Sinir Sistemi – Word

Dosyayı isterseniz görüntüleyebilir isterseniz indirebilirsiniz.


GoogleDocs üzerinden indirmek için : İndir–Açılan sayfadan indirebilirsiniz–

Önizleme ;

 

SİNİR SİSTEMİ
GİRİŞ
Sinir sistemi mental ve fiziksel her türlü aktiviteyi kontrol eden, değişen iç ve dış koşullarda ilgili duyuların alınarak uygun yanıtın oluşturulması ve hedef organların faaliyetlerinin düzenlenmesini sağlayan bir sistemdir.
Sinir dokusu, nöronlar ve glial hücrelerden oluşur. Sinir sistemi yaklaşık 100 milyar (1011) nörondan oluşur. Merkezi sinir sisteminde (MSS) bunun en az on katı kadar glial destek hücreler bulunur. Nöronlar elektrokimyasal sinyaller oluşturabilen ve bu sinyalleri aksiyon potansiyelleri ile iletebilen yapılardır.
Sinir sisteminin organizasyonu
Sinir sistemi, anatomik olarak MSS ve periferik sinir sistemi olmak üzere, işlevsel yönden ise somatik sinir sistemi ve otonom sinir sistemi şeklinde gruplandırılır. Santral sinir sistemi beyin ve medulla spinalisden, periferik sinir sistemi ise 12 çift kranyal sinir, 31 çift spinal sinir (8 servikal, 12 torakal, 5 lumbar, 5 sakral, 1 koksigeal) ve bunların gangliyonlarından oluşur (Bir araya gelmiş hücre gövdesi gruplarına santral sinir sisteminde nükleus, periferik sinir sisteminde gangliyon denir).
GLİA HÜCRELERİ
Glia (yapıştırıcı) hücreleri bağ doku destek hücreleri olmakla beraber nöron fonksiyonlarında önemli rolleri de vardır. Nöronlardan farklı olarak çoğalabilme özellikleri vardır  (Mitoz yetenekleri olduğundan yetişkinlerde görülen beyin tümörleri nöronlardan ziyade glial hücrelerden oluşur).   Makroglia ve mikroglia (MSS makrofajları) olmak üzere iki kısma ayrılırlar. Makrogliaların da Oligodendrositler, Schwan hücresi ve Astrositler adında üç farklı tipi vardır:
  • Oligodendrositler ve schwan hücreleri miyelin kılıfların yapımında rol alırlar.
  • Astrositler kapillerlere sıkı bağlantılar (tight-junction) kurarak kan beyin bariyerini yaparlar. Ayrıca; nöronları besleyici ürünler (Nörotrofinler) yaparlar, K+ iyonlarını ve bazı nörotransmitterleri (GABA, glutamat) geri alarak homeostazise katkı sağlarlar. Kan-beyin bariyeri ancak çok küçük moleküllerin beyin dokusuna geçmesine elverişlidir.
Kan-beyin bariyeri
(1) Beyin dokusunu zararlı maddelerden korur, (2) Koroid pleksus ve beyin kılcal damarlarındaki taşıma sistemleriyle nöronlar için uygun iyonik çevrenin korunmasını sağlar. Bu sistemin en önemli görevi beyin interstisyel sıvısında potasyum konsantrasyonunun düşük tutulmasıdır. Sinir uyarısının oluşturulması sırasında aktif nöronlardan potasyum salınır. Astrositler, ekstrasellüler sıvıdan potasyum iyonlarını alarak, potasyum konsantrasyonunu düşük düzeyde ve sabit tutarlar. Böylece nöronların çok büyük elektriksel potansiyel üretip vücudun diğer bölümlerini uyarması engellenir. Astrositlerin ayrıca bazı nörotransmitterleri (glutamik asit ve GABA) aldıkları gösterilmiştir. Bu nörotrasmitterler astrositlerde yıkılır. Bu yıkımdan oluşan glutamin, astrositlerden salınır ve yeniden nörotrasmitter oluşumunda kullanılır.
NÖRONLAR
Çok farklı şekillerde olabilen nöronlar soma, akson ve dendritlerden oluşurlar. Nöronların çoğunun aksonları protein-lipid yapıdan oluşan oldukça iyi bir yalıtkan olan miyelin kılıf ile çevrilidir. Periferik sinirlerdeki aksonlarda Schwan hücreleri akson çevresinde 100 kez dolanarak miyelin kılıfı oluştururlar. Miyelin kılıflarda 1 mm aralıklarla “Ranvier boğumu” denilen daralmalar vardır. Buralarda miyelin yer almaz. Miyelin kaybı ile karakterize hastalıklarda ileti gecikmesi veya ileti blokajları vardır.
Bunun tipik örneği bir otoimmün hastalık olan “Multipl Sklerozdur” (MS hastalığı). Bazı viral enfeksiyonlar (kızamık, herpes, E. Barr virüsü, influenza vb.) ve genetik yatkınlık hastalığı tetikleyici olabilir. Otoantikorları miyelin kılıflara saldırması sonucunda beyinde çok sayıda sklerotik lezyonlar gelişir. MS hastalarında miyelin kaybına bağlı normal uyarı iletisini bozulunca; voltaj kapılı kanallardan, K+ iyonlarının kaybına bağlı hiperpolarizasyona bağlı impuls iletiminde aksamalar vardır. Tutulum yerlerine göre; kas zayıflıkları, konuşma bozukluğu, görme bozukluğu, duysal bozukluklar gibi çeşitli semptomlar ortaya çıkar. Tedavisinde interferon gibi immüniteyi baskılayan ilaçlar faydalı olabilmektedir.
Nöronlar akson sonlarında salgı yapabilen hücrelerdir. Bu salgılar soma kısmında yapılarak aksonal akım ile akson sonuna taşınır. Bu hızlı aksonal taşıma akson boyunca uzanan mikrotubüllerdeki iki adet moleküler motor olan dinein ve kinezin sayesindedir. Buna “ortograd taşıma” denir. Bazı kullanılmış maddeler de endositoz ile aksona geri alınarak “retrograd taşıma” ile hücre gövdesine taşınırlar.
NÖRONLARDA UYARILMA VE İLETİ
Nöronların uyarılma eşikleri düşüktür ve fiziksel, kimyasal ve elektriksel uyaranlarla uyarılırlar. İki farklı tipte potansiyel gelişir: a) Yerel potansiyeller (snaptik, jeneratör potansiyeller), b) İlerleyen uyarılar (aksiyon potansiyelleri) “sinir impulsları” denir. Bu impulslar iyon kanallarındaki değişmelere bağlı olarak iyonların hücre zarı boyunca iletimindeki değişikler sonucunda ortaya çıkar. Bu elektriksel olaylar milisaniye (ms) cinsinde ifade edilebilen çok kısa sürelerde ve mikrovolt (mV) cinsinden ölçülebilen kadar çok küçük boyutlardaki potansiyellerdir.
Miyelinli aksonlarda impuls iletisi bir Ranvier boğumundan diğerine sıçrayıcı (saltatorik) tarzdadır. Miyelinli aksonlardaki ileti hızı miyelinsizlere oranla 50 kat fazla olabilmektedir.
Nöronlarda istirahat membran potansiyeli
Bir elektrotun hücre içine diğerinin ise akson yüzeyine yerleştirilmesi ile istirahattaki bir nöronda her iki taraf arasında bir potansiyel fark gözlenir. Bu zar potansiyelinde hücre içi daha negatiftir. Bu değe nöronlarda -70 mV kadardır. Bunu nedeni zarın iki tarafındaki iyonların konsantrasyon gradyentine göre dağılmalarıdır. Nöronlarda K+ iyonları hücre içinde daha fazladır, Na+ iyonları tersine hücre dışında daha fazladır. Bu fark Na-K ATPaz sayesinde sağlanmaktadır. İstirahat koşullarında bu gradyent yönünde akımların olması normaldir.  Na-K ATPaz ile değişen iyon dağılımları eski haline gelir.
Bir uyarı sonrasında iyon kanallarının açılmasıyla zar boyunca gelişen iyon akımları bu potansiyeli pozitif yönde değiştirir.
İstirahat döneminde sinir membranında pozitif yükler membranın dışında negatif yükler iç tarafında iken aksiyon potansiyeli ile bu kutuplaşma kalkar ve kısa sürede bu durum tersine döner.  Bu depolarizasyonla lokal yanıt ateşleme düzeyine erişilince ilerleyen bir yanıt oluşturarak depolarizasyonun yayılmasıyla  elektriksel bir akıma dönüşür.
Nörön büyüme faktörleri (NGF) ve etkileri
Bunlar nörotrofinler grubundan olan sinir büyüme faktörleridir. Bazıları astrositler tarafından diğerleri ise nöronlar ve nöronların innerve ettiği yapılardan üretilirler. İnnerve edilen yapılardan ve astrositlerden salınanlar nöron ucundaki spesifik reseptörlerine bağlanarak nöron içine alınırlar, retrograd yolla taşınarak nöron büyümesi ve yaşamını sürdürmesi ile ilgili proteinlerin yapımını desteklerler. Nöronlarda üretilen nörotrofinler ise antegrad yolla nöron sonlanmalarına taşınarak buradaki postsinaptik noron bütünlüğünün korunmasına katkı sağlarlar.
 MSS nöronlarında gelişen hasarlarda bu onarım mekanizmaları yetersizdir. Bunun nedenleri: MSS nöronlarının rejenerasyon için gereken büyüme faktörlerine sahip olmaması ile hasarı takiben gelişen enflamasyon ve immün cevaplar sonrasında skar dokusu gelişmesi, astrosit ve mikrogliaların çoğalmasıyla şekillenen ortamın akson büyümesini baskılayıcı etkiler doğurmasıdır. Motor nöron hasarlarında tedavi için yoğun çalışmalar vardır, uygun rehabilitasyon programları hastaların hareket fonksiyonları üzerine olumlu etkiler sağlamaktadır.
SİNAPTİK İLETİM
Bir sinir hücresinden diğer hücreye impulsların iletildiği yapılara sinaps denir. Sinapslar presinaptik nöron aksonlarının postsinaptik hücrenin dendrit, soma, aksonu üzerinde veya bir kas-salgı hücresi üzerinde sonlanan kavşaklardır. Sinapslar kimyasal ve elektriksel sinapslar olmak üzere ikiye ayrılır.
  • Kimyasal sinapslarda bir impuls ile uyarılan nöron aksonundan sinaptik aralığa difüzyonla salgılanan kimyasal maddeler (nörotransmitter) postsinaptik yapının membrandaki reseptörlerleriyle bağlanınca postsinaptik hücrenin iyon geçirgenliğini değiştirerek iyon kanallarının açılmasına sebep olan ve buna bağlı başlayan mekanizmaları tetikler.
Şekil 1. Kimyasal sinaps
  • Elektriksel sinapslarda impulsun bir nörondan diğerine geçişi elektriksel aktivite ile gerçekleşir. Bu sinapslar elektriksel impulsu bir hücreden diğerine ileten kanallardır. Bu sinapslarda presinaptik ve postsinaptik nöron membranları birbirine yaklaşarak hücreler arasında “gap kavşaklar” oluşturur. Bu kavşaklar kanallarla iki hücre arasında sitoplazmik köprüler oluşturur. Visseral düz kas ve kalp kasındaki aksiyon potansiyelleri bu sinapslarla iletilir.
Her bir nöron yaklaşık olarak 2000 kadar sinaptik sonlanma oluşturacak şekilde dallanmaktadır. İnsan merkezi sinir sisteminde 1011 nöron olduğu düşünülürse, toplam sinaps sayısının 2×1014 kadar olacağı düşünülmektedir. Sinapslar karmaşık yapılarında artma ve azalmaların olduğu dinamik yapılardır.
Eksitatör ve inhibitör sinapslar
Sinaptik iletinin çoğu kimyasal tiptedir. Eksitatör (uyarıcı) sinapslarda  presinaptik uçtan salınan eksitatör bir nörotransmitterin, postsinaptik membrandaki reseptörü etkilemesi ile Na+ geçirgenliği artar. Nöronun dinlenim potansiyelinin üzerindeki bu yükselmeye “eksite edici postsinaptik potansiyel-EPSP” denir.
Aksiyon potansiyeli presinaptik nöron aksonun sonuna ulaştığında voltajdaki değişiklik kalsiyum kanallarını açar (Bkz Şek 1). Kalsiyum hücrelerarası sıvıdan akson terminaline geçer ve nörotransmitter salınmasını (ekzositoz) sağlar. Hücre dışı kalsiyum konsantrasyonunun azalması, sinaptik iletiyi bloke eder. Nörotransmitterin reseptörle bağlantısı kesilince, postsinaptik membrandaki iyon kanalları dinlenim durumuna geçer. Uyarıcı sinapsa en tipik örnek asetilkolin ve norepinefrindir.
İmpuls postsinaptik nörona aktarılmayıp bloke olursa” inhibe edici sinaps” adını alır. İnhibitör sinapslarda, presinaptik uçtan salınan inhibitör nörotransmitter, postsinaptik membrandaki reseptörleri etkileyerek membranın Cl geçirgenliğini arttırırlar. Cl iyonlarının geçişi ile membranın hiperpolarize olmasına “ inhibitor postsinaptik potansiyel (IPSP) denir. Öte yandan K+ iyonlarının hücre dışına çıkması da IPSP’ye neden olur.
Transmitterler difüzyon, enzimatik parçalanma ve geri alınma mekanizmalarıyla sinaptik aralıktan uzaklaştırılır.
Özetle, sinapslarda kimyasal iletim; presinaptik nöronda transmitterin sentezi, depolanması ve salınımı; postsinaptik membranda ise reseptörle etkileşimi ve sinaptik aralıktan transmitterin uzaklaştırılması aşamalarından oluşur.
Sinapslar birbirleriyle temas ettikleri yere göre morfolojik olarak; akso-dendritik, akso-aksonik ve akso-somatik olarak  üçe ayrılırlar.

Bir Cevap Yazın