Teratoloji Gebelik ve Laktasyonda İlaç Kullanımı Zararlı Etkenler

Dosyayı isterseniz görüntüleyebilir isterseniz indirebilirsiniz.


GoogleDocs üzerinden indirmek ve görüntülemek için : İndirAçılan sayfadan şekildeki gibi indirebilirsiniz–
indirme

 

TERATOLOJİ, GEBELİK VE LAKTASYONDA İLAÇ KULLANIMI, ZARARLI ETKENLER

TERATOJENİTE
Teratojen:

Canavar anlamına gelen Yunanca teratostan köken alır.  Embriyonik veya fetal gelişim sırasında, kalıcı bir fonksiyon ya da şekil değişikliklerine yol açan herhangi bir ajandır-kimyasallar, virüsler, çevresel ajanlar, fiziksel faktörler ve ilaçlar).

Fetus, gelişiminin kritik safhasında herhangi bir kimyasal madde (ilaç , fiziksel etmenler, enfeksiyöz ajanlar veya bir maddenin eksikliği) sonucu morfolojik ve fonksiyonel değişikliklerin meydana gelmesidir.

Potansiyel teratojenlerin değerlendirilmesi

Tablo: İnsanda teratojenitenin kanıtlanması için kriterler

İnsanda teratojen olduğu öne sürülen veya kuşkulanılan ilaçlar

Gebelikte Farmakokinetik

İlaç Absorpsiyonu

Gastrik boşalma ve gastrik asit sekresyonu azalır

İntestinal motilite yavaşlar

İlaç Distribüsyonu

Plasma hacmi % 40 oranında artar

Vücut sıvısı 7-8 lt  yükselir

Vücut yağları % 20-40 artar

Albumin konsantrasyonları azalır

İlaçların Metabolizma ve Eliminasyonu

Yüksek steroid hormonlar, ilaçların yarılanma ömrünü uzatır

GFR % 50-60 artar ve ilaçların renal klirensini arttırır.

Gebelik sırasında reçeteli ya da reçetesiz ilaç kullanma oranı % 90

Doğumsal defektlerin % 2-3’ü ilaç kullanmaya bağlı

Gebeliklerin yarısından fazlası planlanmış değil ve kadınların gebe kaldığını öğrendiğinde ilaç kullanıyor olma olasılığı yüksek

Gebe ve fetus için kullanılması gerekli ilaçlar da var

Teratolojinin İlkeleri

Gebelikte kullanılan ilaçlar, fetusu etkileyebilir.

Plasenta,çok sayıda ilaç ve besin maddesinin geçişine elverişlidir.

Hastalara gebelik esnasında;  gerginlik, ağrı, viral enfeksiyonlara karşı ilaç dışı yöntemler öğretilmelidir.

İlaçlar, ancak çok gerektiğinde kullanılmalıdır.

Bir ilacın alımında yarar zarar bilançosu hesaplanmalı ve etkili en düşük doz uygulanmalıdır.

Hastalar, ilaç kullanımının riskleri konusunda eğitilmelidir. İlaçların inutero etkilerinin belirmesi yıllar sürebileceğinden, gebelikte herhangi bir ilacın alımında büyük dikkat gereklidir.

İlaçların plasentadan geçişi, değişik faktörlerin etkisindedir.

Yağda eriyen maddeler, plasentayı kolayca geçer.

Suda eriyen maddelerin molekül ağırlığı daha büyük olduğundan, bunların plasentadan geçişleri daha zordur.

Bir ilacın plazma proteinine bağlanma derecesi de plasentadan geçebilecek miktarını belirler.

Heparin ve insülin gibi büyük organik iyonlar dışında hemen bütün ilaçlar belli oranlarda plasentadan geçer.

Gelişim bozuklukları, genetik veya çevresel nedenlerden veya her iki nedenin etkileşmesinden oluşabilir.

İlaç alımı, doğum defektlerinin %2-3’ünü açıklar. Bozuklukların yaklaşık %25’i genetiktir fakat çoğunun nedeni bilinmez.

Gebelikte ilaç kullanırken çok kere düşünmek gerekir.  Çünkü ortaya çıkan defektin nedeni genetik bile olsa ilaç suçlanacak ve öneren hekim sorgulanacaktır.

Genel nüfusta büyük şekil bozukluklarının sıklığı genellikle % 2-3 olarak bildirilir.

Bir büyük şekil bozukluğu anensefali gibi yaşamla bağdaşamayacak veya yarık damak veya konjenital kalp hastalığı gibi düzeltilmesi büyük cerrahi girişimle mümkün bir defekt olarak tanımlanır.

Tüm ufak şekil bozukluklarının da (örn:fazla parmak) hesaba katılmasıyla, bu oran %7-10’a kadar çıkabilir.

Bir ilaç yüzünden oluşabilecek malformasyon riski, bu temel oranla karşılaştırılmalıdır.

İlaç teratojenitesinde, belirgin biçimde türe bağımlılık vardır. Örneğin, talidomid basit yapılı türlerde teratojenik değilken insanda güçlü bir teratojendir.

Bunun tersine,belli bazı fare alt gruplarında, yavrularda, kortikosteroidler yüksek oranda, yarık damakla birlikte veya yalnız başına yarık dudağa neden olabilmektedir. Buna karşılık bu ilaçların insanlarda teratojenik olduğunu gösteren tek bir çalışma yoktur.

Food and Drug Administration  (FDA) gebelikte ilaç kullanımına ilişkin beş kategori saptamıştır.

A,B,C,D,X

A kategorisi

Kadınlarda kontrollü çalışmalar,ilk trimesterde fetusta risk göstermemiştir ve fetusa zarar olasılığı çok küçüktür.

B kategorisi

Hayvan çalışmaları fetusa risk göstermemektedir ve fetusa olumsuz etki gösterebilecek kontrollü insan ve hayvan çalışmaları yoktur,fakat gebe kadınlarda yapılan kontrollü çalışmalarda fetusa risk görülmemiştir.

C kategorisi

Çalışmalar,ilacın,hayvanlarda teratojenik ve embriosid etkisi olduğunu göstermiştir.Fakat kadınlarda kontrollü çalışma yapılmamıştır veya hayvanlarda veya insanda o ilaca ilişkin çalışma yoktur.

D kategorisi

İnsanda fetal risk taşıdığına dair kanıt vardır, fakat belli bazı durumlarda (örneğin yaşamı tehdit eden durumlarda veya daha güvenli ilacın bulunmadığı veya etkisiz olduğu ciddi hastalıklarda), risklerine rağmen ilacın uygulanması geçerli kabul edilir.

X kategorisi

Hayvanlar ve insanlardaki çalışmalar fetal anomali göstermiştir veya insandaki deneyime bakarak fetal risk kanıtı vardır veya her iki koşul geçerlidir ve ilacın kullanımındaki risk,herhangi bir yarardan belirgin olarak fazladır.

Klasik teratojenik period,  bir 28 günlük menstrüel period için, son adetten sonraki 31. günden, 71. güne kadardır.

Bu kritik organogenez dönemidir ve teratojenler, genellikle doğumda tanınabilen şekil bozukluklarına yol açabilir.

Uygulamanın zamanlaması önemlidir. Bu dönemin başlangıcında ilaçların uygulanması, o zamanda gelişen organları (örn:kalp veya nöral tüp) etkiler. Klasik teratojenik periodun sonuna yakın kulak ve damak oluşmaktadır ve bu zamanda alınan bir teratojenden etkilenebilir. Çok acil olarak gerekmedikçe, ilaç tedavisi organ gelişiminin bu kritik dönemi tamamlandıktan sonraya ertelenmelidir.

Organogenez döneminden önce, bir teratojen genellikle, hep veya hiç etkisine sahiptir.

Döllenme yakınlarındaki uygulamada, embrio ya yaşamaz yada yaşamını anomalisiz sürdürür.

Bu dönemde birkaç hücre yaşayamazsa, hücrelerin geri kalanı, ilerideki organogenez açısından totipotansiyeldir.

Duyarlı serum gebelik testleri, gebeliği, döllenmeden bir hafta sonrasından itibaren teşhis edebilir.

Gebelik ihtimaline ilişkin herhangi bir sorun varlığında bu testler kullanılmalıdır.

Fetal gelişim, gebeliğin ikinci ve üçüncü trimesterlerinde de devam eder.

Dietilstilbestrol kullanımından kökenlenen bazı uterus anomalileri, ikinci trimesterde gerçekleşmiş ve puberte sonrasına kadar tanınmamıştı.

Beyin, gebelik ve neonatal dönem boyunca gelişimini sürdürür.

Gebeliğin ileri evrelerinde, kronik alkol alımıyla, fetal alkol sendromu görülebilir. Böylece,etkileri yaşamın daha ileri dönemlerinde tanınsa bile, ilaçlar fetusu, gebeliğin ileri dönemlerinde de etkileyebilir.

İlaç tedavilerinin çoğu, emzirmenin kesilmesini gerektirmez, çünkü anne sütüne geçen miktarlar, farmakolojik belirginlikte olmayacak kadar azdır.

Teratojenitenin genetik ve fizyolojik mekanizmaları

Teratojenler

Normal gelişimi bozarak

Anormal hücre farklılaşması

Doku büyümesinde değişiklikler

Hücre ölümüne yol açan spesifik fizyolojik süreçleri bozarak etki eder.

Folik asit metabolizmasının bozulması

Nöral tüp defektleri, kalp defektleri yarık dudak ve damak, hatta down sendromu gibi bazı konjenital anomaliler folik asit metabolizması yolaklarındaki defektlerden  kaynaklandığı düşünülmektedir.

Fetusun genetik yapısı

Paternal maruziyetler

Homeobox genleri

Homeobox genleri: Bir bölgeyi paylaşan korunaklı genler.

Örneği retinoik asittir. Embriyogenez sırasında, A vitamini gibi retinoidler, normal büyüme ve doku farklılaşması için gerekli olan bu genleri aktive ederler. Retinoik asit güçlü bir teratojendir ve bu gelişimin duyarlı aşamalarında kaotik gen ekspresyonuna neden olacak şekilde prematür olarak aktive edebilir

ALKOL

Etil alkol, bilinen en güçlü teratojenlerden biridir.

Fetal alkol sendromu ve alkolle ilişkili doğum defektleri: 

ALKOL

Etil alkol bilinen en güçlü teratojenlerden.

Aşırı alkol tüketimi ölü doğum riskini artırır.

Kötü fetal sonuçları ortaya çıkaracak minimum alkol miktarı bilinmemektedir.

Fetal duyarlılık, genetik faktörler, beslenme durumu, çevresel faktörler, eşlik eden hastalıklar ve maternal yaşa bağlı olarak değişkenlik gösterir.

ANTİKONVÜLZAN İLAÇLAR

Epilepsili gebelerde fetal malformasyon riskinde artış vardır. Genel riskten 2-3 kat daha fazladır.

Anjiotensin –Konverting Enzim (ACE) İnhibitörleri ve Anjiotensin-Reseptör Blokerleri

ACE inhibitörlerinin fetotoksik ve embriyotoksiktir. Kaptopril ve lizinopril’in  de ilişkili olduğu gösterilse de en sık ilişki kurulan ajan, enalapril’dir.

Normal böbrek gelişimi için gerekli olan renin-anjotensin sistemine zarar verebilirler.

Antifungaller

Flukonazol ve itrakonazol

Flukonazollle ilişkili konjenital malformasyon bildirilmiştir. Kafatası anomalileri, yarık damak, humero-radial füzyon ve diğer kol anomalileri.

Anti-inflamatuar Ajanlar

Nonsteroid Anti-inflamatuar ilaçlar (NSAİİ)

Teratojen olmadıkları düşünülür.

Üçüncü trimesterde kullanıldıklarında istenmeyen fetal etkileri olabilir.

İndometazin fetal duktus arteriozusun kapanmasını takiben pulmoner hipertansiyona neden olabilir.

Vazopressin düzeylerini ve duyarlılığını arttırarak fetal idrar çıkışını ve dolayısıyla amniyotik sıvı hacmini de azaltabilir.

Leflunamid

Romatoid artrit tedavisinde kullanılan primidin-sentez inhibitörüdür.

Gebelerde kullanımı kontrendikedir.

Hayvan çalışmalarında hidrosefali, göz anomalileri, iskelet anomalileri, embriyo ölümü tespit edilmiştir.

Antimalaryaller

Klorokin, kinin ve kinidin gebelik sırasında bu ilaçları alan annelerin çocuklarında konjenital anomali riskinde artış bildirilmemiştir.

İkinci veya üçüncü trimesterde asemptomatik malarya tedavisi için meflokin kullanımı, ölü doğum riskindeki beş katlık bir artışla ilişkilidir.

Antibiotikler ve Antiinfektif Maddeler

Gebe kadınlar özellikle vaginal mantar enfeksiyonlarına eğilimli olduklarından, antibiotikler ancak çok gerektiğinde kullanılmalıdır.

Antibiotik uygulamasının ardından, antifungal tedavi gerekebilir.

Antibiotikler ve Antiinfektif Maddeler

Kloramfenikol: Plasentadan kolaylıkla geçer ve anlamlı fetal kan düzeylerine ulaşır. Maruz kalan fetuslarda konjenital anomali sıklığında artış olmaz. Preterm yenidoğana verildiğinde gri bebek sendromu gelişebilir. Bu sendromda siyanoz, vasküler kollaps ve ölüm görülmektedir.

Sülfonamidler: Plasentayı geçebilse de fetal kan düzeyleri annenin düzeylerinden düşüktür. Teratojen değillerdir. Proteine bağlanma bölgelerine bağlanarak biluribin ile yer değiştirir.

Tetrasiklin: 25. haftadan sonra kullanıldığında süt dişlerinde sar-kahverengi renk değişikliğine yol açabilir ve fetusun uzun kemiklerinde birikebilir.

Nitrofurantoin: Kullanımıyla doğum defektlerinde artış saptanmamıştır. Glukoz-6-fosfat dehidrogenaz yetmezliği vakalarında hemolitik anemiye yolaçabilir ve yenidoğanın eritrositlerinde redüklenmiş glutation yetmezliği bulunduğundan, ilaç, gebeliğin sonunda kullanılmaması hususunda uyarı taşımaktadır. Buna karşılık, doğum öncesi ilacın alındığı vakalarda, yenidoğanda hemolitik anemi bildirilmemiştir.

 

Metronidazol: Gebeliğin erken veya ileri evrelerinde Metronidazol (Flagyl) kulanımının teratojenite ile ilgisi saptanmamıştır. Bir çalışmada, gebeliğin erken evresinde uygulamada, 55 çocuktan 4’ünde çeşitli önemsiz defekt bildirilmiştir. Collaborative Perinatal Project kapsamında da 31 çocuktan 2’sinde, beklenen insidansa yakın oranda anomali görülmüştür. Bunların yanısıra, gebelikte anneleri ilaç almış 880 çocukta beklenenin dışında olumsuz sonuç saptanmamıştır.

Aminoglikozitler ve diğer tbc ilaçları: Birinci trimesterde streptomisin kullanmış annelere ait 135 çocukta hiçbir teratojenik etki saptanmamıştır. Transplasental geçiş vardır ve gebelikte, tbc tedavisi kapsamında uzun süreli streptomisin kullanmış annelerin çocuklarında % 3-11 oranlarında ototoksisiteye rastlanmıştır. İşitme kaybı, doza bağımlıdır ve uzun süreli kanamisin kullanımında da görülmüştür. Ciddi enfeksiyonların tedavisinde gerektiklerinde bu ilaçların uygulama süresi kısa olmalı ve fetal etkiyi en azda tutmak için,maternal serum düzeyleri kontrol altında bulundurulmalıdır.

 

Güvenli antimikrobikler
B Grubu

Antineoplastik ajanlar

Siklofosfamid

Fetal anomali, ekstremite öncüllerinin nekrozu, el ayak parmaklarında hipoplazi, yarık damak, tek koroner arter, kapalı anüs, mikrosefali ile birlikte fetal büyüme kısıtlılığı. Siklofosmaid uygulayan hemşirelerde fetal kayıp riskinde artış olabilir.

Metotrexat ve Aminopterin

Büyüme kısıtlılığı, kafatası kemikleşmesinde yetersizlik, kraniyosinositozis, mikrognati ve ağır ekstremite anomalileri.

Tamoksifen

Nonsteroid selektif östrojen-reseptör modülatörü (SERM) meme kanseri tedavisinde adjuvan olarak kullanılmaktadır. Sıçan ve farelerde karsinojeniktir. Gebelik kategorisi D’ dir.

 

Antiviraller

Amantadin, gebelikte influenza infeksiyonlarını önlemek, değiştirmek veya tedavi etmek için kullanılır. Yüksek dozlarda hayvanlarda embriyotoksik ve teratojeniktir, gebelikte güvenilir bir şekilde kullanılmasıyla ilgili veriler kısıtlıdır.

Ribavirin, yenidoğan ve genç çocuklarda respiratuar sinsityal virus (RSV) tedavisinde inhaler olarak verilmektedir. Tüm hayvan türlerinde oldukça teratojeniktir.  Gebelik kategorisi X

Bosentan

Pulmoner hipertansiyon tedavisinde kullanılan endotelin-reseptör antagonistidir. Sıçanlarda teratojenikdir. Kategori X

Hormonlar

Dış genital bölgeyi oluşturacak olan primordiyal yapılar ilk 9 haftada bipotansiyeldir’ler. 9-14 haftalar arasında testis, androjen salgılar ve erkek fetusta erkek perineal fenotipi gelişir. Overler, androjen salgılamadığından dişi fetus, 20. haftada tamamlanan dış fenotipini geliştirmeye devam eder, ekzojen seks hormonlarına 7. haftadan önce maruz kalmanın genellikle dış yapılar üzerinde etkisi yoktur. Ancak 7. ve 12. haftalar arasında dişi genital dokusu ekzojen androjenlere duyarlıdır ve maruziyet tam maskülinizasyonla sonuçlanabilir. Doku 20. haftaya kadar bir miktar yanıt vermeye devam eder ve maruziyet sonucu kısmi maskülinizasyon ya da ambigus genitalya gelişebilir.

Hormonlar

Androjenler ekzojen androjen maruziyetinin bir örneği otozomal resesif bir durum olan konjenital adrenal hiperplazidir. Ekzojen androjenlere maruziyet benzer fetal etkiler oluşturabilir, fakat ekzojen androjenlerin neden olduğu maskülinizasyon doğumdan sonra ilerlemez.

Testosteron ve anabolik steroidler dişi bir fetusun ilk trimesterde maruziyeti, labiskrotal füzyon, geç fetal maruziyeti ise fallik büyümeyi de içeren değişik derecelerde virilizasyon ile sonuçlanır.

Danazol etinil testosteron türevinin, hipofiz-over aksını baskılayan zayıf androjenik aktivitesi söz konusudur. Endometriozis tedavisinde kullanılır. Erken gebelik sırasında kullanımında virilizasyon oluşturabilir.

Östrojenler  varolan östrojen bileşiklerinin çoğu fetal gelişimi etkilemez. OKS ler konjenital anomalilerle ilişkili değildir.

Hormonlar

Dietilstilbestrol (DES): Sentetik östrojen. 1940-1971 arsında yaklaşık 6 milyon insanda yüksek riskli gebede ‘destek’ amacıyla kullanılmıştır. Prenatal dönemde maruz kalan kadınlarda vajinal berrak hücreli adenokarsinom geliştiği tespit edildi. DES yapısal ve fonksiyonel bozukluklara neden olur. Maruz kalan dişi fetuslarda servikal eversiyon ve ektropiyon ektopik vajinal glandüler epitel gelişimi _adenozis_  gözlenir. Bu lezyonlar malign potansiyele sahiptir. Serviks ya da vajinada yapısal anormallikler gelişebilir. T şekilli uterin kavite; servikal yakalar, başlıklar, septa ve büzümüş fallop tüpleri vd.

İmmün sistemi baskılayan ilaçlar

Kortikosteroidler (KS): Hidrokortizon, prednizon ve diğer KS hayvan çalışmalarında yarık damakla ilişkili bulunmuştur. İlk trimesterde kullanıldıklarında KS kategori D’dir.

Mikofenolat Mofetil:  İnozin monofosfat dehidrojenaz inhibitörü ve ilişkili bir ajan olan mikofenolik asit böbrek karaciğer veya kalp transplantasyonu yapılanlarda rejeksiyonu önlemek için kullanılır. Spontan düşük ve bazı anomaliler riskinde artış (kulakla ilgili) tespit edilmiştir.

İyot preparatları

  Radyoaktif  iyot gebelikte kontrendikedir. Plasentadan kolaylıkla geçer.

Metil Civa

Gelişim geriliği, hafif nöroloji anormallikler, mikrosefali veya ciddi beyin hasarına yol açabilir.

Gebelik sırasında yüksek miktarda kontamine balık yenilmemelidir. (kılıç balığı, köpek balığı haftada 158 gr dan fazla ton balığı)

Psikotrop ilaçlar

Lityum: Manik depressif hastalıkta kullanılır. Sağ ventrikülün atralizasyonuna yol açan triküspit kapağın aşağı doğru veya apikal yer değiştirmesiyle karakterize nadir görülen Ebstein anomalisi ile ilişkilidir. İlk trimesterde lityum alan kadınlara fetal ekokardiyografiyle birlikte ayrıntılı sonografi yapılması önerilmektedir. Lityum geçici neonatal toksisiteye  neden olabilir.  Etkileri, hipotiroidi, diabetes insipitus, kardiyomegali, bradikardi, elektrokardiyografi anormallikleri, siyanoz ve hipotonidir.

Selektif Seratonin-Geri Alım İnhibitörleri (SSRI): Sitalopram, esitalopram, fluoksetin, paroksetin ve sertralin: Kardiyovasküler anomali riskinde artış özellikle paroksetin kullanan kadınların bebeklerinde. Gebelikte SSRI maruz kalan fetuslarda nenatal davranış sendromu gözlenebilir. Sinirlilik, titreme, artmış kas tonusu, beslenme veya sindirim bozuklukları, irritabilite veya ajitasyon ve respiratuar distress olabilir.

Retinoidler

Embriyogenez sırasında homeobox gen kümesini aktive ettiğine inanılmaktadır.

A vitamini iki doğal formu vardır. Beta karoten, provitamin A nın prekürsörü. Doğum defektine yol açmaz. Retinol, en fazla hayvan karaciğerinde bulunur. Prenatal dönemde yüksek doz A vitamini verilmesinde konjenital anomaliler ortaya çıkabilir. Günlük önerilen doz 5000 IU.

Beksaroten: dirençli T hücre lenfoma tedavisinde kullanılr. Sıçanlarda göz,kulak anomalileri, yarık dudak neden olabilir. Bu ilacın gebelikte kullanımı kontrendikedir. Partnerleri gebe olan erkek hastalara beksaroten alırken ve tedaviyi bıraktıktan sonraki 1 ay süresince kondom kullanmaları önerilir.

Retinoidler

İzotretinoin Dermatolojide akne tedavisinde kullanılır. Genel kullanımdaki en güçlü teratojenlerden birisidir. İlk trimesterde maruziyet fetal ölüm ve talidomide benzer şekilde 26 kat artmış anomali oranı ile ilişkilidir.  Kranyum, yüz, kalp, merkezi sinir sistemi ve timus anomalileri oluşturabilir. Küçük kulak veya kulak yokluğu, anomalileri çok sık görülür.

Etretinat  Psöriyazis tedavisinde oral kullanılan bir retinoid. İzotretinoin’e benzer şekilde ciddi anomalilerle ilişkilidir. Lipofilik olup yarılanma ömrü 120 gündür tedavinin kesilmesinden 3 yıl sonra bile serumda saptanır.

Tretinoin  Akne vulgaris tedavisinde jel şeklinde ve akut promiyelositik lösemi tedavisinde oral formları kullanılır. Teratojeniktir.

Talidomid

Anksiyolitik ve sedatif  bir ilaçtır. En fazla bilinen insan teratojenidir. Menstruel dönemin 34-50. günleri arasında spesifik zaman penceresnde maruz kalan fetusların, yaklaşık % 20 sinde malformasyona neden olur. Defektler: kulaklar, KVS, barsak kasları gibi mezodermal yapılarla sınırlıdır. Ekstremite redüksiyon defekleri sıktır

Warfarin ( Kumadin türevleri)

Plasentadan kolay geçer. Teratojendir. 6. ve 9. haftalarda maruz kalmışsa fetusta warfarin embriyopatisi riski artmıştır. Burun ve yüz orta hat hipoplazisi oluşabilir.

  1. ve 3. trimester boyunca maruz kalmışsa korpus kallozum agenezisi, Dandy-Walker malformasyonu ve orta hat serebelar atrofi, mikroftalimi, optik atrofi ve körlük oluşabilir.

Bitkisel İlaçlar

Tütün

Sigara dumanı nikotin, kotinin, siyanid, tiyosiyanat karbonmonoksit vd teratojenleri içerir. Fetal büyümeyi kısıtlar. Sigara kullanımı subfertileteye, spontan gebelik kaybına neden olabilir.

ANNE SÜTÜNDEKİ İLAÇLAR

Birçok ilaç, anne sütünde, çocuk için klinik anlam taşımayacak düzeylerde bulunabilir. Süte geçiş hızı, ilacın yağda eriyebilirliği, molekül ağırlığı, proteine bağlanma derecesi, iyonizasyon derecesi ve aktif salgının olup olmadığına bağlı olarak değişir.

Uterin kan akımı

İlacın karakteristik özellikleri

Plasentanın karakteristik özelliği de fetusa geçen ilaç miktarını etkileyen faktörlerdendir.

İyonlaşmayan küçük moleküllerin(örn:etanol) geçişi kolaydır. Dozaj fazlalığı veya renal fonksiyon yetmezliği gibi nedenlerle annede bir ilacın aşırı yüksek kan konsantrasyonları, ilaçların süte daha yüksek konsantrasyonlarda geçmesine yol açar. Bu nedenle, emziren anneler, tedavi için minimum etkili dozları kullanmalıdır.

Anne sütündeki ilacın miktarı anne kanındaki düzeyin bir değişken bölümüdür ve bu da maternal oral dozla orantılıdır. Böylece, çocuğa geçen doz, maternal dozun, ortalama %1-2’si kadarı olup genellikle subterapötiktir.

ANNE SÜTÜNDEKİ İLAÇLAR

Bu miktar çoğunlukla öyle küçüktür ki hiçbir yan etki gözlenmez. Buna karşılık, toksik ilaçların herhangi bir miktarı zararlı olabilir. Allerji de gözlenebilecek bir reaksiyondur.

Küçük miktardaki ilaçların uzun süreli etkileri henüz bilinmemektedir. Ayrıca gelişmemiş enzim sistemlerinden ötürü, bebeklerde ilaçların eliminasyonu daha yavaştır. Emzirmenin yararları iyi bilindiğinden, ilaçların süte geçme riskleri, bu yararlarla karşılaştırılmalıdır.

Laktasyonun tam anlamıyla yerleşmesinden önce, postpartum bir iki gün içinde, bebek sadece az bir miktar kolostrum aldığından, bu dönemde, sütle atılan ilaç miktarı çok küçüktür.

Sezeryan doğumu yapan annelere bu zaman içinde uygulanan analjeziklerin ve diğer ilaçların çocuğa hiçbir olumsuz etkisi olamayacağı anlatılmalıdır.

Emzirme süresince gündelik uygulama gerektiren ilaçlar için, anne sütündeki farmakokinetiğe dair bilgi gerekir; bu sayede, çocuğa ulaşacak doz en aza indirgenir. Örneğin, bebek geceleri daha seyrek meme alıyorsa, akşam memesinden sonra ilacın alınmasında yarar vardır. Genellikle ilaçlar memeden sonra verilmeli ve uzun etkili ilaçlardan kaçınılmalıdır.

EMZİRME DÖNEMİNDE KONTRENDİKE OLAN İLAÇLAR

American Academy of Pediatrics, emzirmede ilçların etkisini incelemiş ve sınıflandırmıştır.

Akademi üyelerine göre

amfetaminler,

kokain,

eroin,

marijuana,

fensiklidin

nikotin gibi bağımlılık oluşturan ilaçların tümü emzirme döneminde kontrendikedir.

SİTOTOKSİK MADDELER

Siklofosfamid,

Siklosporin ve

Doksorubisin, bebekte immunosupresyona yol açabilir; bunlar ve diğer sitotoksik maddelere ilişkin veriler çok kısıtlıdır. Genellikle, bu ilaçların potansiyel riskleri karşısında, emzirmeyi sürdürmek doğru değildir.

BROMOKRİPTİN

Bir ergot alkaloidi türevi olan bromokriptin, laktasyona inhibitör etkili olduğundan, kullanılmamalıdır.

ERGOTAMİN

Migren ilaçlarındaki dozlarıyla, ergotaminlerin, bebeklerde kusma, diare ve konvülsiyonlara yolaçtığı bildirilmiş olduğundan, genellikle bu ilaçlardan kaçınılmalıdır. Buna karşılık, postpartum dönemde, uterin kontraktilitesi için gerekli ergot, laktasyona kontrendikasyon oluşturmaz.

RADİOFARMASÖTİK MADELER

Radiofarmasötik maddelerin uygulanmasında, sütte hiçbir radioaktivitenin bulunmadığını garantilemek için belli sürelerde emzirmeye ara verilir.

GENELLİKLE EMZİRMEYLE ÇELİŞMEYEN İLAÇLAR

ANTİBİOTİKLER

Penisilin türevleri, emziren annede güvenle kullanılabilir. Ampisilinin genel terapötik dozlarında, süt:plazma oranı 0.2’den küçüktür ve bebeklerde hiçbir olumsuz etkisine rastlanmamıştır. Duyarlı kişilerde veya uzun süren tedavilerde, diare ve candidiazis, teorik kaygılara yol açar.

Dikloksasilin, %98 proteine bağlanır. Meme enfeksiyonları bu ilaçları tedavi edildiği takdirde çok azı süte geçecek ve anne emzirmeyi sürdürebilecektir.

Sefalosporinler  ancak eser miktarlarda süte geçer. Bir çalışma kapsamında, günde üç kez IM 500 mg Sefazolin uygulandıktan sonra sütte ilaca hiç rastlanmamıştır.

Tetrasiklin

Emziren bir kadın tarafından alındıktan sonra, tetrasiklin’e bağımlı dişlerin boyanması ve kemik gelişiminin gecikmesi bildirilmemiştir. Bunun nedeni,herhalde ilacın kalsiyuma ve proteine bağlanma kapasitesinin yüksek oluşu sonucu,süte geçişinin sınırlanmasıdır. İlacın sütteki miktarı anne plazmasındakinin yaklaşık yarısıdır. Bu nedenle, serbest tetrasiklin miktarı, önemsenmeyecek kadar küçüktür.

Sulfonamidler

Sütte çok az miktarlarda görülebilir ve uygulanmaları, emzirme esnasında kontrendike değildir. Buna karşılık, yaşamın ilk 5 günü içinde veya premature bebeklerde, hiperbilirubineminin sorun olabileceği durumlarda, ilaç, bilirubinin albümine bağlanma bölgelerinde, yerini alabileceğinden, uygulamasından kaçınmak gerekir.

Emziren annelerin isoniazid almalarının bebeklerde hiçbir sakıncasına rastlanmamıştır ve bu ilacın emzirmeyle çelişmediği bildirilmiştir.

Bir Cevap Yazın