Sinir Dokusu Histolojisi

Dosyayı isterseniz görüntüleyebilir isterseniz indirebilirsiniz.

GoogleDocs üzerinden indirmek için : İndir [açılan sayfada klavyeden ctrl+S yapmanız yeterli]

Önizleme ;

 

SİNİR DOKUSU
NÖRON
Nöron sinir sisteminin yapısal ve fonksiyonel ünitidir.İnsan sinir sisteminde 10 milyonun üzerinde nöron bulunur.
Nöronlar büyüklük olarak ve şekil olarak çok farklılık göstermelerine rağmen üç genel grupta incelenirler:
Duyusal nöronlar:
İmpulsları reseptörlerden santral sinir sistemine (SSS) iletirler. Bu nöronların uzantıları somatik aferent ve viseral aferent sinir lifleri şeklinde gözlemlenir.
Somatik aferent lifler; vücut yüzeyinden, ağrı, ısı, dokunma ve basınç duyularını iletirler. Ayrıca kas, tendon ve eklemlerden pozisyon ve denge  değişikliklerine ait bilgilerin iletilmesini sağlar.
Viseral aferent lifler ise müköz membranlar, bezler ve kan damarlarından ağrı ve diğer duyumların iletilmesini sağlarlar.
  1. Motor nöronlar:
SSS veya ganglionlardan impulsları efektör hücrelere iletirler. Somatik eferent ve viseral eferent sinir lifleri içerirler.
Somatik eferent lifler istemli uyarıları iskelet kasına iletirler. Viseral eferent lifler ise istemsiz uyarıları düz kas, kalpteki iletici hücreler ve bezlere iletirler.
  1. Ara nöronlar:
İnternöronlar olarak da isimlendirilirler. Duyusal ve motor nöronlar arasında iletişimi sağlarlar. Bütün nöronların %99.9’unun bu grupta olduğu tahmin ediliyor.
NÖRON YAPISI
   Nöron yapısında temel olarak; hücre gövdesi, akson, dendritler ve sinaptik bölgeler bulunur.
Nöron hücre gövdesine ‘perikaryon’ adı verilir. Perikaryonda çekirdek ve organeller bulunur.
Hücre gövdesinden çıkan en uzun uzantıya ‘akson’ adı verilir. Akson uyarıları hücre gövdesinden spesifik bir sonlanma bölgesine (sinaps bölgesi) iletir.
Nöronlar bu şekilde diğer nöronlara veya efektör hücrelere (kas hücreleri, bez epiteli hücreleri gibi) uyarımları iletirler.
Akson, hücre gövdesinden tek bir uzantı şeklinde çıkar fakat sonlanma bölgesine yakın dallanmalar gösterebilirler.
Nöron hücre gövdesini çevreleyen ve ‘dendrit’ adı verilen çok sayıda uzantıya sahiptir. Dendritler de uyarıları perifere (örn. diğer nöronlara) iletebilirler.
Nöronlar uzantılarına göre üç grupta sınıflandırılırlar:
Multipolar nöronlar: Bir akson ve iki veya daha fazla dendrite sahiptirler. Motor nöronlar ve internöronlar multipolardır.
Bipolar nöronlar: Bir akson ve bir dendrite sahiptirler. Gözde retinada bulunurlar ve kulakta vestibulokohlear sinir ganglionunda bulunurlar. Koku bölgesindeki olfaktör hücreler de modifiye bipolar nöronlardır.
Unipolar nöronlar (psödounipolar nöronlar): Tek bir uzantıya sahiptirler, akson.
Hücre gövdesinden aynı bölgeden ayrılan iki uzantı görünümü verdiği için psödounipolar adı da verilir.
Unipolar nöronların çoğu dorsal kök ganglionlarında ve kranial sinir ganglionlarında bulunur. Duyusal nöronlar unipolardır.
NÖRON HÜCRE GÖVDESİ
Nöron hücre gövdesi perikaryon olarak isimlendirilir.Tipik protein üreten hücre özelliğindedir.
Perikaryonda büyük ökromatik çekirdek bulunur. Çekirdek belirgin bir çekirdekçik içerir.
Perinüklear sitoplazmada çok miktarda GER ve serbest ribozomlar bulunur. Bu protein sentezi aktivitesi ile ilgilidir.
Işık mikroskopunda GER ve serbest ribozomlar küçük cisimler şeklinde gözlemlenir. Bu görünümlerinden dolayı ‘Nissl cisimcikleri’ olarak isimlendirilirler.
Nissl cisimcikleri bazik boyalarla yoğun bir şekilde boyanırlar. Ayrıca metakromatik olarak boyanırlar.
Perinüklear sitoplazmada aynı zamanda çok miktarda mitokondri, büyük bir Golgi aparatusu, lizozomlar, mikrotubüller, nöroflamentler, transport vezikülleri ve inklüzyonlar bulunur.
Nissl cisimcikleri ve serbest ribozomlar dendrit sitoplazmasında da gözlenir. Bazen Golgi sisternaları da dendrit sitoplazmasında  gözlemlenir.
Fakat akson sitoplazmasında bu oluşumlar gözlenmez.
Hücre gövdesinde aksonun başlangıç bölgesine ‘akson tepesi’ adı verilir ve bu bölgede de büyük organeller bulunmaz.
Nöronlar bölünmezler , hayat boyu varlıklarını devam ettirmeleri gerekir.
DENDRİTLER
Dendritler diğer nöronlardan ve dış ortamdan uyarıları alan reseptör özelliğinde uzantılardır. Aldıkları bilgileri perikaryona gönderirler.
Hücre gövdesinin çevresinde lokalizedirler. ‘Dendritik ağaç’ olarak isimlendirilen dallanmalar gösterirler. Dendritik uzantılar nöronun reseptör alanını genişletirler.
Çapları aksona göre daha büyüktür ve myelinsizdirler.
Perikaryon sitoplazması gibi organeller ve Nissl cisimcikleri içerirler.  Hatta bazen Golgi sisternaları da içerirler.
AKSONLAR
Uyarıları diğer efektör hücrelere (kas hücreleri, bez epiteli hücreleri gibi) veya diğer nöronlara ileten uzantılardır.
Her nöron oldukça uzun olan tek bir aksona sahiptir.
Fakat aksonlar perikaryona yakın olarak ‘recurrent aksonal dal’ adı verilen bir dal verebilirler ve sıklıkla sonlandıkları efektör hücreye çok yakın olarak birkaç dallanma gösterebilirler.
SSS’nin motor nukleuslarında bulunan nöronlar ‘Golgi tip I nöronlar’ olarak isimlendirilirler ve efektör hedefleri olan kas hücrelerine ulaşmak için 1m den fazla yol alırlar.
SSS’deki internöronlar (ara nöronlar) ise ‘Golgi tip II nöronlar’ olarak isimlendirilirler ve aksonları çok kısadır.
Aksonun perikaryondan ayrıldığı bölge akson tepesi olarak isimlendirilir ve Nissl cisimcikleri, Golgi sisternaları gibi organeller içermez.
Mikrotubüller, nöroflamentler, mitokondriyonlar ve veziküller akson tepesinden geçerek aksona ulaşırlar.
Akson tepesi ve myelin kılıfın başladığı bölge arasındaki akson bölgesi ‘başlangıç segmenti’ olarak isimlendirilir.
Başlangıç segmenti aksonda aksiyon potansiyelinin üretildiği bölgedir.
İmpulslar dendritler tarafından veya perikaryonun kendisi tarafından alındıktan sonra akson tepesine iletilirler. Burada bu impulslar tarafından aksiyon potansiyeli oluşumu stimüle edilir.
SİNAPSLAR
Nöronlar diğer nöronlarla ve kas hücreleri, bez hücreleri gibi efektör hücrelerle sinapslar aracılığıyla bağlantı kurarlar.
    Morfolojik olarak sinapslar dört grupta sınıflandırılırlar:
Aksodendritik: Akson ve dendrit arasında oluşur.
Aksosomatik: Akson ve hücre gövdesi arasında bulunur.
  1. Aksoaksonik: Aksonlar arasında bulunur.
  2. Dendrodendritik: Dendritler arasında bulunur.
  Nöronların uzantıları ve sinapslar gümüşleme yöntemleri ile gösterilebilir (Örn.Golgi yöntemi).
       Sinapslar; kimyasal sinapslar ve elektriksel sinapslar olmak üzere iki grupta incelenirler.
Kimyasal sinapslar:
Presinaptik nörondan kimyasal maddelerin (nörotransmitterlerin) salınımıyla gerçekleşir.
Nörotransmitterler presinaptik nöron ile postsinaptik nöron veya hedef hücre arasında bulunan aralığa salgılanırlar.
Bu aralık ‘sinaptik yarık’ olarak isimlendirilir.
  1. Elektriksel sinapslar:
Memelilerde elektriksel sinapslar düz kas hücreleri arasında gap junctionlar aracılığıyla kurulan sinapslar ve kalp kası hücreleri arasında gap junctionlar aracılığıyla kurulan sinapslardır.
Kimyasal sinapsların komponentleri:
Presinaptik komponent:
Nörotransmitterlerin salgılandığı, sinir uzantısının (örn.aksonun) sonlanma bölgesidir. Bu bölgede membranla sınırlı sinaptik veziküller bulunur.
Nörotransmitterler sinaptik veziküllerde bulunur.
Sinaptik veziküllerin membranında N-ethyl-maleimide-sensitive factor bulunur. Bu faktör aracılığıyla sinaptik veziküller presinaptik membrana kaynaşır.
Ayrıca plazma membranının sitoplazmik bölümünde çok sayıda mitokondri ve yoğun materyal tabakası bulunur ve ‘presinaptik yoğunluk’ adını alır.
  1. Sinaptik yarık:
Presinaptik nöronu , postsinaptik nöron veya hedef hücreden ayıran aralıktır. Nörotransmitterler öncelikle bu aralığa salgılanırlar.
  1. Postsinaptik membran:
Nörotransmitterler için reseptör alanları içerirler.
Membranın sitoplazmik bölümünde ‘postsinaptik yoğunluk’ adı verilen yoğun bir materyal tabakası bulunur.
NÖROTRANSMİTTERLER:
    Asetilkolin (Ach): Nöromuskuler kavşaklarda akson ve çizgili kas arasında bulunur.
    Katekolaminler: Nörepinefrin Otonom Sinir Sisteminde akson ve efektör hücreler arasında bulunur.
Epinefrin adrenal medulladaki kromaffin hücreler gibi bazı SSS hücreleri tarafından sentezlenir.
    Seratonin, GABA, glutamat, aspartat ve glisin diğer nörotransmitterlerdir.
Aksonal Transport Sistemleri:
    Akson ve dendritlerde ihtiyaç duyulan materyaller hücre gövdesinde üretilir ve transport sistemleri ile iletilir.
  1. Anterograd transport:
    Materyallerin hücre gövdesinden perifere iletilmesi sağlanır.
    Anterograd transport kinezin adı verilen bir mikrotubül bağımlı motor protein aracılığıyla gerçekleştirilir.
  1. Retrograd transport:
    Materyallerin akson sonlarından ve dendritlerden perikaryona iletilmesi sağlanır.
    Dynein adı verilen bir mikrotubül bağımlı motor protein tarafından gerçekleştirilir.
SİNİR SİSTEMİNİN DESTEKLEYİCİ HÜCRELERİ
SCHWANN HÜCRELERİ VE MYELİN KILIF
Periferal sinir sistemindeki aksonlar myelinli veya myelinsiz olarak tanımlanırlar.
Myelinli aksonlar ‘myelin kılıf’ olarak isimlendirilen lipitten zengin bir tabaka ile çevrelenmiştir.
Myelin kılıfın dışında, ‘Schwann kılıfı’ veya ‘nörilemma’ adı verilen  ince bir tabaka şeklinde Schwann hücresi  bulunur.
Bu tabaka çekirdek ve Schwann hücre organellerini içerir.
Schwann hücresini bazal lamina (eksternal lamina) çevreler.
PSS’de myelin kılıf  Schwann hücresi membranının akson çevresinde konsantrik olarak çok tabaka oluşturacak şekilde dönmesiyle meydana gelir.
Öncelikle akson, Schwann hücresi sitoplazmasına gömülür daha sonra Schwann hücresi membranı akson çevresinde çok sayıda dönüşler yapar.
Tek bir akson veya bir grup akson tek bir Schwann hücresinin invajinasyonlarına yerleşebilir.
Periferik sinir sistemindeki myelinsiz aksonlar Schwann hücreleri ve eksternal laminası ile çevrelenmiştir.
Myelinli sinirlerde iki Schwann hücresinin birleştiği kavşakta myelin kılıf bulunmaz. Bu bölge ‘Ranvier düğümü’ olarak isimlendirilir.
İki Ranvier düğümü arasında bulunan myelin segmentine ise ‘internodal segment’ adı verilir. Bir Schwann hücresi boyundadır.
Periferik sinirlerde EM’de myelin kılıf içinde küçük sitoplazmik alanlar gözlenir.
Myelin yüzeyinden aksolemmaya doğru uzanan sitoplazmik tüneller şeklinde olan bu oluşumlara ‘Schmidt-Lanterman yarıkları’ adı verilir.
Bu sitoplazma parçacıklarında lizozomlar, birkaç mitokondri, mikrotubüller, inklüzyonlar ve yoğun cisimcikler gözlenir.
Schmidt-Lanterman yarıklarının, aksonun beslenmesi için gaz ve metabolit alışverişini sağlayan kanallar olduğu düşünülmektedir.
SATELLİT HÜCRELERİ:
Schwann hücreleri gibi destekleyici hücrelerdir. H-E ile sadece çekirdekleri görülebilir.
Gangliyonların hücre gövdeleri ‘satellit hücreleri’ olarak adlandırılan küboidal hücreler tarafından sınırlanmıştır.
Gangliyonların hücre gövdesi çevresinde kontrollü bir mikroçevre kurmaya ve korumaya çalışırlar.
NÖROGLİALAR
SSS’de destekleyici hücreler ‘nöroglia’lar veya ‘glial’ hücreler olarak isimlendirilir. Dört tip glia hücresi tanımlanmıştır.
Oligodendrositler: SSS’de myelin kılıfın yapımından ve korunmasından sorumludurlar
Astrositler: SSS nöronlarına fiziksel ve metabolik destek sağlarlar.
Mikroglialar: Küçük, koyu boyanan, uzamış çekirdekli fagositik hücrelerdir.
Epandimal hücreler: Kolumnar şekilli hücrelerdir, medulla spinalisin santral kanalını ve beyin ventriküllerini döşerler.
Rutin histolojik preparasyonlarda nörogliaların sadece çekirdekleri görülebilir.
Fakat gümüşleme boyalarıyla veya immünohistokimyasal boyamalarla hücrelerin tamamı ve uzantıları gösterilebilir.
Destekleyici hücreler olan glia hücreleri, en büyük fiziksel destek fonksiyonunu intrauterin dönemde gerçekleştirirler.
Beyin ve medulla spinalisin gelişimi esnasında glia hücreleri nöral tüpün kalınlığı boyunca bulunurlar.
Bu dönemde embriyonik glial hücreler gelişim aşamasındaki nöronların migrasyon olaylarına yardımcı olurlar.
Mikroglialar:
Fagositik hücrelerdir. Yetişkin SSS’de sadece az sayıda bulunurlar fakat hasarlanma durumunda prolifere olarak sayılarını artırırlar.
Kemik iliğinden köken alırlar ve mononüklear fagositik sistem üyesidirler.
SSS parankimine vasküler sistemden girerler.
Sinir sisteminin gelişimi esnasında da hücre artıklarını fagosite ettiklerine dair kanıtlar bulunmaktadır.
En küçük nöroglia hücresidirler, uzamış çekirdek içerirler. Gümüşleme boyalarıyla kısa ve dallanmış uzantıları gösterilebilir.
Hücre gövdesi ve uzantılarında çok sayıda dikenimsi çıkıntılar görülür. Sitoplazmada çok sayıda lizozomlar, inklüzyonlar ve veziküller gözlenir.  Az miktarda GER, az miktarda mikrotübüller ve aktin filamentleri gözlenir.
  1. Astrositler:
    En büyük boyutlu nöroglial hücrelerdir. İki grupta incelenirler;
Protoplazmik astrositler: Gri maddede çok yaygındırlar. Çok sayıda, kısa, dallanmış uzantıları bulunur.
Fibröz astrositler: Beyaz maddede çok yaygındırlar. Uzantıları daha azdır ve nispeten daha düz görünümdedir.
Astrositlerin her iki tipinde de  ‘gliyal fibriler asidik protein’ içeren (GFAP) çok miktarda ara filament bulunur. GFAP fibröz astrositlerde daha çok miktarda bulunur.
GFAP’ a karşı kullanılan antikorlarla immünohistokimyasal olarak astrositler tanımlanabilir.
Fibröz astrositlerden köken alan tümörler olan ‘fibröz astrositomalar’ yetişkin primer beyin tümörlerinin %80’ini oluştururlar.
Astrositlerin uzantıları kan damarları ve nöronlar arasında yayılır.
Astrositlerin uzantıları kan damarları veya aksolemmayı çevreleyerek ‘son ayak’ oluştururlar. Özellikle protoplazmik astrositler  kan damarları çevresinde sıklıkla  ‘perivasküler ayak’ oluştururlar. Aksonlar çevresinde ise ‘perinöral ayak’ oluştururlar.
Bu şekilde kan damarları ve nöronlar arasında metabolitlerin alışverişini gerçekleştirirler. Ayrıca hücreler arası kompartmanda iyonik konsantrasyonu düzenlerler.
Kan-beyin bariyerini oluşturan kapillerlerin sıkı bağlantılarının korunmasında fonksiyon görürler.
Ayrıca myelinli aksonlarda Ranvier düğümleri ve sinapslar gibi myelin kılıfın kesintiye uğradığı bölgelerde aksonu kapatıcı bir fonksiyon gördükleri de saptanmıştır.
Beyin ve medulla spinalisteki protoplazmik astrositler uzantılarını piyamaterin bazal laminasına yayarlar.
Bu şekilde ‘gliyal bariyer’ oluştururlar ve SSS çevresinde nispeten impermeabl bir bariyer oluştururlar.
  1. Oligodendrositler:
SSS’de myelin kılıf oluşumundan sorumlu hücrelerdir. SSS’de myelin kılıf oligodendrosit plazma membranının konsantrik tabakalarından meydana gelir.
Astrositlere oranla daha küçük hücrelerdir ve daha az uzantı içerirler.
Oligodendrositler birkaç dil benzeri uzantılar verir ve bu uzantılar aksonu defalarca konsantrik olarak sarmalayarak myelin kılıf oluştururlar.
Periferik sinir sisteminde, aksonların Schwann hücresinin içine gömülmesiyle myelinizasyon gerçekleşir.
Halbuki SSS’de oligodendrositlerin dil-benzeri uzantıları aksonları çevreler, yani myelinizasyon olayı hücre gövdesinin dışında gerçekleşir.
SSS’de myelin kılıfta, periferik sinir sistemine göre az sayıda Schmidt-Lanterman yarıkları bulunur. Çünkü astrositler SSS nöronlarına metabolik desteklik sağlarlar.
PSS’deki Schwann hücrelerinden farklı olarak oligodendrositlerin ‘eksternal laminası’ bulunmaz.
SSS’de Ranvier nodları daha geniştir. Böylece SSS’de saltatorik iletim daha etkindir.
Diğer bir fark ise SSS’de myelinsiz aksonların destekleyici hücrelerin uzantıları tarafından çevrelenmemesidir.
  1. Epandimal hücreler:
Beyin ventriküllerini ve medulla spinalisin santral kanalını çevrelerler. Kübik veya kolumnar şekilli ve karakteristik sıvı transport eden hücre özelliğindedirler.
Apikal yüzeylerinde birbirlerine sıkı bağlantı kompleksleri ile bağlanmışlardır.
Tipik epitel dokusundan farklı olarak bazal laminaları bulunmaz.
Hücreler bazal yüzeyde çok sayıda katlantı içerirler ve bu katlantılar astrositlerin uzantılarıyla bağlantılar kurar.
Hücrelerin apikal yüzlerinde silyumlar ve mikrovilluslar bulunur. Mikrovilluslar serebrospinal sıvının absorpsiyonunda fonksiyon görürler.
Beyin ventriküllerinde epandimal hücreler serebrospinal sıvıyı üretirler ve transport ederler.
Bu modifiye epandimal hücreler ve beraberindeki kapillerler ‘koroid pleksus’ olarak isimlendirilir.
İmpuls iletimi:
Myelinli aksonlar impulsları myelinsiz aksonlardan daha hızlı iletirler.
Çünkü myelinli aksonlarda impulsların bir Ranvier düğümünden diğerine atladığı saptanmıştır. Bu iletim tipine ‘saltatorik iletim’ veya ‘devamlı olmayan iletim’ denir.
Myelinli aksonlarda myelin kılıf impulsu iletmez, iletim sadece myelin kılıfın olmadığı Ranvier düğümü bölgelerinde gerçekleşir.
Ranvier düğümü bölgelerinde aksolemma ekstrasellüler sıvıya maruz kalır ve, çok sayıda voltaj-kapılı Na+ ve K+ kanallarına sahiptir.
Myelinsiz aksonlarda akson boyunca Na+ ve K+ kanalları uniform bir şekilde yayılmıştır. İmpuls iletimi myelinli aksonlara göre yavaştır.
İmpuls devamlı dalgalar şeklinde iletilir.
PERİFERİK SİNİR SİSTEMİ
Periferik sinirler, duyusal ve motor uyarıları organlar, dokular ve beyin arasında taşıyan sinir lifleri demetleri ve bunları birarada tutan bağ dokudan meydana gelir.
Periferik sinirlerin hücre gövdeleri SSS’de lokalize olabilir veya SSS dışında periferik gangliyonlarda lokalize olabilir.
Dorsal kök gangliyonunu ve kranial sinir gangliyonları duyusal nöronlar (somatik ve viseral aferentler) içerir.
Paravertebral, prevertebral ve terminal gangliondaki nöron hücre gövdeleri; otonom sinir sisteminin postsinaptik motor nöronlarıdır (viseral eferent).
İskelet kasını inerve eden motor nöronların hücre gövdeleri (somatik eferent) beyin, beyin sapı ve medulla spinaliste lokalizedir.
Somatik eferent nöronların aksonları SSS’ni terkederler ve iskelet kasının periferik sinirleri olarak fonksiyon görürler.
Duyusal nöronların hücre gövdeleri SSS’nin dışında fakat yakınında bulunan gangliyonlarda lokalizedir.
PERİFERİK SİNİRLERİN BAĞ DOKUSU KOMPONENTLERİ
Endonörium: Herbir sinir lifini çevreleyen gevşek bağ dokusudur.
Perinörium: Sinir lifi demetlerini(fasikül) çevreleyen özel bağ dokusudur.
Epinörium: Bir periferik siniri çevreleyen ve sinir lifi demetlerinin arasını dolduran yoğun bağ dokusudur.
ENDONÖRİUM:
Aksonu, miyelinli sinirlerde çevresindeki myelin kılıfı ve Schwann hücre kılıfını çevreleyen gevşek bağ dokusu yapısında kılıftır.
Endonörium yapısında birkaç fibroblast ve birkaç mast hücresi bulunur. Ayrıca bir miktar kapiller içerir.
PERİNÖRİUM:
Sinir demetlerini çevreleyen özelleşmiş bağ dokusudur. Kan-sinir bariyerinin oluşmasına yardımcı olan metabolik olarak aktif bir difüzyon bariyeri olarak fonksiyon görür.
Bu bariyer sinir liflerinin iyonik ortamının korunmasını sağlar. Perinöriumda bulunan hücreler, reseptörler, taşıyıcı proteinler ve enzimler içerirler, bu şekilde materyallerin transportunu sağlarlar.
Sinir demetinin çapına göre perinörium bir veya iki hücre kalınlığında olabilir. Bu hücreler yassı hücreler şeklindedirler ve herbir tabakadaki hücreler her iki yüzeylerinde de bazal lamina ile sınırlıdırlar.
Bu hücreler çok sayıda aktin filamentleri içerirler ve kontraktildirler.
İki veya daha fazla hücre tabakası olduğu zaman hücre tabakaları arasında kollagen lifler bulunur, fakat fibroblastlar bulunmaz.
Aynı tabakada bulunan hücreler arasında sıkı bağlantı kompleksleri bulunur ve kan-sinir bariyerinin temelini oluştururlar.
Endonörium ve perinöriumda tipik immün sistem hücreleri (lenfositler, plazma hücreleri gibi) bulunmaz. Fakat bazı mast hücreleri bulunur.
Çünkü koruyucu bariyer perinörial hücreler tarafından oluşturulur.
EPİNÖRİUM:
Sinir fasiküllerini çevreleyen ve aralarını dolduran sıkı düzensiz bağ dokusudur. Kan damarları içerir.
Büyük sinirlerde epinörium içinde yağ dokusu da bulunabilir.
KLİNİK BAĞLANTI
SİNİR DOKUSUNUN DEJENERASYON VE REJENERASYONU:
Nöronlar bölünmezler  ve perikaryonların dejenerasyonu devamlı bir kayıp şeklindedir.
Santral sinir sisteminde nöronal uzantılar çok dar sınırlar içinde perikaryonlarının sentetik aktivitesi yoluyla büyüyerek yenilenebilirler.
Aynı şekilde periferik sinir lifleri de eğer perikaryonları hasarlanmamışsa rejenere olabilirler.
Sinir hücrelerinin tersine nöroglialar, Schwann hücreleri ve ganglionik satellit hücreleri mitozla bölünebilirler.
Merkezi sinir sistemindeki hastalıklar ya da yaralanmalarla oluşan nöron kayıplarındaki boşlukları nöroglialar doldururlar.
Bir aksonun yaralanması sonucu öncelikle perikaryonda bazı değişiklikler meydana gelir: 
  1. Kromatolizis: Nissl yapılarının bozulması ve sitoplazmik bazofilinin azalması
  2. Perikaryon hacminde artma ve,
  3. Çekirdeğin perikaryonda periferik pozisyon alması gibi değişiklikler olur.
Yaralanma yerinin proksimalinde aksonun kısa bir bölgesi dejenere olur ve ölü kısım makrofajlarca ortadan kaldırılır. Fakat bu kısa bölge dışında proksimal segment perikaryonun sentetik aktivitesi nedeniyle rejenere olur ve büyümeye başlar.
Bu bölgede makrofajlar IL-1 sekrete ederek; Schwann hücreleri tarafından ‘sinir büyümesini ilerletici madde’ salgılanmasını sağlarlar.
Yaralanmanın distalinde ise akson ve myelin kılıf tamamen dejenere olur ve artıkları makrofajlarca uzaklaştırılır.
Bu esnada Schwann hücreleri bu bölgede prolifere olarak hücre sütunları oluştururlar.
Aksonun proksimal segmenti büyüyerek dallanır ve Schwann hücre sütunlarına doğru ilerlerler. Schwann hücre sütunlarına penetre olan lifler büyümeye devem ederler ve efektör organa ulaşırlar.
Ø

Bir Cevap Yazın