempatik lifler alır.
  • Barsak mukozasındaki
  • irritasyonlar,
  • aşırı distansiyon,
  • kimyasal faktörler
  • ve iskemi vagal reflekslerin doğmasına sebep olurlar.
  • Gastrointestinal sistem içindeki en önemli hormonlar
  • Gastrin:
  • Midenin antrumunda bulunan G hücrelerinden sentezlenir ve mide hareketlerini ve asit salgısını uyarır. G34 , G17, G14 gibi subgrupları vardır.
  • Postganglionik vagal liflerden salgılanan gastrin serbesleştirici peptid (GRP) ile salgısı uyarılır.
  • Mide protein yıkım ürünleri, özellikle amino asitlerin varlığı (Fenilalanin ve triptofan) gastrin salgısını artırır.
  • Sekretin
  • Duodenumun üst kısmından bulunan S hücrelerinden salgılanır ve
  • pankreasın bikarbonattan zengin sıvı salgısını uyarır.
  • Mide boşalmasını geciktirir
  • Kolesistokinin
  • Duodenum ve jejunumda bulunan I hücreleri tarafından salgılanır. Kolesistokininin aktivitesi çok yönlüdür.
  CCK4, CCK8, CCK12 gibi subgrubları vardır.
  • Safra kesesinin kontraksiyonunu sağlamak.
  • Pankreasın enzim salgısını uyarmak
  • Mide boşalmasını engellemek
  • Pankreasın endokrin (hormon) salgısını uyarmak.
  • Doyma merkezini uyararak , besin alımını ayarlamak.
  • Sekretinin etkisini artırmak.
 
  • Gastrik inhibitör peptid(GIP):
  • Duodenum ve jejunum mukozasında bulunan K hücreleri tarafından salgılanır.
  • Mide hareketlerini yavaşlatır, ve dolayısı ile boşalmasını engeller Genelde yağlar tarafından uyarılır.
  • Vasoaktif intestinal polipeptid(VIP) ve Nitrik oksit (NO):Her ikiside nörotransmitter gibi fonksiyon görürler.Düz kas gevşetici rolleri vardır
  • Somatostain: pankreas langerhans adacıklarındaki D hücrelerinden ve gastrointestinal mukozadaki benzer D hücreleri tarafından sentezlendiği bulunmuştur.
  • İnhibitör bir hormondur.
  • Mide hareketlerini durdurur,asit salgısını azaltır,safra boşalmasını önler, barsaklardan emilimi , gastrin ve kolesistokinin salınımını inhibe eder
  • Motilin: Duodenum mukozasından salgılanır. Barsak düz kaslarının kasılmasına neden olur ve sindirim arası motiliteyi düzenleyerek barsağı bir sonraki öğüne hazırlar.
  • Nörotensin: İleum mukozasından salgılanır ve salgılanması yağ asitleri tarafından uyarılır. Gastrointestinal motiliteyi inhibe eder ve ileum kan akımını artırır.
  • Gastrointestinal düz kas hücrelerinin elektrofizyolojisi
  • Kas lifleri arasında “Gap juntion” bulunur Bunlar düşük dirençlidir ve iyonların kolayca hareketine izin verir.
  • Sindirim kanalı düz kaslarında iki tip elektriksel aktivite görülür.
  • 1.   Yavaş dalgalar
  • 2. Spike’ lar (sivri potansiyeller)
  • Yavaş dalgalar:
  • Gastrointestinal sistemdeki yavaş dalgalar Temel elektriksel ritm den kaynaklanır.
  • Gastrointestinal düz kas hücrelerinin istirahat membran potansiyeli –45 ile –65 mV arasında değişen ritmik dalgalanmalar gösterir buna Temel elektriksel ritm denir.
  • Temel elektriksel ritmi oluşturan hücreler mide ve barsaklarda miyenterik pleksus yakınında,
  • kolonda ise submukozal pleksusa yakın bulunur.
  • Yavaş dalgaların sıklığı dakikada;
  • midede 3,
  • duodenumda 12
  • ileumda 8-9 arasında değişir.
  • Yavaş dalgalar aksiyon potansiyeli değildir, kendileri kasılma oluşturmazlar spike potansiyellerin oluşumunu kontrol ederek kas kasılmalarını koordine ve senkronize ederler.
  • Spike potansiyeller: Düz kasın enterik sinir sistemi nöronlarından serbestlenen bir nörotransmittere maruz kalmaları sırasında yavaş dalgaların üzerinde oluşurlar.
  • Nörotransmitterler lokal bir uyarana cevap olarak salgılanırlar.
  • Spike oluşması için membran potansiyelin – 40 tan daha az negatif olması gerekir.
  • Bu hızlı dalgaların uyarıcıları,
  • düz kasta gerilme,
  • kimyasal irritasyon
  • ve asetil kolin salınımı ile olmaktadır.
  • GİS kan akımı
  • GİS damarlarının oluşturduğu sisteme “Portal dolaşım” denir.
  • Karaciğerden çıkan venöz kan hepatik ven aracılığı ile Vena Kava yolu ile sağ kalbe taşınır.
  • Yağlar ise barsak lenfatikleri ile emilerek torasik lenf kanalı (Ductus torasikus) yoluyla kana aktarılırlar.
  • GİS kan akımının düzenlenmesi
  • Sindirim sisteminde kan akımı, artan motor ve sekretuar aktiviteyi takiben emilim başladığında 8-10 kat artış gösterebilir.
Mukozadan kaynaklanan vazodilatör maddelerin (hormonlar) salınımının artması, bunlar;
  • Kolesistokinin,
  • Sekretin,
  • VİP, (kolinerjik liflerden salınır, ach salınımını arttırır, tükrük ve mide salgılarını artrır)
  • Gastrin,
  • Bradikinin ve kallidin (GİS bezleriniden salınır)
  • Adenozin (GİS’de geçici hipoksi adenozin salınımını uyarır)
  • Tükrük salgısı
Sindirim ağızda başlar ve ağızda sindirim en önemli bileşeni tükrüktür.
Tükrük bezleri : İnsanlarda tükrük oluşturan başlıca üç çift bez bulunur.
  • Parotis,
  • Submandibuler bezler
  • Sublingual bezler.
Günlük tükrük miktarı ortalama 1,5 litre kadardır ve PH’ı   6.2 – 7.4  arasındadır.
  • Parotis bezleri
  • Yetişkinlerde her biri 20- 30 gr ağırlığındadır.
  • Salgılarını boşalttığı kanala “Stenon kanalı” adı verilir.
  • Günlük tükrük miktarının % 25’ ini oluşturur.
  • Parasempatik innervasuonu N glossofaringeus (9 CN)
  • Submandibular bezler
  • Her biri 8 – 10 gr ağırlığındadır.
  • Salgısını boşalttığı kanala Warton kanalı denir.
  • Günlük tükrük salgısının % 70’ ini oluşturur.
  • Parasempatik innervasyonu; N Fasiyalis (7 CN ile olmaktadır.
  • Sublingual bezler
  • Her birinin ağırlığı 2-3 gr kadardır.
  • Salgısını boşalttığı kanala Bartholin kanalı denir.
  • Tükrük salgısının % 5’ ini oluşturur.
  • Parasempatik innervasyonu;N Fasiyalis (7 CN)
  • Tükrük salınımının düzenlenmesi
  • Tükrük bezlerinin parasempatik çekirdekleri (merkezi) beyin sapındaki N.Salivatoryus inferior ve superiordur.
Bu merkez iki yolla uyarılarak bezlerden tükrük salınımını başlatır:
  • 1) Sefalik faz; besinin kokusu, görülmesi veya düşünülmesi,
  • 2) Ağızdaki besinin dokunması ve tadının reseptörlerce alınması.
  • Parasempatik uyarı organik içeriği az, bol sulu tükrük salgılatır.
  • Sempatik uyarı ise organik içeriği zengin fakat az tükrük salgısı oluşturur.
  • Tükrük içeriği
  • Tükrük Na, K+, CL , HCO3, Ca gibi iyonlar ile
  • müsin,
  • Pityalin(a-amilaz),
  • linguinal lipaz,
  • Laktoferrin,
  • lizozim,
  • karbonik anhidraz,
  • amino asitler,
  • üre,
  • albumin,
  • immunglobulin A
  • ABO kan grubu antijenleri içerir.
  • Tükrük salgısının faydaları
  1. Sindirim enzimlerinin besinlerle etkileşimini sağlar.
2.Besin maddelerine kayganlık ve yapışkanlık sağlayarak yutmayı kolaylaştırır.
3.Ağız ve diş sağlığına yardımcı olur. Doğuşta tükrük salgısı olmayanlarda (kserostomi) diş çürükleri daha çok görülür.
4.Tad goncalarını uyaran moleküller için çözücü olarak hizmet eder.
5.Dudak dilin hareketlerini kolaylaştırarak konuşmaya yardımcı olur.
6.Nişasta ve yağ sindirimini başlatır.
  • DİŞLER
  Her biri çenede 4 incisiv, 2 canis, 4 premoler ve 6 molar olmak üzere 16 diş bulunur.
  Ön dişler arasında 22,5 – 45 kg,
  Azı dişler arasında 75 – 90 kg lık bir kapanma gücü vardır.
  • Mine
  • Dentin
  • Sement
  • Pulpa
  • Dentin
  • Kemiktekine benzer fakat ondan daha yoğun hidroksiapatit kristallerinden oluşur.
  • Kemikten farklı olarak dentinde osteosit, osteoblast, osteoklast, kandamarları ve sinir bulunmaz.
  • Pulpaya bakan yüzeydeki odontoblast adı verilen hücre tabakasından depolanma ve beslenme sağlanır.
  • Mine
  • Dişin dış yüzü diş çıkmadan önce ameloblast denilen özel epitel hücreleri tarafından mine tabakasıyla kaplanır.
  • Diş çıktıktan sonra artık mine oluşmaz.
  • Mine geniş ve yoğun hidroksiapatit kristalleri ile erimeyem fiziksel bir yapıya sahiptir.
  • Sement
  • Diş çukurunu kaplayan peridontal membran tarafından salgılanan kemiksi bir maddedir.
  • Dişler bir yük altında kalırsa sement tabakası kalınlaşmaktadır.
  • Sement erişkin ve ileri yaşlarda dişlerin daha düzgün bir şekilde çene kemiğine yerleşmesini sağlar
  • Pulpa
  • Dişlerin içi,sinir lifleri,kan damarları ve lenfatiklerle donatılmış pulpa ile doludur.
  • Dentin geliştikçe pulpa boşluğu küçülür.
  • Daha sonra dentin gelişimini tamamlayınca pulpanın hacmi sabit kalır.
  • Pulpa dişin beslenme ve hassasiyetini sağlayan önemli bir bölümdür.
  • Dişlerin gelişmesinde metabolik faktörler
Dişlerin gelişme hızları ve çıkışlarını
   Tiroit ve Büyüme hormonu hızlandırır.
Dişlerde tuz depolanması etkileyen faktörler
  • Diyette kalsiyum ve fosfatın bulunması
  • D vitamininin varlığı
  • Paratiroit sekresyonu
  • Dişlerde mineral değişimi
  • En hızlı mineral değişimi sementtedir.ve çene kemiği ile aynıdır.
  • Dentinde mineral değişimi kemiğin 1/3 üdür.
  • Minede mineral değişimi son derece yavaştır
  Bu yüzden minenin mineral içeriğinin   çoğu yaşam boyu sabit kalır ve mineral   değişimi tükrük ile olmaktadır.
  • ÇİĞNEME
  Çiğneme yanak kasları, dudaklar, çene kasları ve dil tarafından gerçekleştirilen bir olaydır. Çiğneme istemi başlayan ve reflex olarak devam eden bir olaydır.
  • Reflex merkezi> bulbus ve ponstadır
  • Afferentleri > n.glossopharingeus ve trigeminus ile gelir.
  • Efferentleri > n.fasialis, n.trigeminus ve n.hypoglossus’ tur.  
  • Çiğneme mekanizması
  • Çiğnemenin sindirime faydası
  • Çiğneme sayesinde tad tomurcukları stimüle olur.
  • Açığa çıkan kokular koku epitelini ve reseptörlerini stimüle eder. Bu şekilde yeme duyusu uyandığından önemli fonksiyona sahiptir.
  • Çiğneme ile reflex olarak tükrük salınımı stimule edilir. Besinler tükrük ile karıştırılır ve yumuşatılır.
  • Yutma
  • İstemli olarak başlar ve reflex olarak devam eden bir olaydır.
  • Yutma merkezi> medulla ablongata
  • Afferentleri > n.trigeminal, n.glossofaringeal ve n.vagus’tur.
  • Efferentleri >n. trigeminus, n. facialis, n. glessofaringeus, n. vagus, n. aksesorius ve n. hypoglossus
  • Yutmanın fazları
1-Oral faz: Yutmanın istemli fazıdır. Dilin yükselerek sert damağa yapışması ve lokmayı farinkse doğru itmesi ile başlar.
  • 2-Faringeal faz (istemsiz)
  • Lokmanın farinkse itildiği andan itibaren yutmanın istemsiz reflex fazı başlamış olur.
  • yumuşak damak yukarı kalkar, ses telleri ve epiglottis larinksi kapatır, besinin trakeaya geçişi engellenir.
  • Üst özofagus sfinkteri gevşer, farinks kasları kasılır ve dar bir yarıktan yiyecekler özofagusa itilir (2 sn’den daha az sürer), bu dönemde solunum duraklar.
  • 3.Özefagus fazı:
  • Lokma özefagusa gelir gelmez bir peristaltik dalga oluşturur ve lokma mideye doğru sevk edilir.
  • Peristaltik dalga mideye 8 – 10 sn.de ulaşır. Lokma ise 5 – 6 sn.de yerçekiminin de etkisi ile mideye ulaşır.
  • Yutmanın fazları
  • ÖZOFAGUS
  25-30cm uzunluğunda kastan yapılı tüptür.
  • Farinks ve özefagusun 1/3 üst bölümü çizgili kaslardan yapılıdır.
  • Vagus ve glassofaringeus sinirleri ile uyarılır.
  • Diğer kısımları ise düz kaslardan oluşur ve vagus siniri ile enterik sinir plexsusları tarafından uyarılır.
  • Kardio-Özofagial sfinkter
  • Özefagus alt ucunda mide ile birleştiği noktanın 2,5 cm üstünde yer alan sirküler kaslar kardio-özefagial sfinkteri oluşturur.
  • Normalde kasılı durumdadır ve mide içeriğinin özefagusa geri kaçmasını (Reflü) önler.
  • Özefagus sekresyonları mukoid karakterdedir ve özefagus boyunca bol miktarda müköz bez bulunur.
  • Mide
  • Midenin Fonksiyonları
1- Çok miktarda besinin depo edilmesi
2-Besinlerin kimus adı verilen yarı sıvı hale gelinceye kadar gastrik sekresyonlarla karıştırılması
3- İnce barsaklarda sindirim ve absorbsiyon için yeterli süreyi sağlamak amacıyla besinlerin yavaş bir şekilde mideden ince barsağa boşaltılmasıdır. Midenin boşalması 3-4 saat sürmektedir.
  • Mide motilitesi
  • Midede üst ve orta kısımlardan başlayan 20 sn’de bir gelen birinci grup ritmik dalgalar zayıftır ve boşalmadan çok karıştırmaya yöneliktir.
  • Mide motilitesi
  • Boşalmayı sağlayan daha güçlü ikinci grup dalgalar (spike potansiyeller) antrumda gelişir ve bunlar karıştrıcı dalgalardan altı kez daha güçlüdür.
  • Antral peristaltizmin şiddeti boşalmanın hızını belirler.
  • Her güçlü dalga pilordan 5-10 ml kimusu duodenuma iter.
  • MİDENİN BOŞALMASININ DÜZENLENMESİ
  • Mide boşalmasının hızı mide ve duodenumdan gelen refleks impulslar tarafından düzenlenir.
  • Bu sinyaller kimusun duodenuma boşalma hızının, ince barsaktaki sindirim ve emilim işlemlerinin hızından daha fazla olmasının önlerler.
  • Mide boşalmasını hızlandıran faktörler
  • Midedeki besin hacmindeki artış, mide duvarında gerilmeye (distansiyon) neden olur.
  • Buna bağlı olarak Ach salınımı artar ve miyenterik refleks doğar ve midenin motor hareketleri artış pilor sfinkterinde bir miktar gevşeme meydana gelir.
  • Ayrıca bu refleks ile Diyette protein (başlıca et ve ürünleri) içeriğinin fazla olması antrum mukozasından Gastrin salınımını uyarır.
  • Gastrin midede HCl salınımını uyarırken aynı zamanda motilite artışına da neden olur, pH’nın 2’nin altına inmesi gastrin salınımını inhibe eder.
  • Mide boşalmasını yavaşlatan faktörler
1-Entero-gastrik refleks:
  • Kimusun duodenuma geçişiyle duodenumdan başlayan ve mide boşalmasını inhibe eden reflekslerdir.
Bu refleksin uyarıcıları
  • Duodenumun gerilmesi ve irritasyonu
  • Kimus pH’sının 3’ün altına düşmesi
  • Kimusun ozmolaritesi; özellikle hipertonik kimus duodenumda inhibitör refleksi doğurur.
  • Kimusta fazla protein varlığı,
  • 2- Hormonal faktörler (hormonal feed-back)
  • Kimusta özellikle yağların yüksek oranlarda olması duodenum mukozasından kolesistokinin salınımını uyarır.
  • Boşalmayı yavaşlatan en güçlü hormonal faktör kolesistokinindir.
  • Kimustaki asitlerin yüksekliği duodenal mukozadan sekretin salınımını uyarır.
  • Sekretin hem mide boşalmasını yavaşlatır, hem de pankreastan bikarbonattan zengin bir sekresyonu başlatır.
  • Gastrik mukozal bariyer
  • Mide iç yüzeyini pepsin, HCl ve diğer irritan faktörlerden koruyan bariyerdir.
  • Mukus sekresyonu
  • Hızlı hücre yenilenmesi,
  • Hücreler arısı sıkı bağlantılar (Tight junction)
  • Yüzey epitelinden HCO3 sekresyonu
  • “Helikobakter Pilori” isimli bir bakteri gastrik mukozal bariyeri bozarak ülserin en önemli sebebi olduğu bulunmuştur..
  • Açlık Kontraksiyonları
  • Bunlar midenin korpus kısmından başlayan ve ilerleyen motor kompleks (MMC) olarak adlandırılan dalgalarıdır,
  • MMC’ ler motilin ile başlatılır anal yönde 5cm/dk hızında ilerleyen dalgalardır. Yaklaşık 90 dk aralıklarla tekrarlar
  • Kan şekerinin düşmesi açlık kramplarını artrır. Açlık kontraksiyonları 12–24 saatlik bir açlıktan sonra sancı şeklini alır
  • çok şiddetli kasılmalarda 2–3 dakika içinde mide tetani (kramp) şeklini alabilir.
  • 3-4 gün süre içinde en şiddetli seviyeye çıkar ve dayanılmaz bir hal alır.
  • Açlık devam ettiğinde daha sonra yavaş yavaş kaybolur.
  • Açlık kontraksiyonları kişiyi yemek yemeye zorlayan bir faktördür.
  • Yemek yenilince motilin salgısı baskılanır ve MMCler durur.
  • Mide Sekresyonları
1- Oksintik (gastrik) bezler : Oksintik bezler midenin % 80’ ini oluşturan korpus ve fundusta bulunur.
   1- Boyun hücreleri : Müküs ve bir miktarda pepsinojen salgılarlar.
   2- Peptid (esas) hücreler  : Büyük miktarda pepsinojen salgılarlar.
  Pepsinin optimal PH’ sı 1,8 – 3,5 tir. Pepsin PH 5 den sonra etki göstermez.
  3- Parietal (oksintik) hücreler : HCL ve intrensek faktör salgılarlar.
  • Mideden asit sekresyonunun mekanizması
  • Pariyetal hücrede CO2 ile H2O arasında karbonik anhidraz aracılığı ile H2CO3 (Karbonik asit) oluşur.
  • Karbonik asit daha sonra H+ ve  HCO3 iyonlarına ayrılır.
  • Apikal membrandan H+, H-K ATPaz ile (hidrojen pompası) lümene pompalanır.
  • HCO3 iyonları ise bazolateral membranda Cl iyonları ile zıt taşınma (Cl-HCO3) ile interstisyuma ve oradan kana taşınır.
  • Asit salgısı
  • HCl Salgılanması
  • Asit salgısı
  • Paryetal hücreler reseptörleri
  • Histamin, H2 reseptörleri aracılığı ile
  • Asetilkolin, M3 muskarinik reseptörler aracılığı ile,
  • Gastrin.
  • H2 reseptöpleri etkilerini Gs proteini aracılığı ile cAMP miktarını artırarak gösterirken
  • Muskarinik ve gastrin reseptörleri Fosfolipaz C yi aktive ederek, hücre içi Ca++ miktarını artırarak etki ederler.
Peptik ülser tedavisinda kullanılan,
  • Omeprazol, H+ pompasını inhibe ederek,
  • H2 reseptör bolkerleri de (ranitidin, simetidin) hisaminin etkisini baskılayarak HCL asit salınımını azaltırlar.
  • Prostaglandin E2 ise Gi proteinini etkinleştirerek cAMP miktarını azaltmak suretiyle asit salgısını inhibe eder.
  • Midenin Diğer Enzimleri
  Mide de az miktarda
  • Gastrik lipaz, (tribütiraz) yalnızca tereyağına
  • Gastrik amilaz, nişasta üzerine
  • Jeletinaz enzimleri de, etlerdeki proteoglikanlara etki göstermektedir.
  Mide lipazının optimal etkinliği pH 4–6 arasındadır.
  Ortamın pH’ ı 4 ün altına inince etkisini kaybeder. Bu nedenle mide lipazını yağ sindirimindeki etkisi çok azdır.  
  • Mide Salgılarının Uyarılması
  • Mide Salgılarının Uyarılması
  • Mide salgıları 3 fazda uyarılır.
  • a) Sefalik faz % 20
  • b) Gastrik faz % 70
  • c) İntestinal faz % 10
  • Sefalik faz
  • Açlık, iştah, besini, görme, kokusunu alma, çiğneme ve hatta düşünme mide sekresyonlarını başlatır.
  • Sekresyonları başlatan nöronal sinyaller
  • vagus siniri yoluyla antruma gelen lifler, gastrin serbesleştirici peptid (GRP) salgılayarak antrumdan gastrin salgılanmasını artırır.
  • Diğer vagal lifler, corpus ve fundustaki bez hücreleri üzerine doğrudan etki ederek asit ve pepsin salgısını artır.
  • The Cephalic phase of Gastric Secretion
  • Gastrik faz :
  • Lokma mideye eriştiği zaman mukozada bulunan reseptörler, gerilme ve sindirim ürünlerinin oluşturduğu kimyasal uyarılara yanıt verirler.
  • Reseptörlerden gelen lifler, lokal enterik refleksler ile ve gastrin ve HCl salınımını uyarır.
  • Salgı en fazla bu safhada olmaktadır. Mide salgıları gıda midede kaldığı sürece devam eder.
  • The Gastric phase of Gastric Secretion
  • İntestinal faz :
  • Kimusun duodenumun girmesi az da gastrin salgılatarak mide salgılarını uyarır.
  • Ancak ince barsaklar eksitatör olmaktan çok inhibitördür.
  • The intestinal phase of Gastric Secretion
  • Kusma
  • Ağrı, mide mukozasının irritasyonu ve vestibüler organın harekle uyarılması vb pek çok uyarının sonucu meydana gelir.
  • Terleme, yüz renginin solması, pupillanın dilatasyonu, ağızda tükrüğün artması, solunumun hızlanması ve taşikardi meydana gelir.
  • Derin bir inspirasyonla glottis ve yumuşak damak trekea ve burun arka deliklerini kapatır.
  • Özefagus ve mide gevşer. Bu sırada karın kasları güçlü bir şekilde kasılır. Oluşan basınç mide içeriğini dışarı atar.
  • Kusma olayı medulla oblangatadaki kusma merkezinin kontrolü altındadır.
  • Pankreas
  • Pankreas
  • Ekzokrin salgının iki bileşeni vardır.
  • 1.HCO3 dan zengin olan ve duodenumdaki kimusu nötralize eden sıvı bileşeni.
  • 2.Karbonhidratlar, yağlar ve proteinleri sindiren enzim kısmı.
  • Pankreas sıvısının sekresyonu parasempatik aktivite ile uyarılır.
  • Sempatik aktivite ile inhibe edilir.
  • Pankreas ekzokrin salgısı 1,5-2 litredir.
  • Pankreas Na+, K+ konsantrasyonları plazmaya benzerdir.
  • HCO3- ve Cl- en önemli anyonlarıdır.
  • Pankreas sıvısı alkali bir sıvıdır.(plazmada HCO3- 24 mEq/L, pankreas sıvısında 113 mEq/L’dir.). pH= 7- 8 dir.
  • Pankreas sıvı oluşumunda en önemli uyaran sekretin dir.
  • Pankreas enzimleri
  Karbonhidratlara etkili
  • Pankreatik amilaz, Selüloz dışındaki karbonhidratları disakkaritlere indirger
Yağlara etkili
  • Triaçil gliserol hidrolaz,
  • Kolesterol ester hidrolaz ve
  • Fosfolipaz A2 dir
Pankreatik sıvı nükleik asitleri parçalayan nükleazlar da içerir.
  • Proteinlere etkili enzimler
  • Tripsinojen
  • Kimotripsinojen
  • Proelastaz
  • Prokarboksipeptidaz
Tripsinojen àEnterokinaz(duodenum)àTripsin
TripsinàKimotripsin, Karboksipeptidaz, Elastaz
  • Tripsin
  • Pankreas sıvısı sekresyonunun kontrolu Sefalik faz:
  • Yiyeceğin tadılması, görülmesi, koklanması ve hatta düşünülmesi, pankreas sekresyonlarını başlatır.
  • Sekresyonları başlatan nöronal sinyaller serebral kortexten başlayarak vagus siniri yoluyla antrumda gastrin serbestlenmesine neden olur.
  • Buda pankreası ekzokrin sekresyon için uyarır.
  • Ayrıca vagusun efferent dallarından salgılanan asetilkolin, fosfolipaz C aracılığı ile pankreastan enzim yoğun sıvı (CCK gibi) salgılanmasına yol açar
  • Gastrik faz:
  • Besinlerin antrum üzerine kimyasal etkisi, midenin gerilimi lokal enterik reflexlerler ile gastrin salınımını uyarır.
  • Gastrin kan yoluyla pankreasa ulaşıp enzim sekresyonuna neden olur.
  • Mide gerimi aynı zamanda vazovagal reflekslerle pankreastan HCO3- ve enzim sekresyonunu uyarır.
  • İntestinal faz:
  • Duodenuma geçen asit kimus duodenal mukozayı uyarır H+ iyonlarındaki artış sekretin salınımına neden olur.
  • Karbonhidrat, yağ ve protein ürünleri duodenumdan kolesistokinin salınımına neden olur
  • Sekretim kanal hücrelerindeki etkisini, hücre içi cAMP düzeyindeki atışa neden olarak gerçekleştirir.
  • Kolesistokinin ise enzimden zengin pankreas sıvısı salınımına neden olur ve etkisini fosfolipaz C aracılığı ile gerçekleştirir.
  • Pankreas sekresyonunun büyük kısmı intestinal fazda gerçekleşir.
  • İNCE BARSAKLAR
  • Duodenum,
  • jejunum
  • İleum olmak üzere 3 bölüme ayrılır.
  • Her ne kadar arada kesin bir sınır olmasa da, ince barsağın duodenumun altındaki %40 lık üst bölümü jejunum, daha alttaki %60 lık ileum olarak adlandırılır.
  • İnce barsakların içeriğini
  • Mideden gelen kimus
  • Mukoza hücrelerinin sekresyonları
  • Pankreas sıvısı
  • Safra karışımı oluşturur.
  • Sindirim ürünleri ile beraber vitamin ve sıvıların büyük çoğunluğu burada emilir.
  • İnce barsağın absorbsiyon yüzeyi villuslar ve mikrovilluslar sayesinde yaklaşık 600 kat artar ve 300 m2 yi bulur.
  • İnce barsak enterositlerinin ortalama yaşam süresi 2–5 gündür.
  • İnsanda bir günde dökülen hücre miktarı 17 milyar olarak hesaplanmıştır ve bu yolla salgılanan (atılan) protein miktarı da yaklaşık 30g/gün dür.
  • Mukoza hücreleri midede de hızla dökülür ve yenilenir.
  • İnce Barsak Hareketleri- Segmenter kontraksiyonlar
  • Kimus incebarsak boyunca ilerledikçe yaklaşık 1 cm aralıklarla bu daralmalar görülür.
  • Segmentasyon hareketi
      duodenum ve jejunumda 8 – 12/dk   ileumda ise 8 – 9 /dk
  • Segmentasyon hareketleri asıl olarak karıştırıcı olmakla birlikte az da olsa ileoçekal yönde ilerleyici özelliği de vardır.
  • Peristaltik kontraksiyonları
  • İnce barsakta lokal bir distansiyon inici bir nöronu uyararak VİP veya NO salgılar. Bu da gerilmenin önündeki segmentin gevşemesine neden olur.
  • Barsağın distansiyon yapan kısmının üstündeki kasılmayı metenkefalin veya supstans p salgılayan nöronlar yapmaktadır.
  • Sonuçta distansiyon bölgesindeki kimus ileri doğru hareket ettirilir.
  • İlerleyen kimus yeni bir segmentte distansiyona sebep olur.
  • Peristaltik kontraksiyonlar
  • İlerleyen barsak hareketleridir. İncebarsakta proksimalde daha hızlı terminalde daha yavaş hareket olur.
  • Anal yönde 0,5- 2 cm/sn bir hızla hareket ederler. 5-10 cm sonra sönerler.
  • Barsaktaki kimusun net hareketi ise 1 cm/dk dır. Kimus pilordan ileo çekal valve 3-5 saatte ulaşır.
  • Barsak hareketlerinin kontrolü
  • Kimus duoenuma girdiği zaman myenterik pleksusta oluşan gastroenterik reflex nedeniyle peristaltik dalgalar başlar.
  • Bundan başka gastrin, kolesirtokinin, insulin ve serotonin de barsak hareketlerini uyarıcı hormonlardır.
  • Sekretin ve glukogon barsak hareketlerini inhibe ederler.
  • Kişi yemek yediğinde oluşan gastroenterik reflex, ileumdaki peristaltik hareketleri şiddetlendirir, ve kimusun ileoçekal kapaktan geçmesini sağlar.
  • Yayılan motor hareket
  • Gece yada açlıkta oluşan bu dalgalar 1,5-2 saatte bir oluşur. Bu yayılan peristaltik dalga mideden başlayarak ince barsaktan kolona kadar ilerler. Böylece mide ve ince barsağın tamamıyla boşalmasını sağlar.
  • Bu hareketin oluşmasında duodenumdan salgılanan motilinin önemli bir rolü vardır
  • Mide asiti motilin salgılatan en önemli uyaranlardan biridir.
  • Villusların hareketi
  • Mukozanın altındaki muskularis mukoza, mukozadaki kıvrımları arttırabilir. Yada yeni bölgelerde kıvrım oluşturabilir.
  • Aynı zamanda villusları yukarı aşağı hareket ettirir. Villusların bu hareketi emilimi kolaylaştırır.
  • Villus hareketleri, kimus ince barsağa girdiğinde meissner pleksuslarının reflex hareketi ile düzenlenir.
  • İleoçekal kapak (Sfinkter)
  • Bu kapağın görevi kolona girmiş bulunan kimusun geri dönmesini engellemektir.
  • İleoçekal kapak ileumun kolona girişinde bulunan bir sfinkter ve çekuma uzanan çıkıntılardan meydana gelir.
  • Bu kapak kolonda basınç artınca hemen kapanır ve geri kaçışı önlerken sfinkterde ileumun yavaş boşalımını sağlar.
  Yemek yendiğinde oluşan gastro iliak reflex ileumdaki peristaltik dalgaları şiddetlendirirken ileoçekal sfinkteride gevşetir.
  Aynı zamanda mideden salgılanan gastrin hormonu da gastro iliak reflexi artırır.
  Kimus geçişinin yavaşlatılması emilimi artırıcı bir önlemdir. Günde 1500 ml kimus kolona geçer.
  • İnce Barsak Salgıları :
  • Salgı yapan iki bez bulunur. Bunlar ;
  • 1- Brunner bezleri
  • 2- Liberkühn kriptaları
  • Brunner bezleri
Bu bezler duodenumda pilor sfinkteri ile Water ampullası arasında  bulunur. Müköz salgı yaparlar. Uyarıcı etkenleri
  1. a) Vagus mide salgıları ile birlikte brunner bezlerini de uyarır.
  2. b) Sekretin
  3. c) Mukozanın irritan madde ile uyarılması
  Sempatik sinir sisteminin müköz salgıyı inhibe edici etkisi vardır.
  Sempatik aktivite durumunda mükoz salgının azalmasına bağlı duodenum asit kimusa karşı korumasız kalır ve peptik ülser oluşur.
  • Liberkühn kriptaları :
  Tüm ince barsak boyuna görülen çukurlarda bulunur. PH’ sı 7,5 – 8 arasında bir sıvı salgılar sıvı salgısı 1800 ml’ yi bulur.
  Bu sıvılar  daha sonra mikrovilluslar tarafından geri emilir. Sıvı sindirim ve emilen için sulu bir ortam yaratır.
  • İnce Barsak Enzimleri
  1. a) Peptidazlar; Peptidleri aminoasitlere parçalar
  2. b)  Disakkaridazlar
  • Sukraz, Maltaz, İsomaltaz, Laktaz
c)İntestinal lipaz;  nötral yağları gliserol ve yağ asitlerine parçalar.
üLokal olarak kimusun barsağa girmesiyle uyarılan enterik reflex barsak salgılarını ve enzimleri uyarır.
üSekretin ve kolesistokinin ince barsak salgılarıını uyarır
  • Kalın Barsaklar (KOLON)
  • Kolonun iki önemli fonksiyonu vardır.
  • 1.  Su ve elektrolitlerin emilimi
  • 2.  Sindirim artıklarını depo etmek
  • Kolonun proksimal bölümleri emilim, distal bölümleri ise depolama görevini üstlenmiştir.
  • Kalın barsak hareketleri yavaştır ve 2 tür hareket görülür.
  • 1. Karıştırıcı hareketler
  • 2. İlerletici hareketler
  • Kalın barsak
  • 1- Karıştırıcı hareketler :
  • Bu hareketler ince barsaklarda ki segmenter hareketler gibidir.
  • Tenia koliler sayesinde kalın barsakta haustrasyon adı verilen balon gibi şişmeler oluşur.
  • Bu şekilde içeriği toprağa kürekle kasılması gibi karıştırılır ve bir miktarda anüse doğru hareket ettirilir.
  • 2- İlerletici hareketler
  • Bu hareketlerde ince barsaktaki peristaltik hareketler gibidir. Ancak ince barsaklardaki kadar sık görülmez,
  • Kolonda ilk kütle hareketi sabah kahvaltı ettikten 10 – 15 dakika sonra görülür.
  • Peristaltik hareket genelde transvers kolonun ortasından başlayarak inen kolonda ilerler ve sigmoid kolona gelir. Aynı hareket 15-24 saat sonra tekrarlanır.
  • Peristaltik hareketler gastrokolik ve duodenokolik reflexlerle başlar. Reflexler myenterik plexus yoluyla kolona yayılır.
  • Ancak kolonda, ülseratif kolit gibi irritan durumlarda daimi peristaltik hareket görülür.
  • Parasempatik sistemin aşırı uyarılması da peristaltik dalgaları artırır.
  • Kalın Barsak Salgıları
  • Kalın barsakta da liberkühn kriptaları bulunur. Ancak villus yoktur. Kolonda yalnız mükoz salgı vardır. Sindirim enzimi bulunmaz.
  • Kolonun herhangi bir bölgesinin irritasyonun o bölgede bol su ve elektrolit salgısına neden olur.
  • Kalın barsakta meydana gelen emilim, daha az ve önemsizdir. İleoçekal sfinkteri geçerek kalın barsağa giren kimusun içindeki vucut için gerekli maddelerin büyük bölümü ince barsaklarda emilmiş durumdadır.
  • Kimusun geri kalan kısmı su ve elektrolitlrerde kalın barsaktan geri emilir.
  • Elektrolitler kalın barsakta aktif olarak emilir. Su ise elektrolitleri pasif olarak izler. Bir miktar folik asitde kalın barsakta emilir.
  • Günde 1500 ml kimus ileoçekal sfinkterden geçerek çekuma gelir. Su ve elektrolitlerin çoğu yükselen kolondan emilir. Feceste sadece 100 ml su kalır.
  • Kolondaki bakterilerin etkisi :
  • Kolondaki bakteriler sindirilemeyen selülozu parçalarlar
  • Bu sayede K vitamin ve B vitaminlerini sağlarlar.
  • Ayrıca karbondioksit, hidrojen ve metan gazları da bakteri faaliyetleri ile oluşur.
  • Fecesin yapısı :
  • Fecesin ¾ su ¼ katı artıklardan meydana gelir.
Katı artıkların;
  • % 30 Bakteri
  • % 10 – 20 Yağ
  • % 10 – 20 İnorganik maddeler
  • % 2 – 3 Protein
  • % 30 Sindirilmemiş küspe halinde besin artıkları içerir.
  • Dafekasyon
  • Genelde rektum dolu değildir. Bunun nedeni sigmoid kolon ile rektum arasındaki dik açıdır.
  • Kolonda oluşan güçlü peristaltik dalga rektumu doldurduğu zaman dışkılama duyusu oluşur.
  • Rektumda düz kaslardan oluşan iç sfinkter çizgili kaslardan meydana gelen dış sfinkter mevcuttur.
  • Dış sfinkter pudental sinirlerle innerve edilir ve istemli olarak kontrol edilir.
  • Dışkılama spinal bir reflekstir ve bu reflex 2 yaşından itibaren istemli olarak önlenebilir.
  • Reflex merkezi Lumbo – sakral sekmentte yer alır.
  • Bu düzeyin üzerinden medulla spinalis kesilirse defakasyon bozulmaz. Bu bölgenin harabiyetinde defakasyon bozulur.
  • Defakasyon refleksi
  • Kısa refleks
  • Uzun refleks
  • Refleks hareket+ istemli kontrol

Bir Cevap Yazın